SORUMSUZ ÜRETİM… TEHLİKELİ TÜKETİM! (1)
Bir haftadır yazıyorum. Kızılırmak havzasındaki talan hangi şartnamelerle yapılıyor. Bu izinleri kim, kim adına veriyor? Bölgeye, çiftçiye tüketiciye faydası ne?

SORUMSUZ ÜRETİM… TEHLİKELİ TÜKETİM! (1)
Bir haftadır yazıyorum. Kızılırmak havzasındaki talan hangi şartnamelerle yapılıyor. Bu izinleri kim, kim adına veriyor? Bölgeye, çiftçiye tüketiciye faydası ne?
Bölgede İklim Değişikliği, Kirlilik, Avlanma Küresel ısınma biyolojik çeşitliliği ağı olarak baskılarken, kuraklık ile başlayan sazlık alanları yakılması tahrip edilmesi fırsatçıların daha da ötesine taşıdı. Bölgeye yağmacı Endüstriyel tarım şirketlerin istilasına uğradı. Bu istila beraberinde tarım faaliyetlerinde değişiklikler getirirken, doğal su havzasında kaynaklar aşırı tüketilmeye, GDO’lu ürünlerin üretimi yapılmaya, toprakta yer, yer zehirlenmeler başladı. Daha çok rekolte için daha çok kimyasal kullanılmaya başlandı. Yaban otlarıyla mücadele için kullanılan ağır ilaçlar, ürün haşerelerine karşı pestiler kullanılmaya başladı. Bunun adı tarım falan değil. Doğrudan işgal ve talandır.
Bu arazilerin neredeyse dörtte biri kamu arazisi. Bölgede Doğal habitatların tahrip edilmesi, tarım alanlarının genişlemesi Biyoçeşitliliği büyük ölçüde tehdit etmektedir.
Bölgeye taşınan tarım şirketleri bölgesel tarımı güçlendirmek yerine, daha çok Pazar olan daha çok su isteyen bu üründe tekelleşme ve Türkiye pazarını ele geçirerek fiyat aralığında rol kapanlardan sadece bir kısmı.
Hatalı tarım bölgede felaketin öncülüğünü yaparken bölgenin geleceğini karartıyor. Aşırı su tüketimi, küresel ısınma yağış düzensizliği nehir suyunun azalması veya nehrin kuruması sonucu nehir yatağında kuyular açarak yeraltı suyuna kadar uzanan çalışmalar üretmişler. Bölgede su havzalarında aşırı çekilecek yeraltı suyu olası “obrukları” tetikleyeceği gibi büyük tarım arazilerinin kaybolacağını işaretidir.
Biyoçeşitliliğin azalması, ekosistemler ve insanlar üzerinde bir dizi olumsuz etki oluşturur. Ekosistem İşlevlerinde Bozulmalar başladığında Biyoçeşitlilik, ekosistemlerin işlevselliğini sağlayan temel unsurlar ortadan kaldırılmış olmakta. Biyoçeşitliliğin azalması; besin zincirleri, su ve hava kalitesi, toprak verimliliği gibi birçok ekosistem döngüsünü olumsuz etkileyeceği bilinirken bu talan nasıl izin verilir anlaşılır gibi değil.
Bölgede tür Nüfusunun Tükeniyor. Bölgedeki endüstriyel tarım faaliyetlerinin artması Biyoçeşitliliğin azalmasıyla birçok türün popülasyonları azalır ve bu türler, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalması ile doğal tozlaştırıcılar yerine yapay tozlaştırıcılara (rüzgâr yaratacak aparatlar) devredecek bölgenin geleceği belirsizleşecektir.
Çok ürün sadece Şirketlerin kasasına karken bölge çiftçisi gelecek yıllarda daha da dar boğaza girecektir. Ekonomik Kayıplar Biyoçeşitliliğin azalması, tarım ve balıkçılık gibi endüstriler için doğrudan kaynak sağlayan türlerin azalmasına neden olacak. Bu durum ise bu sektörlerde faaliyet gösterenler için hiç önemli olmayacak başka bir bölgeleye taşınarak işgal edeceklerdir. Bu şirketlere Nevşehir ve Niğde’de faaliyetleri yasaklanırken, bizde kapılar sonuna kadar açıldı. Açıkça yazıyorum bölgede doğal kaynakların sürdürülebilirliğinin tehlikeye girmesine sebep olacaktır.
