ASKER VE SİYASETÇİ…
Subayların ve generallerin statü ve hiyerarşi koruma dürtüsü" ile "bürokratik direnç" düşüncesinden doğan ahlaksızlığın silah arkadaşlığı ve de siyaseti olmaz...

ASKER VE SİYASETÇİ…
Subayların ve generallerin statü ve hiyerarşi koruma dürtüsü" ile "bürokratik direnç" düşüncesinden doğan ahlaksızlığın silah arkadaşlığı ve de siyaseti olmaz...
Sosyal medyadan takip ediyorum. Astsubaylar kendilerine yönelik hak edilmiş tazminatların ödenmemesi yönünde ağırlıklı olarak siyasetçilere yükleniyorlar. Siyasetçileri suçluyorlar. Aslında bu umarsızlık siyasetçide elbette var. Ancak bu işte siyasetçiyi yönlendiren üniformalı baronların parmağı var. Zira siyasetçi bu tür çalışmalarında yanlarına danışman olarak Subay ve General alarak kanun taslağı hazırlıyorlar. General veya subaylar bu hak edilmiş haklar verilirse kendileriyle eşitlenmiş, statü ortadan kalkacak gibi değerlendirirken, siyasetçiye de bütçeye yük getireceği telkininde bulunuyor. Bunun engelleyen ana mantık budur.
Siyasetçi iktidarını sürdürmek için oy almaya ihtiyacı vardır. Subaylara yönelik Makam, Temsil ve Görev tazminatları emeklilikte de %100 oranında aynen ödenmeye devam ederken, diğer tarafta astsubaylar nezdinde olumlu çıkacak her türlü yasaya karşı çıkacak ceberut anlayışlın temsilcileri inanın siyasetçiler değil.
Şu gerçeği aklınızın bir kenarında tutun lütfen; onların, “Aşağıdakilerle aramızdaki makas daralırsa emir-komuta hiyerarşisi zedelenir" ya da "Kazanılmış ayrıcalıklar sıradanlaşır"… Düşüncesine hâkim olmaları vardır. Kendilerini elit ilan edenler, sıkıştıklarında yeni Halis Demir’ler bulurlar.
Siyaset mekanizması ise askeri konularda "teknik uzmanlık" ve "milli güvenlik hassasiyeti" gerekçeleriyle, kanun taslaklarını hazırlarken tamamen üst rütbeli subay kadrolarının ve MSB bürokrasisinin yönlendirmelerine bağlı kaldığı bir gerçektir. Yalaka ve yalama bir siyasetçi size göz kırparken, üniformalı baronlarla gerdeğe giriyorsa doğacak çocuk elbette ki Hibrit olacaktır.
1970-1975 direnişlerinin temelinde Muvazzaf Astsubayların inisiyatif almaları kıta, karargah ve kışlalarda pasif direnmeleri vardı. Bugün bu yok. Bugün bu gerçek üzerinden baktığınızda kendi kanuni haklarından bir haber binlerce Astsubay var orduda. Ülkede okuldan değil, sivil kaynaktan beslenen bir sistem inşa edildi. Bu sistem TSK bekası için değil, siyasetçi için istihdam yaratan bir oy deposu, general ve subaylar için tepe, tepe kullanılabilecekleri şamar oğlanı. Bunun içindir ki Astsubay okullarının lisans seviyesine çıkartılmasını istemiyorlar. Eğitim öz güveni ve sorumluluk getirir. Bunu asla istemezler. Lise mezunu generalleri 1 ve 2 yıllık harp okullarının yarım saat içinde çıkartılan intibak yasasıyla nasıl üniversite payesine getirildiğini söylemezler. Bunlardan bahsederseniz kendilerini aşağılanmış ve cahil hissederler. Subaylar için çıkartılmış intibak yasası o günlerde astsubaylar için neden uygulanmadı? Statü bozulur, hiyerarşi ortadan kalkar palavrası ile sürekli engel konuldu.
Makam ve Görev Tazminatı Dağılımındaki Uçurum!
TSK Personel Kanunu'na göre subay kadrolarına (özellikle Yarbay rütbesinden itibaren başlayıp generalliğe kadar uzanan süreçte) yönelik Makam, Temsil ve Görev tazminatları ve Kadrosuzluk Tazminatları gibi emekliliğe de doğrudan yansıyan çok güçlü mali kalemler ödenmektedir. TSK Personel Kanunu'nu kimler hazırlamıştır? Kıçını koltuktan kaldırmamış kıta sorumluluğu bilmeyen askeri yargıçlar. Ve onlara emir veren generaller.
Bugün bu generallerin maaş harici aldıkları tazminatlar toplam 2 emekli astsubay maaşıyla denk. Bu besleme sistemine vicdan penceresinden bakarsanız yanılırsınız. Bu tazminatı alan komuta birimi bu ahlaksız dağılımı bilmiyor mu? Aslında çokta iyi biliyor.
Bu gerçeği kimin işlemesi gerekir. TEMAD. Bu kuruluş ne yapıyor? Birkaç generalle çay kahve sohbeti. Birkaç poz fotoğraf. Sıkılan palavralar, Üyelerin gazını alan açıklamalar. Hak arayışı karargâhlarda değil, sokakta aranır. Vermiyorsa görünürlülük artırılır. Bu davranış biçimi Elit duvarına toslamaktır!
Anayasal bir hak olan sahaya inmek protesto eylemi sürdürmek. Sahaya inecek olan Astsubaylara vali toplantı ve gösteri için izin vermiyormuş. Çok kibarsınız arkadaşım çok kibar. Sizler haklarınızı istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Temel soru bu! Bu bir hak arayışı arkadaşım. Bakın madencilere direniş böyle sergilenir. Bakın gazilere görünürlülük böyle oluşur. Daha geriye TEMAY’ın 1970-1975 eylemlerini inceleyin. Ve öğrenin.
