Hukuk Susarsa, Cinayet Konuşur.Bu Utanç Hepimizin Üzerinde
Adalet korkarsa, eğitim susturulursa, suç siyasete kurban edilirse; geriye sadece ölü çocuklar ve utanç kalır.Yan baktı diye öldürülen çocuklar, tehdit edilen aileler ve sessiz kalan bir devlet… Bu tablo ne kaderdir ne tesadüf.Sonumuz hayırola canlar..

ÇÜRÜME… HUKUKSUZLUK HER YERDE.
Cezai Ehliyet: Hukuk bu anlayış içinde suç işleyeni koruyor! Bebek katillerinin serbestçe dolaştığı, tek bir cana kıymamış insanları tutsak edildiği ülke hukuk ülkesi değildir. Sessiz kalarak bunca zulme ortak olanların inşa ettiği bu düzen adalet değil, insanlığın çöküşüdür.
Bu ülkenin çocukları sokakta, parkta, otobüste akranlarınca katlediliyor. Yargı bu konuda neden kendini yenilemez. İnfaz kanununda yaptıkları değişiklikler reform olabilir mi? Katili, saldırganı gaspçıyı salıvermek diğer yanda kalan canileri daha da cesaretlendirmiyor mu?
Ülkenin pırlanta gibi çocuklarını sokak ortasında canice katlediyorlar ve katletmeyi devlet seyrediyor ve gerekli yaptırım uygulamıyorsa devlet, devlet değildir. Kişilere karşı işlenmiş suçları siyasetçi kendi ikbali için farklı akreditasyonlarla af ediyorsa çürümüşlük yayılıyor demektir.
Yargıç korkuyor Emekli Memurların Anayasal hakları konusunda karar veremiyor.
Doktor korkuyor hastayı ve hastanın durumu ile karar veremiyor.
MSB olan general eskisi Astsubayların hak ettiği özlük haklarını konusunu konuşmaktan korkuyor.
Bir ortaçağ artığı karnelerden Mustafa Kemal Atatürk’ü ve İstiklal Marşını kaldırıyor.
Türkiye’de en yüksek maaş alan soysuz THY Genel Müdürü itaatte kusur etmiyor. “Türk Hava Yolları” cümlesinin önündeki “Türk” kelimesini kaldırıyor. Atatürk siluetli THY rozetlerin THY personelinin takmasına yasak getiriyor.
Bir cani sokak ortasında pırıl, pırıl genci bıçaklayarak öldürüyor. Katilin ailesi öldürülen çocuğun ailesini tehdit ediyor. Tehdit eden aileye yönelik hiçbir işlem yok. Gözaltına alıp salıvermek caydırıcılık değil, suçluyu kollamaktır.
Asıl amacım pırıl, pırıl gençlerin sokak ortasında katledilmelerini yazmaktı. İnanın içim yanıyor. Ve bir alıntı paylaşacağım.
“Yan baktı öldürüldü. Kardeşim dedi öldürüldü. Kız kardeşini korudu öldürüldü. Bu annelerin hepsinin ortak noktası aynı. Hiçbir suçu yokken masum evlatlarını toprağa verdiler. Karşı tarafın ortak noktaları da değişmiyor. Hepsi 18 yaşından küçük, hepsi aynı dilde konuşuyor. Aynı tarzda geziyor. Aynı öfkeyle hareket ediyor. Ve sadece öldürmekle kalmıyorlar. Öldürdükleri çocukların ailelerini de susturmak için tehdit ediyorlar.
Örneğin Amerika’da iki küçük kardeşini öldüren bir çocuk her cinayet için, ayrı, ayrı olmak üzere 50’şer yıl hapis cezası aldı. Çünkü orada mesele yaş değil. Sonuç! Yine Amerika’da metroda Ukraynalı bir genç kızı öldüren saldırgan, kim olduğuna, nereden geldiğine bakılmadan en ağır cezayla yargılandı ve idam edildi. Bunları örnek diye anlatmak bile insanın içini sıkıyor. Çünkü mesele karşılaştırma değil, bu noktaya gelmiş olmamızın utancı.
Bizde ise kurbanlar çocukluğunu mezarda bırakıyor. Failler ise öldürmelerine rağmen çocuk sayılmaya devam ediliyor. Bir anne daha evlatsız kalıyor ama bir dosya daha yaş indirimiyle hafifletiliyor. Bu artık münferit değil, bu bir tesadüf hiç değil. Bu caydırıcılığı olmayan bir sistemin şiddeti erken yaşta normalleştiren bir zihniyetin sonucu”.
Bilerek yapıyorlar. Bilerek yayınlıyorlar. Bilerek bu ülkenin darmadağınık olmasını istiyorlar. Pembe dizilerle insanları kafalarını parçalıyor için ahlaksızlık tohumları ekiyorlar.
