Seyfe Gölü’nde kuş hareketliliği başladı.
Kuraklığın ardından yeniden suyla buluşan Seyfe Gölü’nde kuş hareketliliği başladı. Uzmanlar, kaçak kuyular, yanlış su kullanımı ve çevresel baskılara karşı gölün korunmasının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

Uzun süren kuraklığın ardından bu yıl yağışların artmasıyla birlikte Seyfe Gölü yeniden canlanmaya başladı. Geçtiğimiz yıl yetersiz yağış ve gölü besleyen kaynaklardaki zayıf akış nedeniyle büyük ölçüde kuruyan Ramsar koruma statüsündeki Seyfe Gölü Kuş Cenneti, su seviyesindeki yükselişle birlikte göçmen kuşları yeniden ağırlamaya başladı.
Kırşehir Kent Konseyi adına Seyfe Gölü'nde yapılan foto safari etkinliğinde yer alan Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Üyesi Ornitolog Dr. Zehra Tozlu, gölde bu yıl suyun erken dönemde toplanmasının ekosistem açısından önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Tozlu, özellikle flamingoların sürüler halinde yeniden bölgeye gelmeye başladığını, bunun da göldeki doğal yaşamın toparlanma sürecine girdiğini gösterdiğini ifade etti.
Yaklaşık 10 bin 700 hektarlık bir alanı kapsayan Seyfe Gölü’nün, yalnızca Kırşehir için değil, Türkiye’nin ortasında göçmen kuşlar açısından stratejik bir durak noktası olduğuna dikkat çekildi. Yıllardır çalışma alanı içinde yer alan gölde bugüne kadar 252 kuş türünün kayda geçtiği, bunların 27’sinin ise nesli tükenme tehlikesi altında bulunduğu belirtildi. Flamingo, turna, angut ve ördek gibi çok sayıda türün yaşam ve dinlenme alanı olarak kullandığı göl, biyolojik çeşitlilik bakımından büyük önem taşıyor.
Dr. Tozlu, Seyfe Gölü’nün dünyanın korunması gereken özel sulak alanlarından biri olduğunu vurgulayarak, iklim değişikliği, insan kaynaklı müdahaleler ve çevresel baskıların göl üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Geçen yıl kuraklık nedeniyle gölde suyun neredeyse tamamen çekildiğini, buna bağlı olarak kuş varlığının da ciddi biçimde azaldığını hatırlatan Tozlu, bu yıl yağışların etkisiyle tablonun olumlu yönde değiştiğini dile getirdi.
Seyfe Gölü’nün kapalı havza niteliği taşıdığı ve büyük ölçüde yeraltı suları ile yağışlardan beslendiği belirtilirken, su kaynaklarının korunmasının gölün geleceği açısından hayati olduğu ifade edildi. Özellikle kaçak kuyuların denetlenmesi, yeraltı su rezervlerinin bilinçli kullanılması ve tarımsal üretimde suya dayanıklı ürünlerin tercih edilmesinin gölün sürdürülebilirliği açısından önem taşıdığı kaydedildi.
Uzmanlar, bölgedeki avlanma baskısı ve yanlış su kullanımı gibi insan etkilerinin de göl ekosistemini tehdit eden unsurlar arasında yer aldığını belirtiyor. Buna karşın su seviyesinin korunması ve çevrenin doğal yapısının bozulmaması halinde Seyfe Gölü’nün hem kuş popülasyonu hem de ekoturizm açısından önemli bir potansiyel taşıdığı ifade ediliyor.
Yağışlarla yeniden canlanan Seyfe Gölü, bu yıl sadece göçmen kuşların dönüşüne değil, aynı zamanda bölgenin doğal mirasının korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da zemin hazırlıyor. Uzmanlara göre gölün geleceği, su kaynaklarının doğru yönetilmesi ve ortak koruma bilincinin güçlendirilmesiyle doğrudan bağlantılı.






