Maden mi daha değerli, orman mı?

Yıllarca ağaçlandırma çalışmalarıyla büyütülen Kırşehir’in sınırlı orman varlığı, maden ruhsat sahalarıyla yeniden gündemde. Akçakent ve Kervansaray Dağları için kritik soru: Maden mi daha değerli, orman mı?

Yaşam Yayın: 29 Eylül 2026 - Salı - Güncelleme: 29.09.2026 21:30:00
Editör -
Okuma Süresi: 4 dk.
Google News

Kırşehir’in orman varlığını gösteren haritaya baktığınızda insanın içine oturan bir gerçek görüyorsunuz: Türkiye’nin ortasında, bozkırın tam kalbinde yer alan Kırşehir, orman varlığı en düşük illerden biri.

Zaten az olanı artırabilmek için yıllarca uğraşıldı.

Bir dönem yüzde 3,5 seviyelerinde ifade edilen orman varlığı, yapılan ağaçlandırma çalışmalarıyla yüzde 7 seviyelerine kadar çıkarıldı. Kervansaray Dağları’na binlerce, milyonlarca fidan dikildi. Yıllarca bakım yapıldı. Emek verildi. Para harcandı. İnsan gücü harcandı.

Bugün Kırşehir merkezinin hemen yanı başında gördüğümüz ağaçların önemli bir kısmı, işte bu uzun soluklu mücadelenin sonucu.

Akçakent ve Çiçekdağı çevresindeki meşe ormanları ise çok daha eski bir hikâyenin parçası. Orada sadece ağaç yok. Orada bir yaşam var.

Yaylalar var.

Dereler var.

Su kaynakları var.

Kuşlar, yaban hayvanları, bitkiler ve binlerce yıldır kendi düzenini kurmuş bir ekosistem var.

Şimdi bu tabloya bir de maden ruhsat haritalarını ekleyin.

Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Biz yıllarca bu dağları yeşillendirmeye neden çalıştık?

htduoc3wcaaopq8-012711
 

Bir taraftan devlet milyonlar harcayarak ağaç dikiyor, fidan yetiştiriyor, orman alanlarını artırmaya çalışıyor. Diğer taraftan aynı bölgeler maden ruhsat sahalarının içerisinde kalıyor.

Bu nasıl bir planlamadır?

Akçakent’teki ormanların önemli bölümlerinin ruhsat sahalarıyla kesişmesi, Kervansaray Dağları’ndaki ağaçlandırılmış bölgelerin benzer bir tehditle karşı karşıya kalması sıradan bir mesele değildir.

Çünkü madencilik başladığında sadece birkaç ağaç kesilmiyor.

Yollar açılıyor.

Toprak sıyrılıyor.

Dağların yapısı değişiyor.

Patlatmalar yapılıyor.

Su kaynakları etkileniyor.

Hayvanların yaşam alanları parçalanıyor.

Sonra bize, “Faaliyet bittikten sonra yeniden ağaçlandırılır” deniliyor.

Gerçekten öyle mi?

Yirmi, otuz, kırk yılda yetişen bir ağacı kestikten sonra yerine bir fidan dikmek, kaybedilen ormanı geri getirmek midir?

Yüzlerce yılda oluşmuş bir habitatı birkaç fidanla yeniden kurabilir misiniz?

Toprağı kazılmış, su dengesi değişmiş, doğal yapısı bozulmuş bir alanı eski haline döndürmek o kadar kolay mı?

Değil.

İşte asıl mesele burada.

Maden bir gün biter.

Şirket gelir, çıkarır ve gider.

Peki geride kalan dağ ne olacak?

Orman ne olacak?

Su ne olacak?

Yaban hayatı ne olacak?

Kırşehir gibi orman varlığı zaten son derece sınırlı olan bir şehirde, bir ağacın bile değeri başka illerden çok daha fazladır.

Çünkü bizim kaybedecek geniş ormanlarımız yok.

Biz tam tersine, yıllardır bir ağaç daha fazla olsun diye uğraşıyoruz.

Kırşehir’i daha yaşanabilir, daha yeşil, daha dirençli bir şehir haline getirmek istiyoruz.

Bir taraftan kuraklığı konuşuyoruz.

Seyfe Gölü’nün durumunu konuşuyoruz.

Yer altı sularının azalmasını konuşuyoruz.

Diğer taraftan elimizde kalan orman alanlarının üzerine maden ruhsatları düşüyor.

İşte burada herkesin kendisine sorması gereken soru çok açık:

Kısa süreli bir ekonomik kazanç, onlarca yılda büyüyen bir ormandan daha mı değerli?

Haritalara dikkatlice bakın.

Orman alanlarını görün.

Maden ruhsat sahalarını görün.

Sonra bir kez daha düşünün:

Bu şehir yıllarca neden ağaç dikti?

Eğer bugün o ağaçları birkaç yıllık madencilik faaliyeti uğruna kaybedeceksek, yarın çocuklarımıza nasıl bir Kırşehir bırakacağız?

Maden tükenir.

Para harcanır.

Şirket gider.

Ama kaybedilen bir ormanı geri getirmek, bazen bir insan ömründen çok daha uzun sürer.

Kırşehir’in zaten az olan ormanlarını feda etme lüksü yok.

Çünkü bu mesele birkaç ağacın meselesi değil.

Bu mesele, Kırşehir’in geleceği meselesidir.

sahalar-013008
 
ruhat2-012949
 
#orman#maden#ruhsat
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.