Ahi Şehrinde Vefa Tükendi, Emeğin Üstü Örtüldü

Ahlak ve dürüstlüğün simgesi Ahilik mirasıyla anılan Kırşehirde,emek verenlerin dışlandığı, fikirlerin sahiplerinden koparılarak başkalarına mal edildiği iddiaları tartışma yaratıyor.Yazar, yaşadıklarını ve tanık olduğu vefasızlığı sert sözlerle eleştirdi

Gündem Yayın: 30 Ocak 2026 - Cuma - Güncelleme: 30.01.2026 01:47:00
Editör -
Okuma Süresi: 6 dk.
Google News

SAHTEKÂRLIKLARLA İÇ İÇE YAŞIYORUZ…
Ahi şehri diyoruz. Yaşanan olaylara bakıyorsunuz, hangi Ahilik sorusu aklınıza takılıyor. Ahlak dürüstlük sembolü olan bir felsefenin dünyaya yayıldığı şehir bugün dumura uğramışlığın içinde. Uzak yerin somunu büyük olur özdeyişi içinden çıkmış gayri ahlakın yaygın olduğu açık ara hem kendimden, hem de yakinen tanıdığım kişilere yapılan haksızlıklardan anlıyorum.
“Çocuğu herkes sever kendinden olanı bağrına basar”. Ahi Evran-ı Veli.
Sanırım 7 ay kadar önce bir yazı kaleme aldım. İstanbul ve Marmara bölgesi için 2030 yılına kadar olası depremden etkilenecek olan büyük sanayi kuruluşlarının Anadolu’ya taşınması projesi. Kırşehir’den kopup giden gönlü halen Kırşehir’de olan KBB Doktoru Ahmet Hakkı aradı ve sanayi kuruluşlarının Anadolu’ya taşınma senaryolarından bahsetti. Sadece beni aramadığını biliyorum. Bu konuda Milletvekillerini, Kent Konseyini, Esnaf Odaları Başkanı, Ticaret odası Başkanı dâhil. Ve yerel gazetelere konuyu anlattı. Olay döndü dolaştı 7 ay sonra burada yaşamayan bir akademisyene yamandı. 
Bu ne Allahlın belası akıldır ki! Bu gelişmeyle ilgili Kırşehir’i uyandırmak için çırpınan Kırşehir evladı çiğnenir. Vefasızlık bu kadar mı alçaklaştı. 
Ben bu konuyu 7 ay önce iki kez kaleme aldım. Bu yazının aslı fesli nedir diyen olmadı. Ne STK olan odalar nede Valilikten hiç kimse. Bu olay bir farklı kişiye yamandı ve kahraman ilan edildi. Böyle bir ahlak ancak namussuzluk tacirlerine yakışır. Birileri birilerini parlatıyor piyasaya sürüyor. Bu nasıl bir aymazlıktır anlaşılır gibi değil.
Biz neden bu şehirde uzanan dal bizden olsun diyemiyoruz.
Timur Ankara’ya gelmeden önce ordusuyla Malya ovasında konaklar. Falcılarını şehre gönderir. Bilgi ister. Falcılar dönüp gelirler. Sanki ağız birliği yapmış gibi “hünkârım bu şehirden gidelim. Bu şehrin toprakları iki renkli, insanların ikircikli, fesat yuvası” derler. Gece oba toplanır ve Çubuk’a hareket eder. Bu anlatım bir tevatür olabilir.  Neden biz, bizden olanlara neden sahip çıkmıyoruz?
Ben Kırşehir’de kısa adı TEMAD olan derneği kurdum. Kırşehir şehitliğinde mübarek naaşı olmayan şehidi isminin olduğu alana taşıdım. İsim değişikliğini gerçekleştirdim. 4 bin aileye yardım kampanyası başlattım. 400 öğrenciye kıyafet ve kırtasiye desteği sağladım. Bana söylenen ilk söz. ”Senin çıkarın ne? Siyasete mi gireceksin. Yoksa derdin para kazanmak mı”? Bu ahlaksızlık çıkar üzerine oturtulmuş namussuzluk değilse nedir. Topluma hizmet için siyasete girerim. Sana ne. Esasta benim önümü kesmek için uğraşanlar topluma fayda sağlanmasının engelinde değillerse neredeler.
