Uzmanlardan Uyarı: Kırşehir’de Su Rezervleri Tehlikede

ırşehir, 2025’te son 65 yılın en düşük yağışının görüldüğü iller arasında yer aldı. Uzmanlar, su rezervlerindeki gerilemeye karşı tasarruf ve tarımda doğru teknikler çağrısı yapıyor.

Yaşam Yayın: 03 Şubat 2026 - Salı - Güncelleme: 03.02.2026 23:12:00
Editör -
Okuma Süresi: 6 dk.
Google News

Son yıllarda yağışların giderek düştüğü kentte, kuraklık hem günlük su tüketiminde hem de tarımsal üretimde daha planlı ve bilim temelli adımları zorunlu hale getiriyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri, dönemsel dalgalanmalar olsa da yıllık toplam yağışın uzun vadede azalma eğiliminde olduğunu gösteriyor.

Kent, 2025 yılında son 65 yılın en düşük yağış seviyelerinin görüldüğü iller arasında yer aldı. Bu tabloyu değerlendiren Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Sultan Kıymaz, yağışların özellikle son yıllarda ilin yıllık ortalamasının altında seyrettiğine dikkat çekti.

Kıymaz’ın paylaştığı “Bölgelerin Alansal Yağış Değerlendirmesi” verilerine göre; 1991-2020 ortalamasında Türkiye genelinde yıllık yağış 501,3 mm, İç Anadolu Bölgesi’nde 348,2 mm ve Kırşehir’de 292,2 mm düzeyinde ölçüldü. 2024’te ülke ortalaması 511,9 mm’ye çıkarken İç Anadolu 325,5 mm, Kırşehir ise 317,8 mm seviyesinde gerçekleşti. Buna karşın geçen yıl ülke genelinde 378,3 mm, İç Anadolu’da 230,3 mm, Kırşehir’de ise yaklaşık 213 mm yağış görüldü.

Kıymaz, geçen yıl kasım ve aralık ayları ile bu yılın ocak ayındaki yağışların da beklentilerin altında kaldığını; buna eşlik eden sıcaklıkların ise normalin üzerinde seyrettiğini belirtti. Yağıştaki düşüş ve artan sıcaklıkların su rezervlerini doğrudan etkilediğini vurgulayan Kıymaz, gölet ve baraj seviyelerinde belirgin gerilemeler yaşandığını, bazı kaynakların ise tamamen kuruduğunu ifade etti. Yeraltı su seviyelerindeki azalmaya da işaret eden Kıymaz, iklim koşullarındaki değişim, yağış rejimindeki düzensizlik, nüfus artışı ve gıda talebinin yükselmesinin su tüketim basıncını daha da artırdığını söyledi.

Bu süreçte hem kamunun hem de bireylerin sorumluluğu olduğunu hatırlatan Kıymaz, suyun en yoğun biçimde tarımsal sulamada kullanıldığına dikkat çekerek “Kaynaklarımızı doğru yönetmek ve suyu bilinçli tüketmek zorundayız” mesajını verdi. Ayrıca tarımda otomasyonun, doğru sulama tekniklerinin ve eğitim çalışmalarının yaygınlaştırılmasının kritik olduğunu; toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Kuraklığın tarımsal üretime yansımalarını ise aynı fakülteden Doç. Dr. Ramazan Ayrancı değerlendirdi. Ayrancı, yetersiz yağışın özellikle hububatta çimlenme ve kardeşlenme dönemini olumsuz etkileyebileceğini; su stresi riski bulunan alanlarda gelişimin gecikebileceğini ve verim kaybı yaşanabileceğini belirtti.

Ayrancı’ya göre üretim planlamasında yalnızca ürün seçimi değil; tarlanın yapısı ve bölgenin iklim koşulları da birlikte ele alınmalı. Bu çerçevede su tüketimi daha düşük bitkilerin tercih edilmesi, tahıllarda kuraklığa dayanıklı ve kurak yılda verim potansiyeli yüksek çeşitlere yönelinmesi önem taşıyor. Kurak yıllarda nadas uygulamasıyla yağışın toprakta rezerv edilmesinin, özellikle güz dönemindeki çıkış için “nem desteği” sağladığını belirten Ayrancı; münavebe, toprağı yormayan üretim modeli ve su rezervini koruyan uygulamalarla kuraklığın etkisinin azaltılabileceğini kaydetti.

Ayrancı ayrıca, il genelinde sulama amaçlı kullanılan pek çok göletin kritik kuruma seviyelerine gerilediğini; yol kenarlarında ve köy içlerinde bulunan bazı çeşmelerin de tamamen kuruduğunu ifade etti. Anadolu Ajansı’na yapılan değerlendirmeler, Kırşehir’de kuraklıkla mücadelenin artık “tercih” değil, zorunluluk haline geldiğine işaret ediyor.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.