SEYFE GÖLÜ YİNE KURUDU!

Seyfe Gölü Sulak Alan Ekosisteminde Sürdürülebilirlik Krizleri ve Yönetimsel Çözüm Arayışları. Hepsi lafta kaldı.

Yaşam Yayın: 06 Ekim 2026 - Salı - Güncelleme: 06.10.2026 22:36:00
Editör -
Okuma Süresi: 9 dk.
Google News

SEYFE GÖLÜ YİNE KURUDU!
Seyfe Gölü Sulak Alan Ekosisteminde Sürdürülebilirlik Krizleri ve Yönetimsel Çözüm Arayışları. Hepsi lafta kaldı.
Seyfe Gölü maalesef bir kez daha kurudu. Oysa yağışlar gayet iyi gitmiş ve göldeki doluluk oranı %90’lara kadar ulaşmıştı. Ancak buna rağmen gölün kurumasının önüne geçilemedi. Ben 24 yıllık bir çevre aktivistiyim; bu kürsülerde anlata, anlata dilimde tüy bitti. Seyfe Gölü’nün feryadını, Türkiye genelindeki 11 farklı üniversitede akademik bildiriler ve poster sunumları aracılığıyla bilim dünyasına taşıdım. “Seyfe Adalet Arıyor” Makalem AB ülke çevre dergilerde yayınlandı. Ulusal TV kanallarına, yazılı basına manşet oldu. Yine kimse elini uzatmadı. Bilim insanları durumu çok net anladı; ne büyük bir çelişkidir ki sadece Kırşehir yerel yönetimleri anlamadı ya da anlamak istemedi.
Konunun bilimsel bir zeminde tartışılması, yürütülen etkinlik ve faaliyetlerin somut bir anlam kazanması amacıyla Türkiye 2. Sulak Alanlar Kongresi’ni Seyfe Gölü ana temasıyla Kırşehir’de planladım. Ülkenin dört bir yanından gelen 50 bilim insanı, iki gün boyunca bu şehirde göl ekosistemlerini anlattı. Ancak ne yazık ki yine hiç kimse bir şey anlamadı ya da kimse elini taşın altına koymaya yanaşmadı. Bana göre bunun nedeni çok açık ve nettir: Her şeyi bildiğini iddia edenlerin aslında hiçbir şeyden haberdar olmamasıdır. Ya da "Bu işin duayeniyim" diyenlerin oturdukları sıcak koltuklardan, yazın serin, serin üfleyen klimaların konforundan feragat etmek istememesidir. Sizi dinliyorlar ancak uygulamaya gelince hemen tornistan ediyorlar; tatbikatta adeta kendileri çalıp kendileri oynuyorlar.
Seyfe Gölü’nü "göl" yapan ve onu var eden temel değerleri artık masaya yatırmak zorundayız:
Hidrolojik Değerler: Gölün genel su yapısının ötesinde, gölü besleyen ana su kaynaklarının son durumu ve yağışların bu kaynaklara etkisi acilen incelenmelidir. Göl aynasına doğrudan düşen yağışın geçici bir etki yarattığını çocuk bile bilir. Yüzey suları halen keson kuyularda ve kanallarda hapsediliyorsa, kaynaklardan sonra göl için hayati öneme sahip olan "yüzey suyu mahrumiyeti" doğuyorsa, çözümlerin de acilen bu yönde üretilmesi gerekir.
Ekolojik ve Biyolojik Değerler: Bu değerleri yalnızca suya bağımlı kanatlı türlerin varlığı ile ölçmek en büyük yanılgılardan biridir. Gölü baskılayan kuraklık, düzensiz yağışlar ve göç rotalarındaki sapmalar göz önünde bulundurulmalıdır. Bölgede tek bir ağaçlandırma faaliyeti dahi görmek mümkün değildir. Havza etrafındaki mandıralar denetlenmemekte, aşırı kirlilik ve atık su deşarjı devam etmektedir. TİGEM (Malya) Müdürlüğünün bölgede ağaçlandırma yapması gerekirken, kanallar boyunca kendiliğinden oluşmuş söğüt ağaçlarını söktürmesi büyük bir hatadır. Daha da garibi, sulama dönemi bitmesine ve kaynaktan göle doğal akışın başlaması gerekmesine rağmen, kaynak üzerinden su çekilip boşa akıtılmaktadır. Üstelik yonca ekim alanları da 500 dönüm artırılmıştır.
Jeomorfolojik ve Peyzaj Değerleri: Herkes bilmektedir ki Seyfe Gölü, Malya Ovası'nın en derin (çukur) noktasında yer alır ve bu konumu nedeniyle tabandan beslenmez. Bölge; kurak ve yarı kurak iklimlerin en belirgin yer şekilleri olan bolson (kapalı havza) ve birikim etek düzlüklerinden (glasilerden) oluşmaktadır. Durum böyleyken yıllık buharlaşma miktarını hiç hesaba katmamak kabul edilemez. "Yağışlarla göl doldu, sıcaklıkla buhar oldu" şeklindeki bir savunma, yalnızca cehaletin mazeretidir. Yönetim programları; iklimsel ve çevresel değerler de dâhil edilerek bütüncül bir şekilde oluşturulmalıdır. Ancak yerel irade kendiliğinden hiçbir çözüm üretmediği için, ortaya çıkan bu felaket kolayca "aşırı sıcaklıklara ve yağışların düzensizliğine" bağlanmaktadır.
Bakanlık, Seyfe Gölü Yönetim Planı’nın hazırlanması işini bir şirkete ihale ediyor; model tutmuyor. "Hadi bir de revize edelim" diyorlar, yine olmuyor. Özel şirketler bu gölü benim kadar, bu toprakların insanı kadar düşünmez. Onlar ihale bedeline bakar; yerelde birkaç kişiyi ikna etmenin ötesine geçen kalıcı planlar hazırlamazlar.
