2019’DA BAŞLAYAN GELENEK BÜYÜYEREK DEVAM EDİYOR
Yunus Emre Çilehanesi’nden Hacı Bektaş Veli Dergâhı’na uzanan yürüyüşe bu yıl yaklaşık 200 kişi katıldı. Programda “Buğday mı, Himmet mi?” menkıbesi de yeniden hatırlatıldı.

Anadolu’nun iki büyük gönül insanı Yunus Emre ile Hacı Bektaş Veli’nin manevi mirasını aynı yol üzerinde buluşturan “Yunus’tan Hünkâr’a Çıkan Yol” etkinliği bu yıl 8’inci kez gerçekleştirildi. Geleneksel programa Kırşehir Kent Konseyi de katılım sağladı.
Kırşehir Belediye Başkan Yardımcısı Adnan Çelik, Hacıbektaş Belediye Başkanvekili Ali Batur, Kırşehir Kent Konseyi üyeleri ve vatandaşların da yer aldığı program, Yunus Emre Çilehanesi’nden başlayarak Hacıbektaş’a doğru devam etti. Anadolu irfanının iki önemli ismini aynı güzergâhta buluşturan yürüyüşte katılımcılar hem manevi atmosferi yaşadı hem de yüzyıllardır aktarılan bir gönül yolculuğunu yeniden canlandırdı.
2019’DA BAŞLAYAN GELENEK BÜYÜYEREK DEVAM EDİYOR
Kırşehir Kent Konseyi’nin aktardığı bilgiye göre “Yunus’tan Hünkâr’a” yürüyüşünün temelleri 2019 yılında atıldı. İlk yürüyüş, Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu’nun öncülüğünde, Yunus Emre ile Hacı Bektaş Veli arasındaki manevi bağı yeniden hatırlatmak ve bu güzergâhı yaşayan bir kültür rotasına dönüştürmek amacıyla başlatıldı.
İlk yıllarında oldukça sınırlı sayıda katılımcıyla gerçekleştirilen yürüyüş, zaman içerisinde Kırşehir, Ortaköy ve Hacıbektaş arasında geleneksel bir buluşmaya dönüştü. 2025 yılında 7’ncisi gerçekleştirilen etkinlik, 26 Eylül 2026 tarihinde ise 8’inci kez düzenlendi.
Bu yıl yaklaşık 200 kişinin katıldığı yürüyüş, organizasyona olan ilginin yıllar içerisinde önemli ölçüde arttığını da ortaya koydu. Kırşehir Kent Konseyi, söz konusu geleneğin önümüzdeki yıllarda daha geniş kitlelere ulaşmasını ve bölgenin önemli kültür rotalarından biri haline gelmesini temenni ediyor.
YUNUS’TAN HÜNKÂR’A UZANAN MANEVİ YOL
Sabah saatlerinde başlayan programda katılımcılar Yunus Emre Çilehanesi çevresinde bir araya gelerek Hacıbektaş istikametine doğru yola çıktı. Gün boyunca devam eden yürüyüş, Hacı Bektaş Veli Türbesi ziyaretiyle sürdü.
Etkinlik kapsamında Hacıbektaş’ta “Buğday mı, Himmet mi?” seremonisi gerçekleştirildi. Semahın ardından düzenlenen panelde ise Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli’nin düşünce dünyası, Anadolu irfanına bıraktıkları miras ve iki büyük gönül insanı arasındaki manevi bağ ele alındı.
YÜRÜYÜŞÜN TEMELİNDEKİ MENKIBE: ALIÇ, BUĞDAY VE NEFES
“Yunus’tan Hünkâr’a” yürüyüşünün çıkış noktasında, yüzyıllardır anlatılagelen Yunus Emre ile Hacı Bektaş Veli menkıbesi bulunuyor.
Vilâyetnâme-i Hacı Bektaş-ı Veli geleneğinde aktarılan menkıbeye göre Anadolu’da büyük bir kıtlığın yaşandığı dönemde Yunus Emre’nin ekininden ürün çıkmaz. Ailesinin geçimini sağlamak için Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına gitmeye karar veren Yunus, eli boş gitmemek için dağlardan topladığı alıçları yanına alarak Sulucakarahöyük’ün yolunu tutar.
Dergâha ulaştığında alıçları Hünkâr’a sunan Yunus’un isteği buğdaydır. Ancak Hacı Bektaş Veli ona buğday yerine “nefes”, bazı anlatımlarda ise “himmet” teklif eder. Yunus, ailesinin ve çocuklarının ihtiyacını düşünerek bu teklifi kabul etmez ve buğday almakta ısrar eder.
İstediği buğday kendisine verilir ve Yunus dönüş yoluna çıkar. Bir süre sonra verdiği kararın anlamını düşünmeye başlayan Yunus, buğdayın tükenip gideceğini, kendisine sunulan manevi nasibin ise çok daha kalıcı olduğunu fark ederek yeniden dergâha döner.
Bu kez kendisine sunulan nasibi almak ister. Menkıbeye göre Hacı Bektaş Veli, Yunus’un nasibinin anahtarının artık Tapduk Emre’ye verildiğini bildirir. Yunus’un bundan sonraki manevi yolculuğu da Tapduk Emre’nin dergâhında şekillenir.
Bu yönüyle menkıbedeki buğday, insanın maddi ve günlük ihtiyacını; nefes ve himmet ise manevi olgunlaşmayı, bilgeliği ve kalıcı olanı simgeler.
Bugün Yunus Emre Çilehanesi’nden başlayarak Hacı Bektaş Veli Dergâhı’na uzanan “Yunus’tan Hünkâr’a Çıkan Yol”, yüzyıllar önce anlatılan bu yolculuğu yeniden hatırlatıyor. Yunus’un alıçlarla çıktığı yol, bugün yüzlerce insanın sevgi, hoşgörü, kardeşlik ve gönül birliğiyle yürüdüğü yaşayan bir kültür geleneğine dönüşmüş durumda.







