TÜRK ORDUSUNDA ASTSUBAYLAR 50 YILDIR HEP AYNI MASALI DİNLİYOR!
Ne kadar çok haksızlıklara uğradık biz. Biliyorlar, utanmıyorlar. Biliyorlar düzeltmiyorlar. Biliyorlar görmezden geliyorlar!

TÜRK ORDUSUNDA ASTSUBAYLAR 50 YILDIR HEP AYNI MASALI DİNLİYOR!
Ne kadar çok haksızlıklara uğradık biz. Biliyorlar, utanmıyorlar. Biliyorlar düzeltmiyorlar. Biliyorlar görmezden geliyorlar! Canını malını vatan toprağını emanet ettiğin. Koruma beklediğin canlarını ortaya koyarak görev yapan Astsubayları görmezden gelmek, sıradan bir memur gibi görmek aptallıktır. Astsubay memur değil askerdir.
MSB’lığı komisyonda yapılan bir görüşme. Milletvekili bir soru soruyor. “Emekli Astsubaylar ve Binbaşılar ilgili ne yapmayı düşünüyorsunuz”? MSB Yaşar Güler 50 yıllık hikâyeyi aynı nakaratlarla terennüm etti. “Görevde olan ve emekli olan personelimizin yaşamlarını daha iyi şartlarda sürdürebilmeleri için özlük haklarına dair çalışmalar, ülkemizin imkân ve şartları ile çağdaş uygulamalar dikkate alınarak yapılmakta, gerekli teklifler ilgili makamlara sürekli iletilmektedir”. Kökeni asker olan bir bakanın sahte ve gerçeğin dışında 50 yıllık masal.
Ulan Yaşar Güler size bu yalanları sizlere kim öğretti? Utanma yok. Zaten arlanmaları da mümkün değil. İnsanda biraz surat olur. 40 yıl sen orduda ne yaptın? Beraber çalıştığın hiç astsubay yok mu? Gerçekleri görmedin mi? Gökten zembille düşüp general olanlar, siyasetin kuyruğuna yapışmış olanlardan, sahteliğin âlâsını görürsün, biat edenlerden icazet beklemek ise aptallıktır.
Yalanların aktörleri. Cumhurbaşkanı, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları…
Meclise gelen kanun teklifini reddeden AKP ve MHP oyları. “Askerler benim için özel bir şey yapmıyor. Onlar ölmek için maaş alıyor”… Diyen zavallı milletvekili. Bu milletvekili dâhil siyasetin içinde olanların tamamının namuslarını ar ve şereflerini kurtaran Astsubay Ömer Halis Demir… Ne çabuk unutuldu!
Yalan bir! Ver mehteri…
CM Erdoğan ‘hakların ihlalinin ortadan kaldırılacağını ve yeniden düzenleneceği’ sözü verdi. Verdiği sözü unuttu. MSB lığı yapan eski genelkurmay başkanları, bakan olduklarında da. Diğer bakanlarda, iktidar milletvekilleri de sadece seçim için TEMAD genel yöneticileri birlikteliği içinde Astsubayların gazını aldılar. Sonuç; harika! Kandırılmış, aldatılmış silahlı gücün ana unsuru olan Astsubaylar ve emeklileri.
Yalan iki! Ver coşkuyu…
Boynunda postal bağcığıyla FETO’ye teslim olmuş üniformalı din baronu MSB ağzı bozuk utanmaz adam Hulusi Akar! “Astsubayların özlük haklarının iyileştirilmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Ancak ilerleyen süreçte ekonomik şartlar ve bütçe dengeleri nedeniyle emekli astsubay ve kıdemli başçavuşların özlük haklarının arzu edilen düzeyde iyileştirilmesi mümkün değil. Subay ve astsubayları ‘et ve tırnak’ gibi görüyorum. TSK personelinin hakları için azimle çalışıyoruz. Emekli astsubayların tazminat taleplerini yakından takip ediyoruz. Ancak bu konuda kapsamlı iyileştirmelerin Türkiye’nin şartları doğrultusunda henüz tam anlamıyla sağlamak mümkün gözükmüyor”. “Vatan parayla sevilmez”… Doğru! Sen de maaş alma! Binlerce liraları cebine indirirken, Kayseri’ye 3 milyon Dolara kendi adına camiyi nasıl yaptırdın. Vatan aşkı bu işin neresinde?