Ahmet Hakkı’nın uyarıların ciddiye almayıp ta bir başkasını parlatmanın anlamını anlamak çok zor. Kendimden örnekler vereceğim.
Kesikköprü Kervansaray Hanını ihale yoluyla kiraladım. İhaleyi aldıktan sonra Vakıflar Bölge Müdürünü arayan Kırşehir Valisi ve Milletvekili ihaleyi iptal etmeleri için baskı oluşturdular. Ben direnince ahlaksızca para teklif ettiler. Ve Kervansaray için o günlerde harcadığım para 125 bin lira. Bunun tanıkları, Ahi Güven ve dönemin Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci. Üç kez ihbar edildim. Çalışmalar durduruldu. Kültür varlıkları yol levhalarına kadar değiştirdim. Ana yollara taktırdım. Beni Define arıyor, Anıt ağacı kesti, İçki içiyorlar gibi absürt ihbarlarla çalışmalarım toplamda 5 ay durduruldu. Ve ben bugün haklı olduğum konuda Vakıflarla mahkemeliğim.
Bir başkası Kocabey Milli Park projesi. Buraya çökecek dediler. Önce kendileri yağmaladı ve talan etti. Bitti mi hayır. Kırşehir’in Tarihi kentlere dâhil edilmesi projesi. Dönem valisinin bizleri cesaretlendirmesi sonucu hayata geçirdik. Bırakın teşekkür etmeyi. Projeye dâhil olanlar yurt dışlarına gezilere gittiler. Yenice Mahallesi Atatürk Caddesinde bulunan “Gazi İlkokulunun yıktılar” arazisi satış noktasındayken direndim. Bana tek sahip çıkan Yine Yaşar Bahçeci oldu. Atatürk anıtının taşınmasında ilk karşı çıkan bugün Atatürkçü olduğunu iddia eden Belediye Başkanı vardı. 
Ve Kapadokya Kırşehir arası havaalanı yolu projesi. 3 ay bölgede çalıştık. İki mühendis bir teknik ressam. Onaylanan projemiz Kırşehir Milletvekilinin Kervansaray han üzerinden rövanşı olarak proje Aksaray tarafına kaydırıldı. Ahlaksızlık bunlarla kalmadı. Bu Kırşehir’e katma değer kazandıracak olan bu yol; kendisinden 4 kez randevu talep etmememe rağmen randevu vermeyen valiye bu şehrin okumayan, kendini yenileyememiş sözde basını yamadı.
Kırşehir’in kitabını yazdım. Kırşehir ansiklopedisinde yer aldım. Âşık Said ve Seyfullah’ın eserlerini derleyip orijinal haliyle baskı için valiliğe teslim ettim. Basılmadı. 
Toklumen’e 2005 yılında şahsıma tahsis edilen alana 12 dönüm ormanlık yaptım.  Yalan ve sahteliklerle ormanın nehir kısmı talan edildi. 
Daha yazılacak o kadar çok ahlaksızlık ve hainlik gördüm ve yaşadım ki. Anlatılır gibi değil. Bunun içindir ki; Ahmet Hakkı’nın emeğinin fikirlerini çiğnenmesi a-normal desem ne değişir. Şerefsizliğin ve namussuzluğun yer tuttuğu iki renkli toprak sahibi bu şehrin önündeki en büyük engel Kayseri, Ankara arasında oluşu değil. Şerefsiz beyinlerin arasına sıkışmış olmanın bedelidir, sevgili Ahmet Hakkı.
Havalanın Tuzköy’e yapılması, Mercedes kamyon fabrikasının Aksaray’a gitmesinin temel nedeni çıkar odaklı ahlaksızlığın nirengisine oturmuş veya oturtulmuş ikircikli insanların varlığındandır. Zira onlar hep öndedirler.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.