Tedavisi mümkün olmayan hastalıkların Yaygınlaşması mümkün olmayacak, endüstriyel zehirlenme doğrudan insan sağlığını etkileyecektir. Biyoçeşitliliğin yok edilmesi ve azalmasıyla, zararlı türlerin veya hastalıkların yayılma riski de artacaktır. Doğal olarak denge sağlanamadığında zararlı türler veya patojenler, ekosistemlerde ve tarım alanlarında ciddi zararlara neden olabilir. Bu zararlılarla mücadele bölge tarımının geleceğini de riske atacaktır.
Aşırı kimyasallarla kirletilmiş doğal kaynaklar gıda riskini de taşıyacaktır. Ağır tarımsal faaliyetler Biyoçeşitliliğin azalması, tarımsal çeşitliliği ve genetik kaynakları tehdit edecektir. Bu tehdit gıda güvenliği için risk oluştura çaktır. Tarımsal üretimde kullanılan genetik çeşitlilik azaldıkça hastalıklara veya iklim değişikliği etkilerine karşı dayanıklılık da azalacaktır.
Hirfanlı dâhil, Kızılırmak havzası Su kontrolü DSİ’nin kontrolünde. Bir tarafta 12 Bölge diğer tarafta 5nci bölge.
Türkiye’nin en güvenilemez tek kurumu.
Çevresel Tahribatın sahibi kuruluş: Yapılan dere ıslahları, göletler ve barajların doğal ekosistemleri bozduğu, su havzalarını kuruttuğu ve ormanlık alanlara zarar vermekte üstüne yok… İhtiyaç Analizi yapmıyor. Birçok projenin gerçek bir kamu ihtiyacından ziyade, müteahhitlere iş yaratmak amacıyla hayata geçirildiği yüzlerce örneği var. Kamu Kaynaklarının Kullanımında fizibilite çalışması yapmıyor. Anlayışlarında birilerine kaynak yaratmak olan bu kuruluş doğal alanların talan edilmesine yol açan projelere halkın parasının aktarılması "vahşi bir dağıtım" değilse nedir.
Açıkça ve gerçek… Bunun adı yağma ve talandan başka bir şey değildir.
Yağmacılarla kol kola olan doyumsuz hiçte ihtiyaç olmadığı halde müteahhitlerine, iş icat edip onlara kamu yararı” kulpu takarak gölet, havuz, nehir yatağı, taşkın koruma, ormanlık alan talanı için halkın parasını vahşice dağıtan bir kurum. Doğal alanları tahrip eden, dereleri yok eden. Su havzalarını kurutan yaşatmak yerine öldüren kurumsal yapı. Kırşehir’de Seyfe Gölünü kurutan kanalların mucidi. Seyfe Gölü uzantısında bulunan bataklık alanlarda (Kuşların üreme havzası) Yazı Kınık, Kararkaç (Yabanlı) bölgesinde sadece bu yıl açılan onlarca kuyular.
Aşağıdaki soruların cevabını verirler mi, yoksa Devlet sırrı ayağıyla üzerine mi yatarlar bilemem. Mal ortada. Talan açıkta. Sayın emir kulları; bölgede 33 bin dönüm sazlık alan yakıldı. Kim izin verdi?
Su kullanım (Yüzey ve Yeraltı Suları) izinleri DSİ Genel Müdürlüğüne ait.
Bu alanda kullanılacak su miktarı DSİ bilgisi dâhilinde mi? Bu izinler Genel Müdürlükten mi, Bölge Müdürlüklerinden mi yoksa Kırşehir Şube müdürlüğünden veriliyor. Kontrol ve takip nasıl yapılacak.
Kuyu açma, yeraltı suyu kullanımı ve sulama izinleri 167 sayılı yeraltı suları kanun gereği olup DSİ’den izin alındı mı?
Kızılırmak kıyı bandı üzerine DSİ bilgisi dâhilinde kaç kuyu açılmıştır.
Endüstriyel tarımcılar bölgede kaç M² için bir sezon için kaç litre su (yüzey ve yeraltı) kullanacaktır. Su Kullanımı ve İzin Süreçleri belirlendi mi? Örneğin TIGEM yıl boyunca açılan kuyularla sulama yapıyor. Birileri Seyfe Gölünü nasıl kurtarsak diye yırtınıyor. Ah birde şu yağışlar olmasa!
Nehrin kuruması, suyun azalması sonucu ilave kuyularla bölgede sulama sürdürülecek mi?
Bu şirketlerle DSİ arasında protokol var mı?
Farklı herhangi bir ülkede benzeri hatalı ve yanlış uygulamalar kamu yararı kulpu ile biriline çıkar amaçlı kullanım izni vermek veya göz yummak ağır suçtur… Bizde bu suç ortaklarını sırça köşklerde besleriz.






