ÇIRAK USTASINA KARŞI!

Yeni Parti Kırşehir İl Başkanlığı için,Deniz Akpınar mı, Baran Genç mi? Ama asıl soru bundan daha büyük: Kırşehir’de siyaseti yılların mücadelesini vermiş isimler mi yönetecek, yoksa siyasette henüz kendisini kanıtlama aşamasındaki isimler mi?

Siyaset Yayın: 05 Ekim 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 05.10.2026 23:28:00
Editör -
Okuma Süresi: 8 dk.
Google News


Kırşehir’de Yeni Parti il başkanlığı yarışı: 
Mesele koltuk değil, siyasi ağırlık! Kırşehir siyasetinde taşlar yeniden yerinden oynuyor. Yeni parti yapılanmasıyla birlikte il başkanlığı için yaşanacak yarış, sıradan bir teşkilat seçimi olmaktan çıkıp Kırşehir siyasetinin nasıl bir yöne evrileceğinin göstergesine dönüşmüş durumda. Ve herkes aynı soruyu soruyor: Deniz Akpınar mı, Baran Genç mi? Ama asıl soru bundan daha büyük: Kırşehir’de siyaseti yılların mücadelesini vermiş isimler mi yönetecek, yoksa siyasette henüz kendisini kanıtlama aşamasındaki isimler mi? 
Dr. Deniz Akpınar’ın siyasi geçmişine baktığınızda karşınıza yalnızca bir il başkanlığı adayı çıkmıyor. Zor zamanda sorumluluk almaktan kaçınmayan, siyasi bedel ödemeyi göze alan ve Kırşehir’de güçlü siyasi aktörlerin karşısında durabilmiş bir isim çıkıyor. Bugün birçok kişinin siyasi hesap yaptığı, kimsenin güçlü isimlerin karşısına çıkmaya cesaret edemediği dönemlerde Deniz Akpınar’ın sorumluluk aldığı unutulmamalı. Siyaset rahat zamanda konuşmak değildir. Siyaset, zor zamanda ortaya çıkmaktır. Siyaset, herkes susarken konuşabilmektir. Siyaset, kaybetme ihtimalini bilerek mücadele edebilmektir. Ve siyaset, makam uğruna değil; inandığın dava uğruna bedel ödeyebilmektir. Deniz Akpınar’ın siyasi çizgisini savunanların en güçlü argümanı da burada ortaya çıkıyor: “Biz bu siyaseti masa başında öğrenmedik.”
 BARAN GENÇ’E SORULMASI GEREKEN SORU 
Baran Genç siyasette kendisine bir alan açmak isteyen bir isim olabilir. Bunda hiçbir problem yok. Ancak siyaset yalnızca aha bende varım olmakla yapılmaz. Siyaset; tecrübe ister, saha ister, insan tanımak ister, teşkilat yönetmek ister, kriz yönetmek ister. Dahası, Kırşehir gibi herkesin birbirini tanıdığı bir şehirde siyasetçinin vatandaşla kurduğu ilişki belirleyicidir. Vatandaşın karşısına yukarıdan bakan değil, vatandaşın arasına karışan siyasetçi kazanır. Esnafın dükkânına giren… Çiftçinin derdini dinleyen… İşsizin sıkıntısını anlayan… Gençlerin gelecek kaygısını bilen… Emeklinin geçim derdini hisseden… Kısacası Kırşehir’in nabzını tutan siyasetçi kazanır. Baran Genç’in önünde uzun bir siyasi yol var. Bu yolun başında kendisine düşen şey, bir koltuğa mümkün olan en kısa sürede oturmak değil; o koltuğu taşıyabilecek siyasi birikimi oluşturmak olmalıdır. Kırşehir siyasetinin yıllardır tartıştığı en önemli meselelerden biri de şu: Kırşehir’in siyasi geleceğine Kırşehir’de yaşayanlar mı karar verecek, yoksa Ankara’daki siyasi hesaplar mı? Geçmişte Ankara’dan getirilen isimlerin Kırşehir listelerinde ön sıralarda yer alması, şehirde “yerel irade” tartışmasını beraberinde getirdi. Kırşehir halkı bunu unutmadı. Çünkü Kırşehir insanı şunu biliyor: Seçim zamanı Ankara’dan gönderilen isim değil, seçimden seçime kadar Kırşehir’de yaşayan ve mücadele eden isim halkın güvenini kazanır. Artık Kırşehir’in siyasi vitrininde sadece Ankara’nın tercih ettiği isimleri görmek istemeyen bir anlayış var. Sivil toplum kuruluşlarındaki, odalardaki ve meslek örgütlerindeki seçimlerde ortaya çıkan değişim arayışı da bunun işaretlerinden biri olarak okunabilir. 
