BU ŞEHİR BUNU HAK ETMİYOR
Bir şehri sevmek; onun sokaklarını, parklarını, kaldırımlarını, insanlarını dert edinmekle başlar. Çünkü şehir dediğimiz şey beton yığınından ibaret değildir. Şehir, içinde yaşayanların huzuru ve ortak emeğidir.

BU ŞEHİR BUNU HAK ETMİYOR
Bir şehri sevmek; onun sokaklarını, parklarını, kaldırımlarını, insanlarını dert edinmekle başlar. Çünkü şehir dediğimiz şey beton yığınından ibaret değildir. Şehir, içinde yaşayanların huzuru ve ortak emeğidir.
Bugün Kırşehir’e baktığımda içimde ağır bir sızı hissediyorum. Eleştiriyi duymayan, sahaya inmeyen, şehrin nabzını tutmayan bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Oysa gelişmiş toplumlar, yöneticilerini düzenli olarak değiştirerek taze bakışlara kapı açar. Aynı koltukta uzun süre kalmak, çoğu zaman çevreyi değil, yalnızca makamı görmeye sebep olur.
İlk dönemin, geçmişten kalan projelerin etkisiyle sürdürüldüğünü söylemek mümkün. Ancak ikinci dönemde şehirde gözle görülür bir yıpranma var. Hizmet üretmek yerine hantallaşan bir yapı, denetimden uzaklaşan bir anlayış ve sahada görünmeyen bir belediyecilik…
Bugün üst geçitlerdeki asansörler çalışmıyor, merdivenler pas içinde. Ana yolların yeşil alanları yok edilmiş. Mahalle araları çöplüğü andırıyor. Yapılmamış hizmeti bir kenara bırakalım, yapılmış olanı korumak bile başarı sayılacak hale gelmiş durumda.
Parklar… Bir şehrin kalbidir parklar. Çocukların güvenle oynadığı, ailelerin nefes aldığı alanlar. Ama bugün Masal Park’ta ve Kent Park’ta gördüklerimiz iç açıcı değil. Kırılmış oyuncaklar, sökülmüş yazılar, denetimsiz alanlar… Bir annenin çocuğunu apar topar alıp parkı terk ederken ettiği beddua, aslında hepimizin ortak duygusunun tercümesi değil mi?
Vatandaşın belediyeye ulaştığında çözüm yerine yönlendirilmesi ise ayrı bir kırgınlık. Parkta yaşanan bir sorunu bildiren vatandaşa “Polise gidin” demek, sorumluluğun kimde olduğunu unutmaktır. Zabıta neden var? Denetim neden var? Bu şehirde düzeni sağlamak kimin görevi?
Hastane çevresi, ana caddeler, kaldırımlar… İşgaller, düzensizlik, görüntü kirliliği. Bir şehrin vitrini olan merkez, giderek köy görünümüne bürünüyor. Oysa bu şehir daha iyisini hak ediyor.
Yıllardır aynı sokağın temizlenmediğini söyleyen insanların ödediği çevre vergileri ortada. Vatandaş soruyor: “Hizmet nerede?”
Bu yazı bir sitemdir, ama aynı zamanda bir çağrıdır. Bu şehir sahipsiz değil. Bu şehirde yaşayan insanlar, ödedikleri vergilerin karşılığını görmek istiyor. Parkların güvenli, sokakların temiz, kaldırımların düzenli olduğu bir şehir istiyor.
Çünkü Kırşehir bunu hak ediyor. Ve bu şehirde yaşayan hiç kimse, huzurun bozulmasına seyirci kalmak istemiyor.






