BU VATAN; BU KADAR İHANETİ KALDIRMAZ!
ABD’nin sponsorluğunda ve Öcalan’ın istekleri ile başlatılan “yerli ve milli” (!) Terörsüz Türkiye sürecinin ilk adımı atıldı.

BU VATAN; BU KADAR İHANETİ KALDIRMAZ!
ABD’nin sponsorluğunda ve Öcalan’ın istekleri ile başlatılan “yerli ve milli” (!) Terörsüz Türkiye sürecinin ilk adımı atıldı. “Çerçeve yasa”! Sevr ile yapamadıklarını, BOP ile yapıyorlar. Bu yasayı hazırlayanlar, bu yasaya koşulsuz imza atanlar! Tarih olarak 10 Ağustos gününü; yani, Sevr’in imzalandığı günü seçtiler. Haini dışarıda değil içeride göremiyorsanız ya körsünüz. Ya da hainliğin parçasısınız.
Bu ülkede 42 yıldır kan dökmüş, devlete silah çekmiş bir terör örgütünü askeri yenilgisini siyasi bir kazanıma dönüştürdünüz. Yazıklar olsun. Anayasa ihlal edilerek binlerce terör üyesine örtülü af, getirirken siyasi meşruiyet kazandırdınız. Terörü tasfiye etmediniz. Bir zemin açtınız. Ceza hukukunda istisna vatandaş hakkı tanıdınız. Yarın ulusal devleti tartışmaya açacaksınız. Siyasi koltuğunu korumak için ülkeyi ateşe attınız. İhanet projesine imza atanlar hangi ırkın kanına sahip
Anayasaya açıkça aykırı olan; 50 bin kişinin katili bir caniye ne istiyorsan hazırla dedikleri, adı çerçeve olan bir yasaya geçit verdiler. Yarın o çerçevenin içine kimin fotoğrafını yapıştıracaklar? Yıkılmış bir cumhuriyet mi, yoksa cumhuriyeti yıkan bir şerefsizin fotoğrafımı olacak? Parçalanmanın ön ayağı olan “Çerçeve Yasayı” onaylayarak ülkeyi parçalamanın ilk adımları için imza atarak PKK’yı açıkça meşrulaştırdınız.
Bir ülkede kahramanlar kadar hainlerde vardır. Bu hainler devleti ele geçirmişse yıkılma, çürüme kaçınılmazdır. Bunun içindir ki bu ülkenin en büyük açığı namuslu insan açığıdır. Bu ülkede değişen hiçbir şey yok diye yol almayı sürdürürse boynuna takılmış tasmayı, ayağındaki prangayı anladığında takanları sürükleyenleri değil, kendi uyurgezer haliyle ülkeyi vatan hainlerine nasıl teslim ettiğinin hesabını vermeli.
Çerçeve yasanın 15nci sayfasında katile “kurucu lider” tanımı yapıyor. Aynı raporun son satırına imza atanların zevahir korumaları garantiye almışlar. Mustafa Kemalin askerleriyiz diyen subayları tasfiye edenler, katillere kucak açanlar aynı kişiler. AKP, DEM, MHP, CHP, YENİ Parti saltanatlarını pekiştirme telaşında olanlar, iktidarın koltuk altına sığınmış olanlar ve diğer grup partiler ve bu partilere oy verenler. Partiniz oy devşirme peşinde olup ihanet yasasına da böylelikle onay vermiş oldunuz.
Bu ahlaksızlığın en direk muhatabı olanlar ve sığınmacı mağduriyetinde olanlar Mustafa Kemalin ne emanetinden, nede isminden söz edemezler. Mustafa Kemal Atatürk ismi böyle bir şerefsizliği ve hainliği reddeder.
Binlerce insanın ölümünden sorumlu tutulan bir yapının muhatap alınması, yasal düzenlemelerle ceza ertelemeleri veya denetimli serbestlik imkânları tanınmasını terör örgütüne ve unsurlarına zımni bir meşruiyet kazandırmak değilse nedir? Eline silah almış kişiye çiçek uzatılmaz karşılığı silah olur. kanadı savunanlar için devletin terörle mücadelesi tavizsiz askeri yöntemlerle olmalıdır; yasal "Çerçeveler" çizerek yürütülen süreçler ise egemenlik haklarından ödün vermek ve şehitlerin hatırasına saygısızlık olur.
40 yılı aşkın süredir Türk Silahlı Kuvvetlerinin PKK ile sürdürdüğü mücadele, Yasama Organı eliyle PKK ve Öcalan’ın amacına ulaştığı bir pazarlıkla sonuçlandırılmıştır. Öcalan’ın DEM Partililere verdiği; “PKK miadını doldurdu, yeni bir yapılanma ile devam edeceğiz” mesajı, yaşama böylelikle geçirildi. Sonuçta ise kazanan Öcalan ve PKK’ olmuştur.
Öncelikli olarak PKK’lı militanların salıverilmesi. Anayasaya göre bir terör örgütüne üye olmak bile suç iken, suça karışıp karışmadıklarını nasıl anlayacaksınız? Yemin etmelerine mi. Yoksa sizlere olan yakınlığına göre mi ayıracaksınız?
İşine gelince saray onayı. Çetrefilli işlerde meclis onayı. Sizler hadi Türk değilsiniz. Bu ülkeden alıp veremediğiniz ne? Yağmaladınız, yağmalattınız. Cumhuriyete dair hiçbir şey bırakmadınız. Düşmanlığınız kininiz neden bitmedi. Amacınız Türkleri haritadan silmek ise işte bu çok zor. Bu işin aktörleri ve tescilli hainleri olan ve bu başı çeken sen dâhil. İşbirliği yaptığınız emperyalistlerinde gücü yetmez.
