Sendikacılık Mücadele midir, Hesaplaşma mı?
Sendikalar çalışanların hakkını savunmak için vardır. Ancak sendikal güç kişisel hesaplaşmaların aracı haline gelirse hem kurumlar zarar görür hem de şehir kaybeder. sağlık camiasında yıllardır konuşulan tartışmalar işte tam da bu soruyu gündeme getiriyor

Sendikacılık Mücadele midir, Hesaplaşma mı?
Bugün biraz sendikacılıktan söz etmek istiyorum.
Sendikacılık nedir?
Üyelerinin hakkını aramak, çalışanların sesi olmak, adaletsizlik karşısında durmak değil midir?
Peki sendikacılık; zamanı geldiğinde kendi üyelerine bile oyun çevirmek, arkalarından iş çevirmek midir?
Ya da idareciler benim istediğimi yapmadı diye sağda solda dolaşıp onları siyasete, valiliğe, bakanlığa şikâyet etmek midir?
Yanlış anlaşılmasın. Eğer bir idareci gerçekten haksızlık yapıyorsa, elbette sendikalar üyelerinin hakkını savunmalıdır. Bu zaten sendikacılığın en temel görevidir.
Ancak mesele “benim dediğim olsun” anlayışına dönüşüyorsa, burada durup düşünmek gerekir.
İdareci benim istediğim kişiyi atamadı…
Benim sevdiğimi istediğim yere getirmedi…
Benim istemediğimi görevden almadı…
Bu gerekçelerle sürekli şikâyet mekanizması çalıştırılıyorsa bunun adı sendikacılık mıdır, yoksa başka bir şey mi?
Dahası, kendi üyelerine bile tepeden bakan, ters düştüğünde onları dahi şikâyet eden bir anlayış… Üyeler istifa ettiğinde ise yine koşarak “İdareciler buna engel olsun, olmuyorlarsa istifa etsinler” diye baskı kurmaya çalışan bir zihniyet…
Böyle bir sendikal anlayış çalışanlara ne kazandırır?
Elbette burada sözüm işini düzgün yapan sendikalara değildir.
Üyeleriyle istişare eden, onların hakkını savunan, yerelde ve ulusalda sendikal mücadele veren kurumlar bu eleştirinin dışındadır.
Kırşehir’de sağlık camiasında uzun yıllardır konuşulan bir konu var.
Sağlık-Sen Kırşehir Şube Başkanı Yasin Yücesan uzun zamandır sendika başkanlığı görevini yürütüyor. Yapılan seçimlerde Cuma Köysüren’e karşı seçimi kaybetmesine rağmen, daha sonra Köysüren’in görevden ayrılması üzerine genel merkez tarafından tekrar göreve atanmıştı.
Ancak sağlık camiasında konuşulanlar daha çok sendikal faaliyetlerden ziyade farklı konular etrafında dönüyor.
Örneğin işlettiği lokanta meselesi…
Elbette herkes ticari faaliyet yapabilir. Buna kimse itiraz etmez. Zaten bilindiği kadarıyla işletme oğlunun üzerine. Ancak iddialara göre sendikanın organizasyonlarının bu lokantada yapıldığı ve bu organizasyonların sendikaya fatura edildiği ve hatırı sayılır para kazandığı konuşuluyor. Bu durum kamuoyunda doğal olarak bazı kafalarda soru işaretleri oluşturuyor.
Etik midir, değil midir?
Bu sorunun cevabını elbette sendikanın genel merkezi verecektir.
Bir diğer konu ise sağlık yöneticileriyle yaşanan bitmeyen anlaşmazlıklar.
Uzun yıllardır sağlık camiasını takip eden biri olarak şunu söyleyebilirim: Yasin Yücesan’ın sendika başkanlığı döneminde neredeyse hiçbir il sağlık müdürüyle uzun süreli bir uyum yakalanamadı.
İlk dönemlerde İl Sağlık Müdürü Suat Türkoğlu görevdeydi. Başlangıçta ilişkilerin oldukça iyi olduğu söyleniyordu. Hatta sık sık birlikte yapılan mangallar konuşuluyordu. Ancak bir süre sonra araya adeta bir “kara kedi” girdi ve Türkoğlu hakkında şikâyetlerin başladığı konuşulmaya başlandı.
Sonrasında İl Sağlık Müdürü olarak Ali Bulut göreve geldi. İlk günlerde çiçeklerle karşılandı, birlikte fotoğraflar verildi. Her şey iyi görünüyordu. Ancak kısa süre sonra yine aynı karakedi ortaya çıktı.( İl sağlık müdürlüğünde yetkiyi başka sendika alınca)Aradaki mesafe açıldı ve şikâyetlerin başladığı iddiaları dillendirildi.
Ardından İl Sağlık Müdürü Ertan Değirmencioğlu dönemi…
Ve yine benzer tartışmalar. Aynı karakedi(Müdürlükte yetkili sendikayı tekrar alamadığı gibi hastanede de yetkili sendikayı alamadığı dönem).
Son olarak ise hemşerimiz, Mucurlu Süleyman Ersoy önce Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi, ardından İl Sağlık Müdürü oldu. Ancak iddialara göre bu dönemde de sendika yönetimi memnuniyetini ifade etmedi.
Sadece il sağlık müdürleri değil…
Birçok hastane başhekimi ve sağlık yöneticisiyle de benzer sorunların yaşandığı konuşuluyor.
Burada insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bir sendika başkanı görev süresi boyunca hiçbir il sağlık müdürüyle mi anlaşamaz?
Bir tanesi kötü diyelim…
İkincisi de kötü…
Üçüncüsü de mi kötü?
Hepsi mi yanlış?
Sürekli kavga etmek, sürekli görevden aldırmaya çalışmak sağlık camiasına ne kazandırır?
Daha önemlisi Kırşehir’e ne kazandırır?
Şehrimizde sağlık sistemi hepimiz için hayati önem taşıyor. Uzun yıllar boyunca sağlık kurumları iç çekişmelerle gündeme geldi. Ancak son birkaç yıldır bu tartışmaların azaldığı, sistemin biraz daha rayına oturduğu konuşuluyordu.
Tam da böyle bir dönemde yeniden gerilim üretmenin kime faydası var?
Buradan şehrimizin seçilmiş ve atanmış yöneticilerine, siyasetçilerine ve mülki amirlerine bir çağrıda bulunmak istiyorum:
Kırşehir’in sağlık sistemi küçük hesapların, koltuk mücadelelerinin ve kişisel menfaatlerin konusu olmamalıdır.
Bu şehir hepimizin.
Geliniz, sağlık sistemi üzerinden hesap yapanlara, koltuk arayanlara ve kişisel çıkar peşinde koşanlara hep birlikte “dur” diyelim.
Çünkü mesele sendika meselesi değil…
Mesele Kırşehir’in sağlığıdır.






