BİLEREK SAPLA SAMANI KARIŞTIRANLAR.
Ordunun çelik omurgası astsubaylar, Astsubaylık gerçeğini görmeyenlerin gözüne soka, soka anlatıyorlar. Gerçeği saklayanlar, görmezden gelenler. Verdikleri sözleri yerine getirmeyenler.

BİLEREK SAPLA SAMANI KARIŞTIRANLAR.
Ordunun çelik omurgası astsubaylar, Astsubaylık gerçeğini görmeyenlerin gözüne soka, soka anlatıyorlar.
Gerçeği saklayanlar, görmezden gelenler. Verdikleri sözleri yerine getirmeyenler. Kamuyu yalanla kandıranlar. Gerçekleri daha nereye kadar saklayacaklar? Aşağıdaki yazı bu ülkenin ordusunda görev yapanların gerçeğidir. Onlar ne kadar ekmek o kadar köfte demiyor. Onlar statüden doğan haklarını istiyorlar.
“Astsubaylık: devlet memurluğu değil, devletin yükünü taşıyan askerî statüdür
“Onlara verirsek, diğer memurlar da ister?”
Bu cümle yıllardır bir duvar gibi önümüze konuluyor.
Bir hak konuşulacağı zaman.
Bir statü düzenlemesi gündeme geldiğinde.
Bir özlük iyileştirmesi tartışıldığında.
Sanki astsubay bir ayrıcalık istiyormuş gibi.
Hayır. Astsubay ayrıcalık istemiyor. Astsubay yaptığı görevin niteliğine uygun statü istiyor. Ve bu ikisi aynı şey değildir.
Astsubaylık nedir?
Astsubaylık; 15 yıl mecburi hizmetle başlayan bir meslektir. Daha göreve adım atarken özgürlük alanınız daralır. “Deneyeyim, olmazsa bırakırım” diyemezsiniz. Karar verdiğiniz anda bir sözleşmeye değil, bir zorunluluğa girersiniz.
Bu; sıradan bir kamu görevi değildir. Devlet memuru; memuriyetini bırakabilir. İstifa eder, başka bir mesleğe geçer. Kariyerini değiştirebilir. Astsubay için bu yol fiilen kapalıdır. Mecburi hizmet zinciri vardır.
Hukuki rejimi askerîdir. Sivil hukukla bire bir kıyaslanamaz.
Tayin gerçeği: Kök salamamak… Devlet memuru bulunduğu ilde yıllarca kalabilir. Bağını kurar. Çevresini oluşturur. Ev alır. Yatırım planı yapar. Yan iş yapabilir. Toprağıyla ilgilenebilir. Hayatını uzun vadeli kurgulayabilir.
Astsubay için hayat böyle işlemez.
Astsubay istediği yerde değil, istenilen yerde görev yapar.
Bir sabah emir gelir. Bir şehir biter. Bir okul yarım kalır. Bir dostluk kapanır. Çocuk yeniden başlar. Eş yeniden iş arar. Ev yeniden kurulur. Kök salamamak; romantik bir cümle değildir. Gerçek bir hayat pratiğidir.
Bir insanın 25 yıl boyunca her 3–4 yılda bir yer değiştirdiğini düşünün. Bu yalnızca coğrafi değil, psikolojik bir yıpranmadır.
Risk bölgesi olabilir. Sınır hattı olabilir. Harekât sahası olabilir.
Devlet memurluğu geniş bir çerçevedir. İçinde çok saygın, çok kıymetli meslekler vardır. Ama o mesleklerin büyük kısmı; sefer görev emri altında yaşamaz. Silah taşıma sorumluluğu taşımaz. Askerî ceza kanununa tabi değildir. Emeklilikte dahi askerî yükümlülük bağını sürdürmez.
Bir imam örneği: Devlette görev yapan bir imam; günlük ibadet vakitleri dışında zamanını planlayabilir. Bahçesiyle ilgilenebilir. Ek gelir elde edebilir. Hayatını yerleşik bir düzende kurabilir. Bu bir eleştiri değildir. Bu bir kıyas zemini çizimidir.
Astsubay ise 7/24 görev esasına tabidir. Mesai kavramı yoktur. “Görev bitti” denilen bir çizgi yoktur. Telefon gece çalar. Tatbikat hafta sonuna denk gelir. Alarm bayram günü gelir. Sefer emri hayatın içindedir. Bu iki rejim aynı değildir.
“Diğer memurlar da ister” refleksi. Sorun tam da burada başlıyor. Astsubay bir düzenleme istediğinde, mesele hemen “genel memur dengesine çekiliyor. Oysa astsubaylık 657’ye tabi değildir. 926’ya tabidir.
Hukuki rejimi farklı. Disiplin rejimi farklı. Risk rejimi farklı. Yaşam rejimi farklı. Farklı bir rejimi; genel memur skalasına sıkıştırmak adalet üretmez.
Bu yaklaşım şunu ima eder: “Eğer size verirsek zincirleme hak talebi doğar.” Hak zincirleme hastalık değildir. Adalet bulaşıcıdır.
Eğer bir meslek 15 yıl mecburi hizmetle başlıyorsa, tayinle kök salamıyorsa, risk bölgelerinde görev yapıyorsa, askerî disiplin altında yaşıyorsa, emeklilikte dahi sefer yükümlülüğü taşıyorsa; o mesleğin karşılığı genel memur kıyasıyla belirlenemez.
Astsubaylık ne üsttür ne alt. Astsubaylık; devlet memurluğunun üstü ya da altı değildir. Astsubaylık; farklıdır. Farklı bir askerî teknik liderlik statüsüdür. Sorun; bu farklılığın hukuki ve akademik olarak net tanımlanmamış olmasıdır. Statü sisinin sebebi budur. Hak talebi ayrıcalık gibi gösterilir. Yetki belirsiz bırakılır. Sorumluluk net verilir ama karşılık net tanımlanmaz. Sonra denir ki; “Memurlarla eşitlemeyin.”
Biz zaten eşitleme istemiyoruz. Biz diyoruz ki; eşitlemeyin, doğru yere koyun.
Son söz… Astsubaylık; devlet hizmet ortamında sıradan bir kamu görevi değildir.
Bu meslek; Mecburi hizmetle başlar. Tayinle şekillenir. Riskle yürür. Disiplinle yaşar. Sefer emriyle sürer.
Bu gerçeği dile getirmek kimseyi küçültmek değildir. Ama astsubaylığı sıradan memur statüsüne indirgemek de gerçeği çarpıtmaktır. Adalet; herkesin aynı hakka sahip olması değildir. Herkesin yaptığı işin niteliğine uygun hakka sahip olmasıdır.
Astsubaylık; devlet memurluğu ile bire bir kıyaslanamaz. Çünkü yükü farklıdır. Bedeli farklıdır. Hayat rejimi farklıdır. Ve artık bu farkın adını koyma zamanı gelmiştir.
Bizim derdimiz; kendimizi anlatmak, statü sorunlarımızı açıklamak ve kurumsal çerçevedeki belirsizlikleri görünür kılmaktır. Bizim kamu çalışanlarının da desteğine, bizi anlamalarına ve meseleyi doğru okumalarına ihtiyacımız var.
Biz kimseye karşı değiliz.
Biz sadece kendimizi doğru zeminde anlatma gayretindeyiz.
Yunus Bilgiç
3 Mart 2026
Astsubay Gerçeği






