DİRENİŞ BU OYUNU BOZAR!
Ülkenin hâlen bir umudu var… Kılıçdaroğlu saklandığı evinden polis desteği ile dışarıya adım atarken, Özel; yağmurda bu çıkışın yürüyüşünü başlattı. Mücadele ve direniş sokakta başlar. Siyasetçiye meşrutiyeti halk verir.

DİRENİŞ BU OYUNU BOZAR!
Ülkenin hâlen bir umudu var… Kılıçdaroğlu saklandığı evinden polis desteği ile dışarıya adım
atarken, Özel; yağmurda bu çıkışın yürüyüşünü başlattı. Mücadele ve direniş sokakta
başlar. Siyasetçiye meşrutiyeti halk verir.
Halk egemenliği ve demokratik adımlar tabandan gelen toplumsal hareketler ve sokak direnişleriyle
inşa edilir. Hak; bahşedilen değil, halkın kararlı mücadelesiyle alınan en kutsal değerdir. Milli Mücadele
sürecinde vatanı savunan irade, sadece Ankara daki meclisten değil, cephe gerisindeki halkın sokak,
sokak, köy, köy verdiği varoluş mücadelesinden doğmuştur.
Bu film daha önce oynamıştı. Sadece aktörler farklıydı.
Türkiye’nin en eski partisi CHP aktif siyasetten bir şekilde devre dışı bırakıldı. Tıpkı Orduya kurulan
balyoz senaryoları ve bu oyunun “hukuk” marifetiyle oynanmış olması… Yargılanan subayların
bilgisayarlarına sonradan eklenmiş imzasız belgeler, dijital sahtecilik ve manipüle edilmiş ses kayıtları
mahkeme tutanaklarına girdi. Hukuk ortadan kalkarken Türkiye “Gizli Tanıklık ve İftiralar” ile tanıştı.
Güvenilirliği olmayan, organize edilmiş gizli tanıklar ve itirafçı iddialarıyla somut delilden yoksun
suçlamalar üretildi. Tüm senaryolar medya algısı ile toplumsal metaforlar oluşturuldu. Toplumsal algı
yaratılarak hedefteki askerler suçlu ilan edilerek kamuoyu oluşturuldu.
Bugün muhalefete yapılan bu uygulama geçmişten çokta farklı değil. Öncelikle seçilmiş belediye
başkanları görevden alındı. Tutuklandı veya yerlerine kayyum atandı. Bu tablo giderek yaygınlaştı. Her
operasyona uydurulmuş bir kulp takıldı. Bu süreç, hukukun siyasallaşması ve sandık iradesinin devre
dışı bırakılması tartışmalarını öne çıkartmış olması hiçbir şeyi değiştirmedi.
Toplumun yapısı, işleyişi ve kurumların açıklanamayan yeniden dizayn.
Toplumsal gerçeklikler, sorunlar veya hiyerarşileri şekillendirmek ve anlamlandırmak için günlük dilde
veya bilimsel teorilerde somut kavramların soyut toplumsal durumlara uyarlamalar yapıldı.
Direnç ve Baskın… Amaç; demokratik direnişin kırılması.
Seçilmişlerin kolluk kuvvetleriyle binalardan çıkarılması, atanmışların polis eşliğinde işgal edilmiş
alanlara girmesi. Yargı kararlarının bu müdahalelere kılıf olarak kullanılması, muhalefet ve sivil toplum
tarafından demokrasinin askıya alındığı gerçeğidir.
Demokrasinin ipi çekilerek demokrasi sakatlandı.
Seçilmişlerin polis, mafya işbirliği içinde yaka paça dışarı atılması, atanmışın yargı karmaşası yetki
çıkmazı içinde meşru kılındı. Böylelikle polis şiddeti devreye girerek binaların ele geçirilmesi artık
olağan hâle geldi.
Bu ülkede BOP ahır uşakları marifetiyle adım, adım yol alıyor. Kale içeriden işgal edildi. Truva atı
kapakları açıldı. Kurşun askerler bütün utanmazlığı ve aymazlığı ile sahneye çıktılar. Bu satılmış
soytarılar Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuş olan bir siyasi partiyi atanma yoluyla ele geçirerek
Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmak için görevlendirildiler. BOP şimdi daha rahat. Amerika Türkiye’yi
“Ortadoğu ülkesi” olarak ilan etti.
