ANLAYANA SİVİSİNEK SAZ… ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ!
25 yılın özeti. Bizler ve bizleri yönetenler. Ülke geri dönülmesi çok zor bir tünele girdi.

ANLAYANA SİVİSİNEK SAZ… ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ!
25 yılın özeti. Bizler ve bizleri yönetenler. Ülke geri dönülmesi çok zor bir tünele girdi.
Saraylar, itibarlar, ziyafet sofraları servet transferleri, halkın açlıkla sınavı! Cumhuriyetten geriye “Parlamento” adı altında TBMM kaldı yadigâr. Aşağıda bir yazı. Bir projenin hayata geçirilmesi hikâyesi. Bu hikayenin aktörleri bizler bölünmüş, parçalanmış bir ülkede esaret zincirini kırmak için yeniden bir kurtuluş savaşına mı girmemiz gerekir. Bilmeyecek kadar âlim, ölmeyecek kadar tok yaşatılan toplum, kader kurbanı değil. O toplumun öküzlüğüdür. Sen mi kurtaracaksın diyenler? Hadi şimdi sen kurtar. Sen cehaletinle çocuklarının geleceğini, olmayan özgür iradenle yok ettin.
“TÜRKİYE’NİN ÇÖKÜŞÜ “KASITLI BİR PROJE”DİR...
Bu bir yönetim hatası değil, bilinçli bir “rejim mühendisliği”dir
Türkiye’nin yaşadığı ekonomik yıkım, eğitim felaketi, hukuksuzluk, tarikat düzeninin güçlenmesi ve devlet kurumlarının çökertilmesi rastgele gelişmiş sorunlar değildir.
Bunlar, kademeli şekilde uygulanmış bir rejim mimarisinin parçalarıdır.
Bir devlet 20–23 yıl boyunca her alanda “yanlışlıkla” aynı yönde çöküş üretemez.
Aynı sonuçları doğuran, aynı çıkar merkezlerine hizmet eden ve aynı ideolojik hedef doğrultusunda ilerleyen adımlar yanlış değil, tutarlıdır.
Bu nedenle ortada bir hata değil, planlı bir proje vardır.
Projenin Stratejik Hedefi: Atatürk’ün Bilim Devletini Yok Etmek
Çünkü:
Bilim toplumu demek / özgür birey
Özgür birey demek / sorgulama
Sorgulama demek / otoriter düzenin çöküşü
Dolayısıyla bilim üreten bir Türkiye: Emperyalizmin çıkarlarına ters düşer,
Bölgesel dengeleri değiştirir,
Teknoloji üreten, büyük pazar gücüne sahip bağımsız bir devlete dönüşür,
“Yönetilebilir ülke” statüsünden çıkar.
Bu nedenle bilimsel akıl, Kemalizm ve Atatürk’ün modernleşme modeli sistemli biçimde unutturuldu, itibarsızlaştırıldı ve toplumun bilinç düzeyi düşürüldü.
Bu işlem başarıyla tamamlanmıştır.
Erdoğan–Bahçeli– Kılıçdaroğlu
Bu denklemin anlamı şudur: İktidar yıkımı aktif olarak inşa etti, Sözde muhalefet direnci kırarak süreci meşrulaştırdı,
Biri saldırdı, diğeri teslimiyeti normalleştirdi.
Böylece proje kesintisiz ilerledi.
Bu süreci ispatlayan göstergeler:
Erdoğan’ın üçüncü kez aday olmasına itiraz edilmemesi,
OHAL–KHK dönemlerinde muhalefetin toplumu pasifleştirmesi,
Seçim manipülasyonlarının “demokrasi” diye pazarlanması,
Toplumun sistematik olarak umutsuzlaştırılması.
Bu tablo “yanlış politika” değil, bilinçli rejim inşasıdır.
Ekonomi çökertildi,
Eğitim çürütüldü,
Hukuk yok edildi,
Medya teslim alındı,
Tarikat sistemi devlete yerleştirildi.