Her kuruma (Milli Eğitim, Sağlık Çalışanları, Emniyet Personeline, Yargıya) var. Nedense TSK içinde Uzman Çavuşların bile gerisine itilmiş Astsubaylara yok.
Geçmiş köklü bir tarihe sahip Astsubay sınıfını kaldırın olsun bitsin. Sizde kurtulun Astsubaylarda kurtulsun. Uzman Çavuşlara verilen özlük haklar, Tanımı Subay yardımcısı olan Astsubaylardan neden esirgenir? Neden verilmez? Burada yatan ana neden Şerefsiz cunta Kenan evrenin şerefsizliği içindeki düşüncesidir. “Başçavuş benim teğmenimden fazla maaş alamaz”. Ulan şerefsiz. Hırsız. Senin teğmenin hangi statü kavramında hak ediyor o maaşı! Diye sorgulayan olmadı.
Daha öncede sorunlar vardı. En başta eğitim, İç Hizmet Kanundaki tanım ve kavramlar, ekonomik sıkıntılar, lojman, atama, kamp, ordu evleri, OYAK vs. yıllardır Sorunlar çözülmediği gibi, sorunlar 12 Eylül 1980 ile birlikte Cunta Generali namı değer faşist Evren’in Astsubaylar üzerinden çıkarttığı kanun ve yasalarla iyice içinden çıkılmaz bir hâl aldı. Hukuksuz düzenlemelerle Astsubayların sosyal hakları elinden alındı… Düşman aklının uygulaması 50 yıldır süre geliyor.
Astsubaylar, Subay statüsü içinde bir talepler yığını değildir. İstekleri verilmesi gereken özlük haklarıdır. Kimseden statü veya ulufe istenmiyor. Kimsede astsubayların maaşını cebinden vermiyor. Bu ülke ulus güvenliği için ordu besliyorsa beslediği orduya hakkaniyet yaklaşımı ve adalet duygusunu hâkim kılmalıdır. Astsubay bu ülkenin evlatlarıdır. İthal ya da üvey değildir.
Astsubayların istekleri; çalınan alın terinin yeniden iadesidir. 1970 ve 1975 yıllarında “TEMAY” tarafından başlatılan haklı yürüyüşler astsubaylara haklı taleplerini ve düzeltme gerekleri haklarını verme yerine zulme dönüşmüştür. Haklı mücadelede Ankara Sıhhiye meydanında yürüyüşe katılan astsubay eşlerine panzerlerle, tazyikli sularla, coplarla saldırılmış yerlerde sürüklenmişler, kıta tecrübesi olmayan, askerliğin ‘a’sını bilmeyen, kıçını koltuktan kaldırmayan askeri yargıçlar tarafından yargılanıp tutuklamalar ve kesilen cezalar çabasıdır. O gün hak arayışı işkenceye dönüştürülmüştü.
Ben bu tarihte öğrenciydim. Diğerinde 5 yıllık astsubaydım.
Yürüyüşe katılanların eşleri dâhil cezaevlerinde işkencelere maruz kaldılar. Ölmeyenler sürgün edilmişlerdi. Bununla yetinmeyen TSK komuta heyeti yürüyüşe katılan eşler marifetiyle, eşler tespit edildi. Bu astsubayların kuvvetleri (Denizciyi karacı, karacıyı denizci, havacıyı jandarma, jandarmayı havacı) değiştirildi. Yeni kuvvetlere adapta olmakta zorlandılar. Ağır baskı ve mobing sonucu intihar edenler, istifa edenler, emekli olamadan ölenler oldu. Bir kısım haklar alınmıştı. (Askeri Personel kanununda değişiklikler yapılarak)
Bir mücadele kuruluşu olan TEMAY 1980 Cuntası tarafından kapatılmış, mal varlıklarına el konulmuş, El konulan mal varlıkları (TESUD’a) Emekli Subaylar derneğine devredilmiştir. Yıllarca üniformalı ve siyaset baronlarının verdiği sözler. Al takke ver külah içinde varlığını sürdüren, TEMAY felsefesinden uzak mücadele etmek yerine al takke ver külah anlayışı içinde TEMAD kuruldu.
Açıkça yazıyorum. Gerçekleri görerek, anlayarak ve de bilerek kulak tıkamak şerefsizliktir. Verilen sözleri yerine getirmemek namussuzluktur. Sokaklara, meydanlara dökülen çığlıklara kulak tıkamak arsızlıktır, yüzsüzlüktür.