Demokrasi diyemeyen atanmışlar; mafya polis işbirliği ile baskın düzenlenmesinde herhangi bir
beis görmüyor.
Ülke çürümüşlüğün dibini boyladı. Tüm kurum ve kuruluşların içi boşaltıldı. Liyakatsizlik, torpil
sıradanlaşırken bir işte dahi uzmanlaşma eğitiminin olmadığı hiçbir hakkı bulunmayan konumlara
sahtecilikle gelen kimliklerle ülke yönetilir olması siyasal tuzakların en alçağı en namussuz biçimidir.
Bu ülkede hukukun üstünlüğünün bittiği, adaletsiz kalkınma biçiminin hızla yol aldığı parasız eğitim
diye pankart açan gencin 16 ay hapsedildiği, bu ülkede kadın ve çocuğa yönelik cinsel saldırı ve
cinayetler dünyanın hiçbir yerinde bu ülke insanı kadar maruz kalmamıştır.
Yargı kurumlarının iktidarın siyasi hedefleri doğrultusunda araçsallaştırıldığı, haklarında kesinleşmiş
yargı kararı bulunmayan siyasetçilerin görevden alınmasının ve yerlerine atama yapılmasının halk
iradesinin hiçe sayılması demokrasiye vurulmuş bir darbe olduğu gerçekti. Amaç Üçbeş siyasetçinin
tutuklanmasının çok ötesinde ülkenin bir kargaşaya uzanan yola sokulmasıydı. Hedefe ulaşmanın en
kolay yolu buydu… Başarıldı…
Toplumsal ve Siyasi Tepkiler çığ gibi! Bu uygulamalar Türkiye'de temel hak ve özgürlükler, yerel
yönetim özerkliği ve güçler ayrılığı ilkelerinin ihlal edildiği yönündeki eleştirilerin ana kaynağını
oluşturmaktadır. Süreç, Türkiye Barolar Birliği (TBB) raporlarında ve muhalefet partilerinin resmi
deklarasyonlarında anayasal düzenin aşınması olarak yer bulmaktadır.
Halkın kendi iradesiyle iktidara getirdiği yönetimlerin icraatları ve bu süreçteki sorumluluklar, siyaset
felsefesinin en çok tartışılan konularından biridir. Seçilen seçim öncesi kendi hedefini gizlemiş olabilir.
İdeolojik mantığı farklı birimlerden geliyor, ipler başkalarının elindeyse ülkenin yeniden şekillenmesi
siyasetçi için meşru hak olarak değerlendirilir. Bu durum, seçmenlerin beklentileri ile siyasi
uygulamalar arasındaki ilişkinin analiz edildiğinde çeşitli perspektifler ortaya çıkmakta.
Siyasal Katılım ve Sorumluluk gerçeği içinde seçme ve seçilme hakkı, demokrasinin temelidir. Halk, oy
vererek kendi geleceğini tayin etme yetkisini kullanıyor. Sonuç hep aynı kapıya açılıyor. Bu süreçte
seçilen liderlerin hukuki ve ahlaki sınırları aşan eylemleri olduğunda, bunun sandıkta veya hukuki
denetim mekanizmalarıyla hesabı sorulmuyor.
Kişisel çıkarların hukuki zeminde meşrulaştırılması, hukukun evrensel ilkelerinin esnetildiği veya
tartışmalı yorumlara tabi tutulduğu durumlar için kullanılan bir eleştiridir. Bu tür süreçlerde toplumun
muhalefet etme, sivil toplum örgütleriyle denetim sağlama ve bağımsız yargıya başvurma gibi
mekanizmaları işletmesi önem kazanırken, Dış Güçler Söylemi ve Jeopolitik kavram ile karar
vericilerin kendi politikalarını veya karşılaştıkları krizleri dış güçler kavramına dayandırması,
sorumluluktan kaçınma veya halkın duygularını konsolide etme amaçlı bir iletişim stratejisi olarak ele
alınır olması yalanın büyüklüğünü göstermektedir.
Sosyolojik ve siyasi analizlerde, liderlerin tercihleri ile halkın sosyo-ekonomik beklentileri arasındaki bu
karmaşık bağ, genellikle eğitim seviyesi, medya okuryazarlığı ve refah düzeyindeki değişimler
üzerinden incelendiğinde gerçeklerden kaçmak mümkün olmayacaktır.