Bu, toplumun düşünemez, protesto edemez, örgütlenemez hâle getirilmesi için uygulanan bir biyopolitik tasarımdır.
Bu bir başarısızlık değil; başarıyla uygulanmış bir projedir.
Bu yüzden:
Atatürk itibarsızlaştırıldı,
Kemalizm “tehlikeli” gösterildi,
Tarih çarpıtıldı,
Toplum hafızasından koparıldı.
Kemalizm’i anlayacak bilinç katmanı yok edildi.
Emperyal güçler bilim üreten güçlü bir Türkiye istemedi,
Feodal yapılar otorite ve ayrıcalıklarını kaybetmek istemedi.
Bu nedenle Atatürk devrimi tarih boyunca sürekli bir karşı-devrim baskısıyla mücadele etti.
Rejim Değişti” Bu Bir Gerçektir
Parlamenter sistem yok edildi,
Kuvvetler ayrılığı çöktü,
Laiklik fiilen kaldırıldı,
Anayasa askıya alındı,
Tarikatlar devlete yerleşti,
Diyanet ideolojik aygıta dönüştü,
Liyakat yok edildi,
Sadakat ödüllendirildi,
Hukuk saraya bağlandı.
Bu artık Atatürk Cumhuriyeti değildir; dinci–otoriter bir tarikat koalisyonu devletidir.
Ulus bilinci yok edildiğinde:
Herkes cemaatine bağlanır,
Devlet yerine tarikat referans alınır,
Ulusal birlik değil, mezhep ve kimlik belirleyici olur.
Bu, fiilî bölünmenin altyapısıdır.
Erdoğan’ın 23 Yıl Boyunca Tekrarladığı yalanlar
Bu bir yönetim teknolojisi
“Gaz bulduk”,
“Petrol bulduk”,
“Uçak yaptık”,
“Tank yaptık”,
“Uçuyoruz”,
“3 dakikada bir konut yapıyoruz”…
Bunların hiçbiri gerçek devlet politikası değildir; bunlar psikolojik manipülasyon araçlarıdır.
Amaç:
Toplumu ümit komasına sokmak,
Gerçekleri gizlemek,
Kitleleri kontrol etmek,
Yalanı normalleştirmek.
Fakirlik rejimin güvenlik mekanizmasıdır çünkü:
Fakir insan sorgulamaz,
Direnemez,
Örgütlenemez,
Hak talep edemez.
Türkiye’nin Bugünkü durumu bir Kaza değil kontrollü devlet yıkımıdır
Toplam resim:
Ekonomi bilinçli olarak çökertildi,
Eğitim bilinçli olarak geri götürüldü,
Devlet tarikatlaştırıldı,
Bilim dışı düzen kuruldu,
Laiklik yok edildi,
Yalan yönetim modeli hâline getirildi.
Bu kötü yönetim değil; iyi uygulanmış bir yıkım projesidir.
Hata yok.
Yanlış yok.
Beceriksizlik yok.
Kasıt, tasarım ve soğukkanlı bir rejim mühendisliği vardır.
Laik devleti yıkmak, Atatürk devrimlerini ortadan kaldırmak demek Türkiye’yi yıkmak demektir.
Çünkü Türkiye Cumhuriyeti; eğitimden ekonomiye, hukuktan toplumsal yaşama kadar tüm kurumlarını Atatürk’ün ilke ve devrimleri üzerine inşa etmiştir.
Bu temeller sökülüp atıldığında hiçbir şey ayakta kalamaz:
Eğitim çöker, ekonomi çöker, toplumsal yapı çöker, devlet mekanizması çöker.
Nitekim bugün yaşanan tam olarak budur.
Bu çöküş bir hata değil; tasarlanmış, uygulanmış, bilinçli bir projedir, kasıtlı bir rejim mühendisliğidir”.
Hasan Hoslar






