Seyfe Gölü’nün sorunu kuraklık değil; irade eksikliğidir.

Seyfe Gölü’nün sorunu yağış eksikliği değil; kaynakların kesilmesi, kontrolsüz kuyular ve yanlış tarım politikalarıdır. Bilim konuşulmadan göl kurtulmaz.

Yaşam Yayın: 15 Şubat 2026 - Pazar - Güncelleme: 15.02.2026 22:58:00
Editör -
Okuma Süresi: 7 dk.
Google News

SEYFE GÖLÜ SULAK ALANI NASIL KURTULUR?
Lafla değil. Gerçekleri görerek tehditleri ortadan kaldırarak kurtulur. Hele ki yağışları Tanrıya
bağlamak ise müspet bilimi ötelemek, gerçeklerin üzerini örtmektir.
Son yağışlarla Seyfe Gölü Sulak Alanda birikmiş su kütlesi sadece bir illüzyondur. Kimse yanılmasın.
Seyfe Gölünü tehdit eden unsurların başında kaynaklarının tamamının baskı altında olmasıdır. Bir
diğer faktör ise Küresel ısınma sonucu ağır buharlaşma. Göl havzasının en derin yerinin 1 metreye
ulaşmasının yanı sıra geçici bataklık alanların dolması gerekir. Zira geçit kuşları bölgeyi dinlenme,
beslenme ve üreme merkezi olarak kullanabilmesi için olması gerekendir. Bunlar gerçekleşirse Seyfe
yaşamaya başlamış demektir. Kısaca bölgede gölü tehdit eden unsurların ortadan kaldırılması gerekir.
Bu karamsarlık değil, bir sulak alan gerçeğidir. Tek bir türün bölgede görülmüş olması, gölün
kurtulduğu anlamı taşımaz. Flamingolar 12 aydır bölgede mevcut. Bölgede yerleşik hale gelmiş Turna
kuşu da var. Asıl olan diğer türlerin varlığı ve rotaların tekrar bölgeye dönmesidir.
Bu ülkede bir avuç insan doğal çevrenin korunması, hava kirliliğine sebep olan atıkların engellenmesi,
çevreye duyarlı çözüm önerilerinin oluşturulması, sağlıklı nesillerin eğitilip çevre kültürümüzün
korunması, insanların doğal sağlıklı çevreye entegrasyonunun sağlanması için şeyini yırtıyor.
Korumakla görevli devlet kılını kıpırdatmadığı gibi yağmaya, talana, katletmeye zemin hazırlayıp çıkar
odaklarına fırsatlar sunuyor. Devletin isim olarak ilan ettiği koruma korumak değildir.
Su candır. Suyu yok ederseniz ne can kalır, nede canan. Önce bozdular. Sonra bozduklarını
düzeltmek istediler. İyice içinden çıkılmaz bir boyuta getirdiler. Gerçekleri görmek yerine, laf olsun
babından toplantılar yaptılar. Yönetim planları hazırladılar. Yetmedi bu planları birde revize ettiler.
Bizleri de bu planlara, toplantılara konu mankeni yaptılar. Yine sonuç alamadılar. Bu iş, ikiyüzlü
insanların üstesinden gelebileceği bir konu değil. ‘Siz oyalayın. Bırakın o eceliyle ölsün’. Mantık
bu… Ve öylede oldu. Koskoca gölü öldürdüler. Bugün mevsimler yağışların gölü kurtaracağını
zannetmek koskoca bir yalan olup gerçeklerin üzerini örtmeye yetmez…
Yağışların yüzey sularıyla göle ulaşmadan öncelikle kanalları dolduracağı, göl aynasına doğrudan
isabet eden yağış göl aynasında parıldayacaktır. Ömrü mevsimler ısının yükselmesi buharlaşmanın
artmasıyla son bulacaktır. Kanallar göle ulaşması gereken yüzey sularını kot altında olan suyu içinde
toplamakta. Bu yağışların yüzey sularıyla göle ulaşmasını engelleyen en büyük engel.
Bölge sulu tarımdan kuru tarıma özendirilmede çok geç kalındı. Kaynaklar üzerindeki kuyular, yüzey
suları toplayan sığ (Keson) kuyular gölün beslenmesini askıya aldı. Devlet tekelinde olan Malya
(TIGEM) bölgede yonca Ekimini 2 bin dönüm artırarak kuyulardan çektiği suyu ekim ayında dahi boşa
akıtmaktan çekinmemişse. Gölü STK’lar bazında veya doğasever birkaç kişinin çığlığını zaten
duymaları mümkün değildir.
Gölün Ramsar bünyesinde olmasının hiçbir alternatifi kalmadı. Geçmişte 25 bin hektar olan gölün nasıl
bölge yaşayanlarına siyasetçi işbirliği ile dağıttığı devletin arşivinde kayıtlı. Bugün 1nci sit alanı 5 bin
hektar içinde değerlendiriliyorsa 20 bin hektar devlet eliyle nasıl yağmalandığının açık göstergesi
değilse nedir. 183 kuş türü 25 bin hektar alanın canlılarıydı. Bugün bırakın tür kaybını kuşlar bu alanda
üremiyor. Bölgenin göç yolu üzerinde olmasının artık kıymeti harbiyesi yok. Zira ağırlıklı olarak kuş
rotaları daha güneye kaydı. Kanatlı türler bölgede beslenmiyor ve üremiyorsa farklı rotalar çizmesi
olağandır.
Bölge aslında yaban hayatı için çok kıymetliydi. Bu kıymeti halkın bilmesinin dört çevrecinin yırtınması
ile düzelmiyor. Seyfe gölünde beslenen, tatlı su ihtiyacı için Kızılırmak havzasına inen kuşlar artık tatlı
su kaynağı da bulamıyor. Zira bölgede 33 bin dönüm sazlık alan yakıldı. Üç beş şerefsizin alana
çökmesine devlet izin verdi. Bölge ağır kimyasallara, pestisitlere nehrin sıfır yatağına kadar alanlar
tarıma açıldı.
Bölgeye genel olarak baktığınızda geçici bataklık alanların bir kısmı tatlı su oluştururken, kaynak
ağızlarında oluşmuş deltalar kurumuşsa beslenemeyen yaban bölgeye geri dönmeyecektir.
Yağışlar kalıcı değil geçici illüzyondur.
Lafı; eğip bükmeden. Dolandırmadan. Seyfe Gölünü kurutan. Kurutmaya devam eden devletin
kendi elidir. Yağışların düzensizliği bu kimlikleri zevahiri kurtarma şenliğine dönüştürdü.
Tüm erozyonları yaratıp, bizim bildiklerimizi bilmezden gelerek, öne sürdüğümüz gerekçelere olumsuz
bakan. Ceberut tavrından vazgeçmeyen, dinlemeyen anlayış bugün dahi bölgede hâkim.
İki kez Bakanı, 4 kez genel müdürü ziyaret ettim. Genel ve Bölge Müdürlerini Kırşehir’e davet edip
getirdim. Badıllı’ya Kuş gözetleme kulesi yapımı için verdiğim mücadelenin tanığı dönemin valisi
Mehmet Lütfullah Bilgin ve Kırşehir’de Orman İşletmeler Müdürü Reşat Karaca’dır. Daha neler mi
yapmadım ki… Kaçak kuyu açanlarla, kaçak avcılarla mücadele ettim. Göğsüme silah dayadılar.
Tehdit edildim.
Bizi aptal yerine koyarak; yanlışı yanlışla düzeltmeye kalkışmak, zeytinyağı gibi su üzerine çıkmak.
Böyle başlayıp, daha sonra bilinç düzeyinin çarpık bir biçimde gelişmesine paralel olarak çevreye
hâkim olma çabalarına dönüşmüştür. İnsanoğlunun çevreye hâkim çabaları, günümüzün en büyük

