Masumlar Toprağa, Katiller Sokağa

Cezai ehliyet tartışmalarıyla suçlunun korunduğu, caydırıcılığın yok edildiği bu sistemde bedeli çocuklar ödüyor. Bu artık münferit değil; hukuksuzluğun normalleştirildiği bir düzenin sonucudur.

Gündem Yayın: 19 Ocak 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 19.01.2026 22:41:00
Editör -
Okuma Süresi: 6 dk.
Google News

ÇÜRÜME… HUKUKSUZLUK HER YERDE. 
Cezai Ehliyet: Hukuk bu anlayış içinde suç işleyeni koruyor! Bebek katillerinin serbestçe dolaştığı, tek bir cana kıymamış insanları tutsak edildiği ülke hukuk ülkesi değildir. Sessiz kalarak bunca zulme ortak olanların inşa ettiği bu düzen adalet değil, insanlığın çöküşüdür.
Bu ülkenin çocukları sokakta, parkta, otobüste akranlarınca katlediliyor. Yargı bu konuda neden kendini yenilemez. İnfaz kanununda yaptıkları değişiklikler reform olabilir mi? Katili, saldırganı gaspçıyı salıvermek diğer yanda kalan canileri daha da cesaretlendiriyor.
Ülkenin pırlanta gibi çocuklarını sokak ortasında canice katlediyorlar ve katletmeyi devlet seyrediyor gerekli yaptırım uygulamıyorsa devlet, devlet değildir. Kişilere karşı işlenmiş suçları siyasetçi kendi ikbali için farklı akreditasyonlarla af ediyorsa çürümüşlük yayılıyor demektir.
Yargıç korkuyor Emekli Memurların Anayasal hakları konusunda karar veremiyor.
Doktor korkuyor hastayı ve hastanın durumu ile karar veremiyor. 
MSB olan general eskisi Astsubayların hak ettiği özlük haklarını konusunu konuşmaktan korkuyor.
Bir ortaçağ artığı karnelerden Mustafa Kemal Atatürk’ü ve İstiklal Marşını kaldırıyor. 
Türkiye’de en yüksek maaş alan soysuz THY Genel Müdürü itaatte kusur etmiyor. “Türk Hava Yolları” cümlesinin önündeki “Türk” kelimesini kaldırıyor. Atatürk siluetli THY rozetlerin THY personelinin takmasına yasak getiriyor. 
Bir cani sokak ortasında pırıl, pırıl genci bıçaklayarak öldürüyor. Katilin ailesi öldürülen çocuğun ailesini tehdit ediyor.
Maliye Bakanı Halk Bankası dolandırıcılığından şaibeli İngiliz; “her şeyi devletten beklemeyin” diyor. 
Bir Milletvekili Emeklilerin karnı doymasa ölüm yaşları bu kadar uzar mıydı diye sorguluyor.
Kurduğum her cümle için sayfalar dolusu yazı kaleme alabilirim.
Asıl amacım pırıl, pırıl gençlerin sokak ortasında katledilmelerini yazmaktı. İnanın içim yanıyor. Ve bir alıntı paylaşacağım.
“Yan baktı öldürüldü. Kardeşim dedi öldürüldü. Kız kardeşini korudu öldürüldü. Bu annelerin hepsinin ortak noktası aynı. Hiçbir suçu yokken masum evlatlarını toprağa verdiler. Karşı tarafın ortak noktaları da değişmiyor. Hepsi 18 yaşından küçük, hepsi aynı dilde konuşuyor. Aynı tarzda geziyor. Aynı öfkeyle hareket ediyor. Ve sadece öldürmekle kalmıyorlar. Öldürdükleri çocukların ailelerini de susturmak için tehdit ediyorlar.
Örneğin Amerika’da iki küçük kardeşini öldüren bir çocuk her cinayet için, ayrı, ayrı olmak üzere 50’şer yıl hapis cezası aldı. Çünkü orada mesele yaş değil. Sonuç! Yine Amerika’da metroda Ukraynalı bir genç kızı öldüren saldırgan, kim olduğuna, nereden geldiğine bakılmadan en ağır cezayla yargılandı ve idam edildi. Bunları örnek diye anlatmak bile insanın içini sıkıyor. Çünkü mesele karşılaştırma değil, bu noktaya gelmiş olmamızın utancı. 
Bizde ise kurbanlar çocukluğunu mezarda bırakıyor. Failler ise öldürmelerine rağmen çocuk sayılmaya devam ediliyor. Bir anne daha evlatsız kalıyor ama bir dosya daha yaş indirimiyle hafifletiliyor. Bu artık münferit değil, bu bir tesadüf hiç değil. Bu caydırıcılığı olmayan bir sistemin şiddeti erken yaşta normalleştiren bir zihniyetin sonucu”.   
Bilerek yapıyorlar. Bilerek yayınlıyorlar. Bilerek bu ülkenin darmadağınık olmasını istiyorlar. Pembe dizilerle insanları kafalarını parçalıyor için ahlaksızlık tohumları ekiyorlar.
Her şey sistemli olarak yok edildi. Bilerek planlayarak. Mafya ve kabadayılık TV dizileriyle, kadın, yemek programlarıyla özendirildi. Siyasetin dili monşerler lakırdısıyla bozulup, halka hakarete kadar uzandı.  Halkın sırtından beslenenler, halkı aç bırakmak için her türlü manevrayı çevirip halkın birikimlerini, servet transferinde yok ettiler. Öğretmenleri sindirdiler. Eğitim diye bir şey bırakmadılar. Giderlerse gitsinler diyerek ülkenin değerlerinin gitmesi için projeler yapıp, ne idüğü belli olmayan göçmenlerden doktorlar atadılar.  Bütün kötülük niçin bu ülkede. Sonuç çocuk katiller, kendilerini ispat için çocukları öldürmeye başladılar.
Dahası mı? Dahası elbette var. Daha ne olsun ki! Sayende ey cehalet. Tarikatların arkasından sünepe yaşamın ülkeyi etkiliyor. Sonuçlar.  Çocukların ölümüyle içi acımayanın insanlığından zerre nasibi olmayan namussuzlardır. 
Diyorlar ki; “Korkmuyorsun, sürekli yazıyorsun”… Çok korkuyorum o yüzden yazıyorum. Yaklaştığımız uçurumdan düşeceğimizden, çocuklarımızın geleceğinin karanlık olmasından korkuyorum. Siz sustuğunuz için, uçurumdan düşmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz’? Can Yücel…
Bir gün! Elbette o gün mutlaka gelecek. Daha özgürce yazacağım. Hırsıza hırsız. Namussuza namussuz diyeceğim.  Mustafa Kemal’e, kutsal değerlerime hakaret edenlere ağzım dolu ana avrat dehleyeceğim. O gün mutlaka olacak.
Sen oy ver, iktidara getir. O senin ciğerini söksün. Din gibi temiz bir duyguyu, politika gibi kirli oyunlarına alet etsinler. Bununla da yetinmeyip birde hakaret etsinler.  Bunun tek nedeni; bizim uyurgezer halimizin onlara cesaret vermesidir… 
Yolsuzluk ve siyaset: Bu ülkede açık ara, bir siyasal kültür sorunudur… 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.