Astsubaylar memur değil askerdir.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal kuruluşu olan Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan ve emekli olmuş Astsubaylar. Bu ülkede en zor bir mesleğin aktörleridir. Hiç kimse… CB Erdoğan dâhil. Biz astsubayları farklı bir meslekle kıyaslayamaz. Benzetemez. Hafife alamaz. Astsubay sivil memur değil, askerdir. Astsubay; 09.00-17.00 saatleri arasında mesai yapan. Hayatı boyunca atama görmeyen, aynı şehirde göreve başlayıp, aynı şehirde emekli olan. Yaptığı fazla mesai süresi, yemek desteği alan sivil devlet memurlarından değildir. Astsubayın mesai mefhumu yoktur. Evinden çıkar dönüş saati belirsizdir. 1974 Kıbrıs harekâtında Yunan sınırında 6 ay kaldım. Yeraltında menfezlerde kaldım. Ayda en az 4 nöbet tuttum. Atış, tatbikat, sınır ötesi harekât ve terörle mücadele kapsamında tek kuruş ek tazminat almadım. 27 yıllık hizmet süremde evime toplamda 8 yıl hiç gitmedim. 12 kez atama gördüm. Ve beni devlet %43 ile emekli etti.
Astsubay lojmanında parayla oturur. Lojman bedava değildir. Lojman sayısı paylaşım adaletsizliğine kurban edilmiştir. Astsubaylar çoğu zaman dışarıda kiracıdır. Lojmanlar dayalı döşeli değildir. Bakımını badana ve boyasını kendisi yapmakla mükelleftir. Tatbikatlarda, atışlarda arazi ve alanlarda, kışla bu revamı veya karargâhlarda yediği tabldotun parasını cebinden öder. Gizli saklı fakülte bitirdim. Tüm meslek kuruluşları lisans eğitimi yasal hale getirlmiş, Astsubay neden ön lisans içinde bırakılır. Oysa bugün emekliler dahil aktif görevde olab Astsubayların %99’u Lisans mezunu sahtelik, ahlaksızlık burada da astsubayın yakasına yapışmış durumda.
Tarihten Astsubay Ömer Halis Demir’e uzanan yol…
‘Tüfek Omza’ kitabı yazarı; Nurettin Peker, ‘Türkiye’yi kurtuluşa çıkartan o yenilmez, yorulmaz kuşağın önünde saygıyla eğiliyorum. Hepsini rahmetle anıyorum’…Diye başlamıştır yazısına.
‘Küçük Zabit Mektebi’nden mezun olur olmaz Balkan Savaşı’na katıldı. Hemen ardından da, Çanakkale Savaşları’na. Ağır yaralı olarak geri gönderildi. İyileşince de Irak Cephesi’ne gitti. İngilizlere esir düştü. ‘Kemalist’ olduğu gerekçesiyle Irak’tan Hindistan’daki esir kampına sürüldü. Esaretten işgal altındaki İstanbul’a döndü. İlk fırsatta Anadolu’ya geçip Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Sakarya Savaşı’nda tekrar yaralandı. İnebolu’da, Adana’da, Halep’te ve sınır bölgelerinde görev yaptı. Adana ve İnebolu gezilerinde Gazi’nin güvenliğini sağladı. Kurtuluş’tan sonra askerliği bırakıp yeni kurulan devlete sivil memur olarak hizmet etmeye devam etti. Görevi gereği İkinci Dünya Savaşı’nda Karadeniz kıyılarına inen Alman savaş pilotlarıyla ilk teması o kurdu. Bir kaza neticesinde Karadeniz kıyılarına çıkmak zorunda kalan Sovyet donanmasında denizcilerle üç ay geçirdi. Astsubay Vecihi Hürkuş’ vatan sana minnettardır.
‘Ne kalem yazabildi halimizi, nede cümleler anladı bizi. Ünlem şaşkın, virgül eğri. Bir noktaya gizledik dertlerimizi’.Cemal Süreyya…
O; Mustafa Kemal Atatürk’ün en yakın silah arkadaşıydı.
Bir general eskisi boynundaki postal bağcığıyla kahramanlaştı. Siyasi otorite, yaptığı hizmetlerin ve bağlılığının karşılığı olarak ödüllendirildi. Topunuzun namusunu şerefini kurtaran “Ömer Halis Demir Şehit”. Emeklisi açlık sınırının, çalışanı yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Üniformalı din baronları silah arkadaşlığı gazını veriyor.
Yazıklar olsun hepinize!