“Devlet 50 bin kişinin katili Terörist başını muhatap alarak sürdürdüğü pazarlıkla, ona bugüne kadar asla ulaşamadığı bir makam armağan etmiştir. Artık Öcalan sadece PKK Terör Örgütünün Lideri değildir. Canına kıydığı, kurşuna dizdirdiği, kundak bezlerinden tutup ateşe attırdığı Kürt bebeklerin, dağa kaçırdığı Kürt gençlerinin, tehdit ettiği, malını, canını aldığı çaresiz bırakılmış Kürt Halkının da temsilcisi konumuna yükseltilmiştir.
Kendisinin 40 yılda başaramadığı bu statü, iktidar ve muhalefet eliyle, altın tepsi içinde ona sunulmuştur. Öcalan İmralı’da bu durumu “Kürt eşittir PKK Oldu ya !” sözleriyle sevinç naraları atarak karşılamıştır. Bu kayıtlar, İmralı tutanaklarında yer almıştır.
Kürtleri, Türk Milletinden ayrıştıran ve onlar adına Devlet ile pazarlık yapma hadsizliğine kavuşturulan Öcalan’ın zaten işlevini yitirmiş bir örgüt olan PKK’ya karşı istedikleri sır değildir. Bu talepler DEM Partililer, PKK ve bizzat kendi açıklamaları ile kayıtlara girmiştir.
Öncelikle “Yeni bir Cumhuriyet” istenmektedir. Adı da konulmuştur; “Demokratik Türkiye Cumhuriyeti”. Bu Cumhuriyetin Kurucu Önder’i ise Bahçeli tarafından ilan edilmiştir: Öcalan.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş belgesi olan Lozan Antlaşması; PKK ve DEM’in son açıklamaları ile hedef alınmıştır.
Kürtçenin resmi dil ve eğitim dili olması tartışılmaz bir talep olarak yetkililere iletilmiştir.
Kürt kimliğinin “eşit vatandaşlık” kapsamında Anayasal olarak tanınması ve yeni bir vatandaşlık tanımı yapılarak “Türklük” ibaresinin Anayasadan çıkarılması koşulu yıllardır öne sürülmektedir.
AB Yerel Yönetimler Özerklik Şartındaki çekincelerin kaldırılarak, yerel yönetimlerden başlayan ve ılımlı bir federasyona doğru evrilecek olan yolun açılması konusundaki talepler defalarca, hatta TBMM Komisyonunun İmralı ziyaretinde de seslendirilmiştir.
Milli üniter yapı ve ulus devlet üzerinden süre gelen pazarlıkları açıklayanların, bir kısım medya tarafında “paranoyak” olarak adlandırılması ve toplumu tehditler konusunda uyandırmalarının etkisiz kılınması boşuna değildir.
Çerçeve Yasa ile başlatılan sürecin yavaş ve aşamalarla uygulanacağı, Kürt teorisyenler tarafından yıllardır anlatılmaktadır.
Bölücü Projenin uluslararası mimarlarının kitapları, bu konuda izlenecek yol haritasının aşamalarını ortaya koymaktadır. İlginç olan ise, bu talimatların, pervasızca veadım adım yerine getirilmekte oluşudur.
Çerçeve Yasayı 12 maddeden ibaret saymak, toplumu aldatarak, bölücü projeye giden yoldaki taşları temizlemekten öte bir anlam taşımaz.
Önce taşlar temizlenecek ardından Yeni Anayasa Masası hazırlığı başlatılacaktır.
Çerçeve yasa olacakların habercisidir. Yaklaşan büyük felaketin ayak sesidir.
Atatürk cumhuriyetinden öç almak isteyenlerin yıllardır kurguladıkları ortak projelerinin işaret fişeğidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve Devletimizin kuruluş ideolojisine karşı taammüden işlenmiş bir suçtur.
Bu suçun ortaklarının Yasanın 10. Maddesindeki düzenleme ile kendilerini güvence altına almak istemeleri boşuna değildir”.
Emperyalistlerle işbirliği yaptılar. Saltanat uğruna bir devletin yıkılmasını göze alacak kadar alçaklaştılar. Zaten bunların namus kavramları da yoktur.
“Çerçeve yasa turnusol kâğıdıdır.
Çerçeve Yasanın kabulü veya reddi Siyasi Partilerin ideolojik çizgisini belirleyen bir turnusol kağıdı görevi yapacaktır.
Kripto Atatürkçüler ile Gerçek Atatürkçülerin ayırt edilmesini sağlayacaktır.
Hamasi Atatürk ve Kuvayı Milliye nutukları atarak Milleti Atatürk ile aldatanları, Ulus Devlet ve Üniter Yapıya sahip çıkma cesaret ve kararlılığını gösterenlerden ayrıştıracaktır.
Nazlanarak da olsa yasaya onay verenler, “araf”ta siyasetten çıkar bekleyenler Milletin umudunu boşa çıkarmanın sonucunu görecektir.
Türkiye için siyaset yapan, Cumhuriyetin güvencesi olanların sözde değil “öz”de ortaya çıkacağı bir turnusol kâğıdıdır bu Yasa…
Siyasi Partiler en büyük sınavını bu yasa ile verecektir.
Yerli ve Milli kisvesinin altına saklananları da Kripto Atatürkçülerin maskelerinin gizlediği karanlığı da bu yasa gün yüzüne çıkaracaktır.
TBMM Genel Kurulunda Yasaya destek için kalkacak her elin sahibi, bu suç ortaklığının yaşam boyu sürecek vicdani yükü altında ezilmeye mahkûm kalacağını bilerek karar vermelidir.
Türk Milleti unutmaz ve aldanmaz”!






