Kır-Köy Kampüsü nostaljik bir müze alanına dönüşecek.
Kır-Köy Kampüsü’ndeki geleneksel mimariye sahip idari bina, Kırşehir Belediyesi’nin düzenlemesiyle gurbet hafızasını yaşatacak nostaljik bir müze alanına dönüşecek.

Kırşehir’in önemli sosyal yaşam alanlarından biri haline gelen Kır-Köy Kampüsü, bu kez kentin kültürel hafızasına ve gurbet geçmişine ışık tutacak özel bir çalışmayla gündeme geldi. Kırşehir Belediyesi tarafından yürütülecek düzenleme kapsamında, kampüs içerisinde bulunan geleneksel mimariye sahip idari binanın “Gurbet Yolu” temalı müze konseptiyle ziyaretçilere kazandırılması planlanıyor.

Alınan bilgilere göre, gurbetçi vatandaş Nami Gül tarafından antika ve dönemsel değeri bulunan çok sayıda eşya Kırşehir Belediyesi’ne bağışlandı. Bağışlanan eşyaların önemli bir bölümünün Hollanda menşeeli olduğu öğrenilirken, bu durum müze konseptinin de Kırşehir’den Avrupa’ya uzanan gurbet hikâyesi etrafında şekillenmesini gündeme getirdi.
Kır-Köy Kampüsü’ndeki idari binaya yerleştirilen eşyalar arasında duvar saatleri, radyolar, mutfak gereçleri, ev eşyaları, tablolar, kitaplar, kilimler, tartı aletleri, tarım araçları, dokuma ve yün eğirme tezgâhları ile geçmiş dönemlerin yaşam kültürünü yansıtan çok sayıda obje bulunuyor. Özellikle Hollanda’dan getirilen antika eşyaların, Avrupa’ya göç eden Kırşehirlilerin yaşam izlerini ve gurbet yolculuğunun hafızasını yansıtması bekleniyor.

Kırşehir Belediyesi’nin yapacağı tasnif, düzenleme ve sergileme çalışmalarının ardından binanın nostaljik bir müze alanına dönüştürülmesi hedefleniyor. Oluşturulacak “Gurbet Yolu” konseptiyle hem Kırşehir’in yerel kültürü hem de Avrupa’ya uzanan gurbet hikâyeleri aynı çatı altında ziyaretçilerle buluşturulacak.

Çalışmaya ilişkin önümüzdeki günlerde Kırşehir Belediyesi ile bağışçı Nami Gül arasında bir protokol imzalanmasının beklendiği öğrenildi. Protokolün ardından müze hazırlıklarının daha resmi bir zemine taşınması ve sergileme sürecinin hız kazanması öngörülüyor.

Kır-Köy Kampüsü’nde hayata geçirilmesi planlanan bu özel çalışma, kampüsün yalnızca sosyal aktivite alanı olmanın ötesine geçerek kültürel mirasın, göç hafızasının ve gurbet hikâyelerinin yaşatıldığı yeni bir ziyaret noktasına dönüşmesini sağlayacak.






