NE ARA BİZ BÖYLE OLDUK YA...
Kırşehir’in değişen yüzü, kaybolan sıcaklığı ve sessizleşen sokakları üzerine bir değerlendirme…

Bizim Şehir Ne Oldu Böyle? Eskiden Kırşehir denince insanın aklına huzur gelirdi. Yeşil, sakin, küçük ama güzel bir memur şehri derdik. Şimdi bakıyoruz da o eski Kırşehir’i bulmak zorlaştı. Her yer bina oldu. Hem de öyle iki kat, üç kat değil; kat üstüne kat. “Şehir büyüyor” diyorlar ama insanın içi daralıyor.
Eskiden sokaklar genişti, şimdi binalar geniş. Eskiden yolda yürürken tanımasan bile selam verirdin. Şimdi herkes telefonuna bakarak geçip gidiyor. Aynı şehirde yaşıyoruz ama sanki kimse kimseyi tanımıyor artık. Menfaat ve çıkar odaklı insanların bu kadar belirginleşmesi insanın canını sıkıyor. Ne kahvenin ne de çayın hatırı kaldı.Makam sahipleri koltuk gidecek diye kırk takla atıyor. İşini yapıyormuş gibi sosyal medyada görünmeye çalışanlar ise sadece kendini kandırıyor. Teoride varız, icraatta yokuz.
Bu şehrin insanı “kader kısmet” demekten de bıkmış durumda. STK’lara bakıyorsun, çoğu gösteriden ibaret. “Çok çalışıyoruz” deyip yurt dışı tatillerinde yorgunluk atanlar var. Konuşmayalım, eleştirmeyelim, herkese hoş görünelim… Peki bu mu mutluluğun resmiyse? Ben o resimde yokum.
En acısı ne biliyor musunuz? Gençler gidiyor. Okuyorlar, mezun oluyorlar, sonra ilk fırsatta başka şehirlere yöneliyorlar. Çünkü iş yok, umut az. “Burada gelecek kurulur mu?” diye soruyorlar, insan cevap veremiyor. Siyaset desen ayrı bir dert. Herkes konuşuyor, tartışıyor ama şehir bir türlü rahatlamıyor. Hizmet konuşulacağına kavga konuşuluyor. Olan yine bu şehre oluyor.
Bir de deprem gerçeği var. Hepimiz bu bölgenin deprem bölgesi olduğunu biliyoruz. Ama buna rağmen binalar yükselmeye devam ediyor. İnsan ister istemez korkuyor. Ev dediğin şey önce güven vermeli. Köyler ise içler acısı… Her yıl biraz daha boşalıyor. Tarlalar sahipsiz kalıyor. Köy evlerinin kapısı daha az açılıyor. Şehir büyüyor diyoruz ama aslında köyler sessizce bitiyor. Sokakta yürüyün, insanların yüzüne bakın… Herkeste bir yorgunluk var. Kimse açık açık söylemiyor ama herkes hissediyor: Bir şeyler yolunda gitmiyor. Peki şehir bitti mi? Hayır. Şehir, insanlar vazgeçince biter. Asıl mesele şu: Biz bu şehirden vaz mı geçiyoruz, yoksa sahip mi çıkacağız? İşte herkesin kendine sorması gereken soru bu.






