Ziraat Odası Başkanlarından Bakanlığa Çağrı: Üretici Borç Kıskacında, Krediye Ulaşamıyor
Kırşehir Ziraat Odası Başkanı Mevlüt Toprak ile Kaman Ziraat Odası Başkanı Çetin Gökalp, artan borç yükü ve krediye erişimde yaşanan sorunlar nedeniyle üreticinin büyük bir çıkmazda olduğunu belirterek Tarım ve Orman Bakanlığına çağrıda bulundu.

Kırşehir’de üreticiler, 2026 yılına girilirken tarımsal finansmana erişimde yaşanan daralmayı ve 2025’te kuraklık, don ve dolu kaynaklı kayıpların telafisi ihtiyacını gündeme taşıdı. Kırşehir Ziraat Odası Başkanı Mevlüt Toprak ile Kaman Ziraat Odası Başkanı Çetin Gökalp, sahada biriken sorunların çözümü için Tarım ve Orman Bakanlığı ile ilgili kurumlara çağrıda bulundu.
Kaman Ziraat Odası Başkanı Çetin Gökalp, özellikle genç üreticilerin kredi sisteminde ağır bir baskı altında kaldığını belirterek, mevcut uygulamaların işletme sermayesini daralttığını ve üreticiyi “borç sarmalı”na sürüklediğini ifade etti. Gökalp, Kırşehir merkez ve ilçelerinde ziraat odaları aracılığıyla yoğun bir üretici talebi oluştuğunu, çiftçilerin yetkililerin bölgeye gelerek yerinde inceleme yapmasını ve sürecin hızla iyileştirilmesini beklediğini dile getirdi. 2025’te yaşanan kuraklık, don ve dolu nedeniyle birçok üreticinin ciddi zarar gördüğünü vurgulayan Gökalp, zararların karşılanmasına dönük destek mekanizmalarının işletilmesini istedi.
Kırşehir Ziraat Odası Başkanı Mevlüt Toprak ise yaptığı açıklamada, üreticilerin 2026 yılına girilirken finansmana erişimde çok ciddi bir sıkışma yaşadığını belirterek şunları söyledi:
“SGK prim borcu ve vadesi geçmiş vergi borçları yüzünden çiftçilerimize ve üreticilerimize, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kredi verilmemeye başlanmıştır. Bu durum 2026 yılının başından itibaren daha da ağırlaşmıştır. Üreticimiz, tarlasına girebilmek için işletme sermayesine ihtiyaç duyuyor; mazot, gübre, tohum, ilaç gibi temel girdiler için krediye erişim hayati önem taşıyor. Ancak mevcut şartlar nedeniyle çiftçimiz kredi kapısından geri dönüyor. Krediye erişemeyen üretici üretim planlaması yapamıyor, sezona hazırlanamıyor; bu da doğrudan üretimden kopuş riskini büyütüyor.
2025 yılı üreticilerimiz için adeta felaket gibi olmuştur, harabe gibi olmuştur. Çiftçilerimiz zirai don yaşadı, kuraklık yaşadı, yüksek üretim maliyetlerini yaşadı, şap hastalığını yaşadı. Bir yandan iklim şartlarıyla mücadele ettik, bir yandan maliyetler altında ezildik, bir yandan da hayvancılıkta hastalık riskiyle karşı karşıya kaldık. Bu şartlar üreticinin gelirini azalttı, borç yükünü artırdı. Kuraklıktan zarar gören üreticilerimizin zararlarının karşılanmasını talep ediyoruz. En azından hiç olmazsa üretim maliyetinin karşılanması taraftarıyız. Çünkü üretici zararını telafi edemezse bir sonraki yıl üretime devam etmesi mümkün olmuyor.
2025 yılında bir önceki yıla göre; yulaf’ta yüzde 26, arpa’da yüzde 25, çavdar’da yüzde 20, buğday’da yüzde 14, kuru baklagillerde yüzde 29 oranında üretim düşüşü yaşanmıştır. Bu rakamlar, sahada yaşadığımız kaybın açık göstergesidir. Üretim düşünce gelir azalıyor, gelir azalınca borç artıyor; borç arttıkça da çiftçi krediye daha fazla ihtiyaç duyuyor. Fakat kredi kanalları kapandığında üretici tamamen çaresiz kalıyor.
Tarım sektörü 2025 yılında diğer sektörlere göre yüzde 12,7 oranında küçülmüştür. Çiftçilerimizin 2025 yılında bir önceki yıla göre borçlarında yüzde 43 oranında artış meydana gelmiştir. Borç miktarı 2024 yılında 837 milyar TL iken, 2025 yılında 1 trilyon 198 milyar TL’ye çıkmıştır maalesef. Takibe düşen çiftçi borçları ise 3 milyar TL’den 12 milyar TL’ye yükselmiştir. Bu artış yaklaşık dört kattır. Bu tablo, üreticinin nasıl bir baskı altında olduğunu göstermektedir.
Bütün bu olumsuz şartlara rağmen çiftçilerimiz üretime devam etmiştir. Çünkü çiftçi üretmezse, şehir de ülke de etkilenir. Çiftçilerimizi, üreticilerimizi desteklemek zorundayız. Üretimden kopmalarının önüne geçmek zorundayız. Gıda açığı yaşamamak için çiftçilerimiz ve üreticilerimiz daha fazla desteklenmelidir. Çiftçimizi hor görürsek, maalesef ekmeği de zor görürüz.”