ÇIRAK, USTASININ KARŞISINDA! İşin siyasi açıdan en çarpıcı tarafı ise burada başlıyor. Baran Genç’in siyaset sahnesine çıkmasında Deniz Akpınar’ın önemli bir rol oynadığı yönündeki değerlendirmeler Kırşehir kamuoyunda konuşuluyor. Bugün ise siyasi yolculuğun ilginç bir noktasına gelindi. Bir zamanlar aynı siyasi yürüyüşte bulunan isimler, şimdi aynı koltuk için karşı karşıya. İşte bu nedenle bu yarışa yalnızca “adaylık yarışı” demek eksik kalır. Bu aynı zamanda bir siyasi yeterlilik sınavıdır. Çünkü siyasette bir insanı yetiştirmek başka, yetiştiği ismi siyasi olarak geçmek bambaşka bir şeydir. Şimdi Kırşehir şu sorunun cevabını arıyor: Deniz Akpınar’ın yıllar içerisinde oluşturduğu siyasi ağırlığı, tecrübeyi ve saha birikimini Baran Genç aşabilecek mi? İşte asıl mesele budur. 
DENİZ AKPINAR'IN AVANTAJI: BEDEL ÖDEMİŞ OLMAK 
Siyasette bazı şeylerin parayla, makamla veya unvanla satın alınması mümkün değildir. Siyasi hafıza satın alınamaz. Tecrübe satın alınamaz. Güven satın alınamaz. Ve en önemlisi: Bedel ödemeden siyasi ağırlık kazanılamaz. Deniz Akpınar’ın avantajı tam da burada. Yıllarca siyaset yapan, mücadele eden, gerektiğinde eleştirilerin hedefi olan ve siyasi risk almaktan çekinmeyen bir isim olarak kendisini savunuyor. Karşısındaki genç isim ise henüz bu siyasi yolun başında. Bu kötü bir şey değil. Ama gerçek şu: Genç olmak başka, siyasi olarak hazır olmak başka. Baran Genç’in önünde kendisini ispatlayacağı uzun bir süreç var. 
Kırşehir’in artık siyasi kamplaşmalardan yorulduğu açık. Vatandaş artık “Kimin adamı?” sorusundan çok, “Bu adam Kırşehir için ne yapacak?” diye soruyor. İl başkanı olacak kişinin ilk işi kendi siyasi kariyerini büyütmek değil, teşkilatı büyütmek olmalı. İlk hedefi makam değil, Kırşehir olmalı. Kırşehir’in Ankara’daki ağırlığını artırmalı. Teşkilatı sokağa çıkarmalı. Gençleri siyasete kazandırmalı. Esnafın, çiftçinin, emeklinin, işçinin yanında olmalı. Ve geKırşehir siyasetinde yalnızca Deniz Akpınar ile Baran Genç arasındaki yarış konuşulmuyor. Bir de her seçim döneminde farklı bir siyasi hedefle ortaya çıkan, adaylık ve aday adaylığını adeta siyasi bir varlık alanına dönüştüren isimler var.
Bu isimlerden biri de Aslan Beyhan.
Elbette siyasette aday olmak, hedef koymak ve siyasi sorumluluk almak eleştirilecek bir durum değildir. Tam tersine, demokrasinin doğal parçasıdır. Ancak burada sorulması gereken daha önemli bir soru var:İnsan gerçekten kazanmak için mi aday olur, yoksa her seçimde yeniden aday olarak siyasi kaderini değiştirmeye mi çalışır?
Bir insan her seçimde farklı bir koltuğa talip olabilir. İl başkanlığına aday olabilir, milletvekilliği için aday adayı olabilir, başka bir siyasi görev için ismini ortaya koyabilir. Bunların hepsi demokratik haklardır. Fakat kamuoyunun da doğal olarak şu soruyu sorma hakkı vardır:“Bu adaylıkların hangisi Kırşehir için bir hedef, hangisi kişisel siyasi gelecek için bir basamak?”Yada bende varım derken,kimin tarafındasın,senin adaylığın kimin işine yarar gibi bir çok sorular sorulabilir.Onu artık ilerki zamanlarda görüp değerlendirececeğiz.
SON SÖZ: KOLTUK BÜYÜK, SORUMLULUK DAHA BÜYÜK 
Önümüzdeki il başkanlığı yarışı Kırşehir için sıradan bir seçim olmayacak. Bu seçim, eski siyaset anlayışı ile yeni siyaset anlayışının karşılaşması olabilir. Bir tarafta siyasi mücadelede yıllarını vermiş, tecrübe kazanmış ve bedel ödemiş bir isim. Diğer tarafta gençliği, enerjisi ve siyasi hedefleriyle kendisine yer açmaya çalışan ancak daha yolun başında olan bir isim. Şimdi söz Kırşehir teşkilatında. Ancak teşkilatın vereceği kararın dışında bir gerçek daha var: Kırşehir kamuoyu bu yarışı yakından izleyecek. Çünkü artık mesele yalnızca “Kim il başkanı olacak?” değil. Mesele: Kırşehir’i kim taşıyacak? Kim Ankara’nın değil Kırşehir’in sesini yükseltecek? Kim zor zamanda ortaya çıkacak? Ve en önemlisi: Kim gerçekten hazır? Çırak mı? Usta mı? Cevabını zaman değil, Kırşehir verecek.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.