Su diye içiyoruz.Oysa büyük zarar

Bilim dünyasında yapılan son araştırmalar, sağlıklı yaşamın temeli olan su tüketimi konusunda endişe verici bir tabloyu gözler önüne serdi.

Yaşam Yayın: 02 Haziran 2026 - Salı - Güncelleme: 02.06.2026 23:44:00
Editör -
Okuma Süresi: 5 dk.
Google News
Bilim dünyasında yapılan son araştırmalar, sağlıklı yaşamın temeli olan su tüketimi konusunda endişe verici bir tabloyu gözler önüne serdi.
Kanada’daki Concordia Üniversitesi’nde doktora araştırmacısı olan Sarah Sajedi’nin yürüttüğü çalışmaya göre, her gün şişe suyu tüketen kişiler yılda yaklaşık 90 bin daha fazla mikroplastik parçacığını vücutlarına alıyor. Sajedi, 140’tan fazla bilimsel makaleyi inceleyerek plastik şişelerdeki mikro ve nanoplastiklerin insan sağlığı üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi.
Wired'ın aktardığı araştırma, insanların genel olarak yılda 39 ila 52 bin mikroplastik parçacığını gıda ve içme suyu yoluyla tükettiklerini, ancak şişe suyu kullananların bu miktarı neredeyse iki katına çıkardığını ortaya koydu.
Sajedi “Plastik şişeden su içmek acil durumlarda kabul edilebilir. Ancak bunu günlük bir alışkanlık hâline getirmek ciddi risk taşır. Kısa vadede etkileri görülmese de, uzun vadeli zararlara dikkat etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Mikroplastiklerin uzun vadeli etkileri hala bilinmiyor
Mikroplastikler, 1 mikrometre ile 5 milimetre arasında değişen boyutlarda plastik parçacıklardır. Nanoplastikler ise bundan da küçük olup çıplak gözle görülmez. Bu parçacıklar, plastik şişelerin üretimi, taşınması ve parçalanması sırasında sürekli olarak açığa çıkar.
Düşük kaliteli plastikler özellikle güneş ışığı, ısı değişimi ve fiziksel temasla daha fazla mikro parçacık salar. Gıda zinciri yoluyla dolaylı olarak vücuda giren plastiklerin aksine, şişe sularıyla alınan mikroplastikler doğrudan içme yoluyla bedene girer.
Araştırmalar, bu parçacıkların kan dolaşımına geçerek hayati organlara ulaştığını gösteriyor. Bu durum kronik iltihaplanma, oksidatif stres, hormon sistemi bozuklukları, üreme fonksiyonlarının zarar görmesi ve sinir sistemi hasarı gibi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Mikroplastiklerin bazı kanser türleriyle de ilişkilendirildiği düşünülüyor. Ancak bilim insanları, uzun vadeli etkilerin hâlâ net olmadığını, çünkü standart test yöntemlerinin bulunmadığını belirtiyor.
Plastik şişeler yeterince denetlenmiyor
Dünyanın birçok yerinde hükümetler plastik atıkları azaltmak için önlemler alıyor. Ancak bu önlemler çoğunlukla poşetler, pipetler ve ambalaj malzemeleriyle sınırlı kalıyor. Plastik şişeler ise insan sağlığı üzerindeki doğrudan etkilerine rağmen, küresel düzeyde ciddi bir düzenlemeye tabi değil.
ABD ve Kanada’nın bazı bölgelerinde bu konuda olumlu adımlar atılsa da, küresel bir yasal çerçeve henüz oluşmuş değil.
Sajedi’ye göre plastik kirliliği yalnızca çevreyle ilgili bir mesele değil, aynı zamanda bir halk sağlığı sorunu. Sajedi, “Güvenli içme suyuna erişim temel bir insan hakkıdır” diyerek uzun vadede plastik şişelere bağımlı olmayan sürdürülebilir su kaynaklarının oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Kaynak: Gazete Oksijen
Plastik Şişelerden Su İçenler Dikkat
Onedio’daki habere göre : Elde edilen çarpıcı verilere göre, günlük su ihtiyacını yalnızca marketlerde satılan plastik şişelerden karşılayan bir birey, musluk suyu tüketen birine kıyasla yılda ortalama 90 bin adet daha fazla mikroplastik parçacığı yutuyor. Sadece musluk suyu içenlerde bu sayının 4 bin civarında kaldığı hesaplanırken, paketli su tercihinin bedelinin görünmeyen bir kirliliğe maruz kalmak olduğu anlaşılıyor.
Uzmanlar, ortalama bir insanın yiyecekler, içecekler ve solunum yoluyla yılda 120 bin adede kadar mikroplastik parçacığına maruz kalabildiğini, ancak şişelenmiş suyun bu oranı dramatik şekilde artırdığını belirtiyor. Bu kirliliğin ana kaynağı ise ironik bir biçimde suyun kendisi değil, onu muhafaza eden ambalajlar. Özellikle şişe kapaklarında kullanılan polipropilen ve gövde yapısındaki polietilen tereftalat (PET) maddeleri, zamanla çözünerek suya mikroskobik parçalar bırakıyor. Üretim sırasındaki filtreleme süreçleri, şişelerin güneş ışığına maruz kalması veya ısı değişimleri bu süreci daha da hızlandırarak suyun içindeki plastik yoğunluğunu artırıyor.
Araştırmanın en ürkütücü boyutu ise mikroplastiklerin de ötesinde, 'nanoplastik' olarak adlandırılan çok daha küçük parçacıklar. Bir mikrondan bile küçük olan bu zerrecikler, biyolojik bariyerleri aşma yeteneğine sahip oldukları için insan hücrelerine nüfuz edebiliyor, kan dolaşımına karışabiliyor ve hayati organlarda birikebiliyor. Bilim insanları bu durumu ani gelişen bir zehirlenme değil, zamana yayılan 'kronik bir zehirlenme' süreci olarak tanımlıyor.
Vücutta biriken bu maddelerin uzun vadede kronik inflamasyona, bağışıklık sistemi çöküşüne, hormonal dengesizliklere ve hatta kanser ile nörolojik rahatsızlıklara zemin hazırlayabileceği vurgulanıyor. Bu veriler ışığında uzmanlar, mümkün olan her fırsatta cam şişe kullanımına dönülmesini veya güvenilir kaynaklardan musluk suyu tüketilmesini, plastik kullanımının ise en aza indirilmesini tavsiye ediyor.
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.