Her şey sistemli olarak yok edildi. Bilerek planlayarak. Mafya ve kabadayılık TV dizileriyle, kadın, yemek programlarıyla özendirildi. Siyasetin dili monşerler lakırdısıyla bozulup, halka hakarete kadar uzandı. Halkın sırtından beslenenler, halkı aç bırakmak için her türlü manevrayı çevirip halkın birikimlerini, servet transferinde yok ettiler. Öğretmenleri sindirdiler. Eğitim diye bir şey bırakmadılar. Giderlerse gitsinler diyerek ülkenin değerlerinin gitmesi için projeler yapıp, ne idüğü belli olmayan göçmenlerden doktorlar atadılar. Bütün kötülük niçin bu ülkede. Sonuç çocuk katiller, kendilerini ispat için çocukları öldürmeye başladılar.
Dahası mı? Dahası elbette var. Daha ne olsun ki! Sayende ey cehalet. Tarikatların arkasından sünepe yaşamın ülkeyi etkiliyor. Sonuçlar. Çocukların ölümüyle içi acımayanın insanlığından zerre nasibi olmayan namussuzlardır.
Diyorlar ki; “Korkmuyorsun, sürekli yazıyorsun”… Çok korkuyorum o yüzden yazıyorum. Yaklaştığımız uçurumdan düşeceğimizden, çocuklarımızın geleceğinin karanlık olmasından korkuyorum. Siz sustuğunuz için, uçurumdan düşmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz’? Can Yücel…
Bir gün! Elbette o gün mutlaka gelecek. Daha özgürce yazacağım. Hırsıza hırsız. Namussuza namussuz diyeceğim. Mustafa Kemal’e, kutsal değerlerime hakaret edenlere ağzım dolu ana avrat dehleyeceğim. O gün mutlaka olacak.
Yolsuzluk ve siyaset: Bu ülkede açık ara, bir siyasal kültür sorunudur.
Sen oy ver, iktidara getir. O senin ciğerini söksün. Din gibi temiz bir duyguyu, politika gibi kirli oyunlarına alet etsinler. Bununla da yetinmeyip birde hakaret etsinler. Bunun tek nedeni; bizim uyurgezer halimizin onlara cesaret vermesidir…
Doymuyorlar!’ Utanmıyorlar! Her ahlaksızlıklarına mutlaka bir kulp takıyorlar. Bunları böyle şımartan bugün 20 bin lira maaş ile sokaklara dökülen emeklinin ta kendisidir.
Halk Bankası dolandırıcılığından şaibeli İngiliz; Maliye Bakanı “her şeyi devletten beklemeyin” diyor.
Bir Milletvekili Emeklilerin karnı doymasa ölüm yaşları bu kadar uzar mıydı diye sorguluyor.
Emekliye verdikleri 1060 liralık harçlığın içinde yandaşın 70 milyar liralık borcu yasayla bir kalemde siliniyor. Bu namussuzluk milletin gözünün içine bakarak yapılıyor.
Başka bir vekil 500 bin lira maaşla doymuyorsa adama soyunda semerini ye demezler mi?
Kurduğum her cümle için sayfalar dolusu yazı kaleme alabilirim.
Nasıl mı soyuluyoruz. Ruslar Türkiye’ye Nükleer santral yapıyorlar. Bize maliyet 210 Milyar Dolar. Aynı ölçekte Mısır’a 25 Milyar Dolar’a yapılıyor. Süre bizimle aynı 22 yıl. Süre dolunca Nükleer Santral sökülüp götürülecek. Bu santral yap işlet devret değil. Sadece yap işlet. Biz Mısır’dan, Rusya’ya daha yakınız. Mısır daha uzak. Ardaki fark hangi Orusbu çocuğunun hesaplarına komisyon olarak kaydırılıyor! Bunun daha farklı bir izahı olabilir mi?
5 Havaalanı ederine, 1 Havaalanı, 10 bin Km yol fiyatına, 100 Km Oto yol, 10 hastane yerine bir hastane, 10 Tünel yerine 1 Tünel. 7 köprü fiyatına 1 köprü yapılıyor. Bu soygunla sadece köprü yapanların cebine her ay 80 milyon Dolar akıyorsa. Kimin parası diye sorgulamıyorsan bu hırsızlığa ortaksın. Bunlar kendi komisyonları için hırsızların kesesini doldurmak için milletin azı dişini söküyorlar. Bu soygun senaryolarında yetkili tek mahkeme Londra mahkemeleri. Türk mahkemeleri olsa ne değişir ki! Her şey ortalık yerde. Bana yasal, sana yasak tam bu ahlaksızlığın tanımıyla şekilleniyor.