sorunlarından biri olan çevre sorunlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bölgede onlarca
olumsuzluklara ilaveten madenci istilasına uğrayan bir bölge haline geldi.
Bir tarafta Devletin koruyamadığı Ramsar planına dâhil tescilli, 1nci derecede Sit alanı. Diğer yanda
koyunlara yonca. İçeride ceylan besleyen anlayış. Hangi siyasinin canı ne çekerse keyfiyete göre et
kaynağı. Bana göre TIGEM kapatılmalı. Arazisinin bir kısmı bölge köylüsüne dağıtılmalı. Göle giriş
yapmış tüm tapulu araziler tamamı kamulaştırılıp gölün 25 bin hektara yeniden çıkartılması gerekir.
Böylelikle malya kaynağı açığa çıkacak göl bir kaynağına kavuşmuş olacaktır.
Böyle bir çalışma göl çevresini tehdit eden tüm kuyular kapatılmış olacak ve kaynak üzerindeki
tehditler ortadan kaldırılmış olacaktır.
O çiftlik kime hizmet ediyor. Sorusunun cevabı elbette var. Ya Dünya Mirası olan Gölün kurutulmasına
cevabınız var mı? Bu şehirde TIGEM olmadan olabilir. Geleceğin emanetini kurutmak öncelikle
geleceğimiz olan çocuklarımıza, gençlerimize ihanettir. Bunu böyle bilin…

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.