ÜÇLÜ SAVUNMA İTTİFAKI RESMEN KURULDU
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cidde ziyaretiyle gözler üçlü savunma anlaşmasına çevrildi. Kırşehirli Akademisyen Dr. Muhammed Mazhar Şahin, anlaşmayı resmî açıklamalardan önce Türk medyasının gündemine taşıdı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında uzun süredir müzakereleri yürütülen üçlü savunma anlaşmasında imza aşamasına gelindi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ziyaretiyle birlikte dünya kamuoyunun gündemine oturan ve “Mekke Anlaşması” olarak adlandırılan yeni güvenlik yapılanmasının Orta Doğu’daki dengeleri önemli ölçüde değiştirmesi bekleniyor.
Güvenlik kaynakları, üç ülkenin 7 Ağustos 2026’da ortak savunma anlaşması imzalayacağını bildirirken anlaşmanın taraflara yükleyeceği askerî sorumluluklar henüz açıklanmadı. Uluslararası kaynaklar ise anlaşmanın Mekke’de imzalanmasının planlandığını aktardı.
Şahin, Mekke Anlaşması’nı gazetemize değerlendirdi
Gelişmeyi daha önce Arap medyasından edindiği bilgilerle Türk televizyonlarında gündeme taşıyan Kırşehirli Akademisyen ve Orta Doğu Uzmanı Dr. Muhammed Mazhar Şahin, gazetemize gönderdiği özel ses kaydında anlaşmanın nedenlerini ve bölgesel etkilerini anlattı.
Mekke Anlaşması’nın bölgenin uzun zamandır beklediği bir güvenlik adımı olduğunu belirten Şahin, Körfez ülkelerinin İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü saldırılardan ve İran Devrim Muhafızları’nın vekil unsurları üzerinden yürüttüğü politikalardan yorulduğunu ifade etti.
İsrail’in 9 Eylül 2025’te Katar’a düzenlediği saldırı ile son İran savaşının Körfez ülkelerindeki güvenlik kaygılarını artırdığını vurgulayan Şahin, ABD’nin uzun yıllardır bölge ülkelerine sunduğu güvenlik garantilerine yönelik güvenin zayıfladığını söyledi. Şahin’e göre Washington yönetiminin savunma alanındaki önceliğini İsrail’e vermesi, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ı yeni bir güvenlik modeli oluşturmaya yönelten başlıca nedenlerden biri oldu.
Üç ülkenin gücü aynı ittifakta buluşuyor
Şahin, NATO üyesi olan ve savunma sanayisinde önemli bir kapasiteye ulaşan Türkiye ile nükleer güç sahibi Pakistan’ın ve ekonomik bakımdan Körfez’in en etkili ülkelerinden Suudi Arabistan’ın aynı savunma denkleminde buluşmasının İslam dünyasında olumlu karşılandığını dile getirdi.
Yeni ittifakın ilerleyen günlerde başka ülkelerin katılımıyla genişleyebileceğini kaydeden Şahin, bu yapının Orta Doğu’daki güç dengesini daha görünür hâle getireceğini belirtti.
“Amaç ateşi büyütmek değil, söndürmek”
Anlaşmanın İsrail ile İran Devrim Muhafızları ve bölgedeki vekil unsurlarında tedirginlik oluşturacağını savunan Şahin; Irak’taki Haşdi Şabi, Lübnan’daki Hizbullah ve Yemen’deki Husilerin de yeni güvenlik yapılanmasını yakından takip edeceğini ifade etti.
İttifakın saldırı amacı taşımadığının altını çizen Şahin, “Bu ittifakın temel hedefi ateşi daha fazla yaymak değil, ateşi söndürmektir. Elinizde caydırıcı bir güç toplandığında karşınızdaki gruplar geri adım atmak zorunda kalacaktır. Amaç bölgeyi daha büyük bir savaşa sürüklemek değil, güç yoluyla çıkması muhtemel yeni savaşların önüne geçmektir” değerlendirmesinde bulundu.
Suudi Arabistan ile Pakistan arasında 17 Eylül 2025’te imzalanan karşılıklı savunma anlaşması, ülkelerden birine yönelik saldırının diğerine de yapılmış sayılması esasına dayanıyordu. Türkiye’nin katılımıyla oluşturulacak yeni yapının kapsamı ise anlaşmanın hükümleri açıklandığında netleşecek.
Dr. Muhammed Mazhar Şahin, Mekke Anlaşması’nın taşıdığı tarihî anlamı, “Yapılan bu anlaşmayı, yüz yıllık İslam âleminin uyanışının ilk göstergesi olarak değerlendirebiliriz” sözleriyle ifade etti.