Demokrasi isyanların rejimidir. Demokrasi, çatışmayı, itirazı ve protestoyu bastırmak yerine yasal bir hak olarak kabul ettiği için istikrarsızlığa açık bir yapı barındırır. Hak arama yollarının ve ifade özgürlüğünün varlığı, kriz anlarında tepkilerin sokaklara ve isyanlara dönüşmesine zemin hazırlar. Hak arama özgürlüğü, hoşnutsuzlukların açıkça dile getirilmesini sağlar. Durumdan hoşnutsanız meseleniz yok demektir. Değilseniz anayasal hakkınızı kullanın kardeşim.
Ordunun sahadaki iş yükünün, teknik yönetiminin ve operasyonel sorumluluğunun çok büyük bir kısmını sırtlayan Astsubaylar gibi en üst düzey astsubay rütbelerine, emeklilikte insanca yaşamayı sağlayacak bir "Makam/Görev Tazminatı" yıllardır neden verilmemiştir? Yüz görümlülüğü ile meclis komisyonlarına her yasa teklifi geldiğinde, bütçe yükü bahane edilerek astsubaylar kapsam dışı bırakılırken, üst rütbeli subayların mevcut tazminat yapıları korunmuş ve genişletilirken bütçeye neden yük olmamıştır.
Binbaşılar ve Astsubayların Aynı Kaderi Paylaşması (Hiyerarşi Duvarı)…
Astsubaylar kendilerine neden Uzman Çavuşları emsal alırlar? Bunu anlamak mümkün değildir. Böyle bir yaklaşım koruyuculuk güdüsünü dışa vururken gerçeğin saklanması olgusunu yaratmıştır.
Sistemdeki statü koruma güdüsü sadece astsubaylara değil, subay sınıfının kendi içindeki alt kademelere karşı da işletilmektedir. TSK'da Tabur Komutanlığı görevini hem Yarbaylar hem de Binbaşılar yapabilmektedir. Ancak aynı görevi ve riski üstlenmelerine rağmen Yarbaylar makam-görev tazminatı alırken, Binbaşılar uzun yıllar bu kapsamın dışında tutulmuştur. Karar verici konumdaki üst komuta kademesi (Generaller), tazminat sınırını kendi statülerini yukarda tutacak bir baraj olarak kurgularken, Astsubayların vekâleten yürüttükleri karargâh, kıta hizmetlerinde işgal ettikleri kadroyu görmezden gelmişlerdir.
926 Sayılı Kanun Taslaklarının Hazırlanma Sürecinde, siyasetçilerin önüne gelen Milli Savunma Komisyonu raporları ve yasa tasarıları, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) bürokrasisi ve Genelkurmay Başkanlığı uzmanları tarafından şekillendirilir. Bu uzmanların tamamı askerden oluşmakta. Astsubay temsilcisi olarak bu komisyonda neden bir muvazzaf ve emekli bulundurup sorunları kaynağından almaz. Çünkü “sorunları biliyorum” diyen bir paşa tayfası, bu sahteliğe inanan siyasetçi elitler var. Bunlar ile görüşürler. TEMAD çağrılıyor mu bilmiyorum. Çağrılıyorsa konu mankeni olmanın ötesine geçemiyordur. .
Bir örnek. TBMM'ye sunulan askeri personel kanun tekliflerinde (örneğin son dönemdeki sözleşmeli er, uzman çavuş veya astsubay intibak düzenlemelerinde) komisyona bilgi veren, sunum yapan ve "Bütçeye şu kadar yük getirir, dengeleri bozar" telkininde bulunan kişilerin tamamı general seviyesindeki bürokratlardır. Siyasetçi maliyet hesabını ve askeri hiyerarşi dengesini doğrudan bu isimlerden aldığı brifingle değerlendirdiği için, astsubayların sosyal medyadaki haklı talepleri meclis genel kuruluna eksik ya da budanmış olarak yansımaktadır.
Ek Gösterge Adaletsizliği ve "Unvan" Bariyeri
Kamu genelinde yapılan 3600 ek gösterge düzenlemelerinde, birinci dereceye gelen astsubayların ek göstergeleri 4200'e çıkarılmış olsa da, bu artışın emekli maaşlarına net yansıması subay sınıflarına yapılan görev tazminatı artışlarının yanında çok güdük kalmıştır. Üst kadrolar, "lisans mezuniyeti", "akademik kaynak" veya "yönetici pozisyonu" gibi teknik kavramları öne sürerek, astsubayların emeklilikte subay maaşlarına yaklaşmasını engelleyecek bürokratik bariyerleri yasa metinlerine titizlikle yerleştirmişlerdir.
Siyasetçi seçim kazanmak ve geniş kitlelerden (ve aileleriyle birlikte yüz binlerce kişilik astsubay/uzman çavuş camiasından) oy almak ister. Ancak kanun yapma aşamasında "teknokratik onay" almak zorunda olduğu merci genelkurmay/MSB bürokrasisi olduğu için, siyasiler hiyerarşik elitlerin çizdiği sınırların dışına çıkmakta zorlanmaktadır. Bu durum, cephede ve kışlada "silah arkadaşı" olan kadroların, iş mali haklara ve emeklilik konforuna geldiğinde derin bir sınıf ayrımına tabi tutulması sonucunu doğurmaktadır.
Astsubaylar; “Subaylara verilirse bize de verilir” düşüncesinden arınmalı.