Sosyo-kültürel ve ekonomik değerlerden bahsederken, öncelikle bölge halkının gölün yaşayan bir ekosistem olduğunu idrak etmesi gerekir. Alanı öncelikle sahiplenmesi gerekenler "adamsendecilik" zihniyetine teslim olmuşsa, gelecekteki sonuçlar çok daha vahim olacaktır. Bir sulak alan; su, ekosistem çeşitliliği, biyolojik zenginlik, ekolojik işveler ve sosyo-kültürel faydaların bir araya gelmesiyle tanımlanır. Ramsar Sözleşmesi de sulak alanları sadece birer su kütlesi olarak değil; ekolojik ve insani değerleri birlikte barındıran sistemler olarak kabul ettiğiniz sürece anlam ifade eder ve ayakta kalır.
Seyfe Gölü İçin Acil Eylem ve Restorasyon Planı Önerilerimi ineliyorum.
Seyfe Gölü'nün sürdürülebilirliği için acil bir restorasyon sürecine ihtiyacı vardır. Bu restorasyon; ekosistem dengesine dayalı, yerel toplumu sürecin içine dahil eden, iklim dostu ve bilim temelli bir yönetim modeli olmalıdır. Seyfe Gölü’nün önemi sosyal medya paylaşımlarının dışına taşınmalı ve acilen Ekosistem Temelli Yönetim Yaklaşımı oluşturulmalıdır. Restorasyon sonrası yönetim planı, gölün şu temel ekosistem hizmetleri üzerine inşa edilmelidir:
Doğal Su Dengesinin Korunması: Seyfe Gölü’nün geçmişte yaşadığı sorunlar (tarımsal sulama, kontrolsüz yeraltı suyu çekimleri, drenaj kanalları, kaynakların işlevsizleştirilmesi ve iklimsel faktörler) detaylıca tartışılmalıdır. Yeraltı suyu kullanımına kesin sınırlar getirilmeli; damla sulama ve su hasadı gibi modern tarımsal sulama yöntemlerine geçilmelidir. Gölü besleyen yüzey ve yeraltı sularının yönü değiştirilmemeli, göl yatağı içindeki dönüşüm kanalları kapatılmalıdır. Bölgesel tarım faaliyetleri, 1. derece Doğal SİT alanı sınırına en fazla 150 metre kala durdurulmalıdır.
Biyoçeşitliliğin İzlenmesi ve Korunması: Havzanın kapsadığı tüm alanlar acilen av kapsamından çıkarılmalıdır. Denetim yetersizlikleri "personel eksikliği" mazeretinin arkasına sığınmaktan çıkarılmalıdır. Flora ve fauna (özellikle flamingolar ve diğer su kuşları) düzenli olarak izlenmelidir. Türlerin üreme alanları korunmalı; turizm, tarım ve iç yollar gibi insan baskıları minimize edilmelidir. Bölgede bilimsel dayanağı olan "ekolojik izleme istasyonları" kurulmalı, kuş sayımları gerçekçi verilerle yapılmalıdır. Kuşlar için oluşturulacak yapay yuvalar, halkalama çalışmaları ve yaralı kuşların takibi kayıt altına alınmalıdır. Çevresel ağaçlandırma projeleri tatlı su kanalları üzerinde yoğunlaştırılmalıdır.
Ekolojik Yurttaşlık ve Yerel Halkın Katılımı: Sürdürülebilirlik sadece doğayla değil, insanla da ilgilidir. Köylüler, çiftçiler ve yerel yönetimler restorasyonun birer parçası haline getirilmelidir. Eğitim programları ve doğa farkındalığı artırılmalı, doğaya zarar vermeyen "ekoturizm" modelleri desteklenmelidir. Göl kurumuş olsa dahi havza içine eğlence amaçlı organizasyonlar sokulmamalı, motorlu araçlarla göl tabanında dolaşılmasına izin verilmemelidir.
İklim Değişikliği Adaptasyonu: Seyfe Gölü, yapısı gereği iklim değişikliğine karşı son derece kırılgandır. Kuraklık senaryoları dikkate alınarak gölün su bütçesi; yağmur suları, arıtılmış sular, yüzey suları ve kaynaklar gözetilerek dinamik biçimde planlanmalıdır. Kaynakların önündeki yapay göletler kaldırılmalıdır. Karbon yutak alanı olan sazlıkların, havza ve kaynak deltalarının korunması (yaban hayatının tatlı su ihtiyacı için) öncelikli olmalıdır.
Bilimsel İzleme ve Uyarlanabilir Yönetim: Restorasyon süreci tek seferlik bir proje değil; sürekli izleme, grafiksel analiz ve güncelleme gerektiren dinamik bir süreçtir. Her yıl su kalitesi, biyotik indeksler ve kuş popülasyonları ölçülmelidir. Üniversiteler bilimsel katkılarını bölgede uygulamalı olarak yaygınlaştırmalı; yerel yönetimler ve karar vericiler verilere dayalı, adaptif (uyarlanabilir) bir yönetim modeli uygulamalıdır.
Ekosistem Servislerinin Ekonomik Değeri: Ekolojik sürdürülebilirlik, ekonomik argümanlarla da desteklenmelidir. Gölün temiz su üretimi, karbon tutum kapasitesi ve ekoturizm potansiyeli ekonomik birer değer olarak hesaplanmalı ve bu veriler koruma politikalarına entegre edilmelidir.
Ne diyeyim... Bu hayati konuları defalarca, her platformda dile getirdim. Umuyor ve temenni ediyorum ki gelecekte bu yanlış gidişat değişir ve Seyfe Gölü hak ettiği hayata yeniden kavuşur.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.