SEN KİMSİN...

Adamın işi gücü Türk İnkılâp tarihini yok etmek. Yerine köhneleşmiş ortaçağ artığı tarihlerini monte etmek. Bunlar ülkenin tarumarı için atanmışlar.

Gündem Yayın: 12 Temmuz 2026 - Pazar - Güncelleme: 12.07.2026 23:19:00
Editör -
Okuma Süresi: 7 dk.
Google News

SEN KİMSİN... 
Sen kimsin. Sahi kimsin sen ki! Bu ulusun tarihi değerleriyle oynuyorsun. Makamdan onurlandığını, makamın kendisine kimlik kazandırdığı zanneden kimlik. “Keşke yunan kazansaydı” diyen şerefsiz ahlakın temsilcisi. Kurtuluş savaşını hedef alması hiçte basit kelimelerle savuşturulacak basitlikte değildir. Kurtuluş savaşı zaferleri ortaçağ aklın neresine batmış ola ki! Hınç alma derdine düşmüş. 
Ben Osmanlı değilim. Osmanlı benim ecdadımda değil. Osmanlı bir hanedanlık. Ben bu hanedanlığın altında vergi vererek, askere giderek inim, inim inleyen Anadolu köylüsünün evladıyım. Bu ülkeyi uçurumun kenarından alan bir başkahraman var. Adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Bu ismi, yazdığı tarihi silmek! Yusuf Tekin dâhil, yedi sülalesinin gücü yetmez… Bu millet kahramanlarını, kahramanların yazdığı o zaferlerle taçlanmış, destanlaşmış Kurtuluş savaşların muhteşem tarihini böcek öbeği olan tarikatlardan değil kan dökerek öğrendi.
Adamın işi gücü Türk İnkılâp tarihini yok etmek. Yerine köhneleşmiş ortaçağ artığı tarihlerini monte etmek. Bunlar ülkenin tarumarı için atanmışlar. Asıl dertleri “Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet”. Bu kimlik bunları çok rahatsız ediyor. Hatta bunlara batıyor. Kendi kimlikleri bilinsin istemiyorlar. Aslında “Türk” kimliği altında sakladıkları kendilerinin çağ artığı bozuk tohum olmalarıdır. Yobazlar bugün ülkenin birçok aktif birimini iktidar marifetiyle kontrol ediyor. 
Milli Eğitim için “Eğitim Sektör” ifadesi kullanıyorlar. Bu rezalet sağlık Bakanlığı içinde aynı “Sağlık sektörü” oysa bu aktif bakanlıkların tanım, tarif ve görevleri Anayasa’da bellidir. Bunlar ticari yapı değil. Çağın hizmet amaçlı kuruluşlarıdır. 
Ortaçağ artığı tarikatlarla işbirliği yapıp gerici, çıkar örgütlerini STK yaftası ile eğitimin içine sokarak, Müfredattan Atatürkçülük, Cumhuriyetin kazanımları ve Kurtuluş Savaşı gibi temel kurucu değerleri azalttılar. Azaltamadıklarının üzerinde oynayarak anlamlarını kaydırdılar. 
Müfredattan Türkiye Cumhuriyeti kurucusunu çıkartmak. Çağın aydınlığı için mutlak dersleri kaldırarak yerine Arapça ve Din adıyla mecburi dersler ilave ettiler. Bunların hedeflerini biliyoruz. 
Hiç hak etmediği bir koltukta bu adam neden oturtulur? Neden bu adam buradadır. Onlarca yasaya aykırı faaliyetlerine rağmen neden görevde tutulmakta. Bunlar birilerinin uşağı Türkiye Cumhuriyetinin düşmanı ve besleme değilse nedir? Kimlerin verdiği emirler için o adam bu koltukta?
Utanmıyorlar. Her olumsuzluğa mutlak kulp buluyor yama yapıyorlar. Müfredat değişikliklerinin (örneğin "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli") tarihi unutturmak değil, eğitimi daha bütünsel, milli ve manevi değerleri kapsayan ve çağdaş pedagojik ihtiyaçlara yanıt veren bir yapıya kavuşturmak amacıyla yapıldığını savunabiliyorlar. Gelişmeler ve uygulamalar hiçte bunların tanımlarına uymuyor.
Önce senden kurtulmak gerekir.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in yeni eğitim müfredatı düzenlemeleriyle ilgili özellikle Kurtuluş Savaşı” için; "Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı"…  Açıklaması ve müfredatta "Kurtuluş Savaşı" yerine "Milli Mücadele" ifadesinin tercih ediyorlarmış. Kurtuluş savaşı başladığında Osmanlıdan geriye kalmış bir avuç toprak var. Bu topraklarda işgal edilmiş Osmanlı diye bir şey kalmamış. Vahdettin 18 yaşında bir kadınla gerdeğe girdiğinin ertesi  İngiliz zırhlısıyla Malta’ya kaçmış. Hiç kimse nede tarih kitapları, “Kurtuluş Savaşı” için  “Osmanlıdan kurtuluş” demiyor, tarih böyle yazmıyor ki! Türkiye'de tarihsel hafıza, ulusal kimlik ve cumhuriyet değerleri üzerinden çok büyük erozyon, infial ve tartışma yarattı. Sapık, hiçbir bilimsel yanı olmayan çürük ortaçağ artığı kimliklerin oluşturduğu karanlık dönemin fosillerinin bu çağa yönelik hiçbir ideali olamaz. 
Bunun işi tarih sayfalarında Türkiye cumhuriyetini silmek değil. Silmek için memur edilmiş tarikat uşağı. Asli görevi bu eğitim sistemini Dünya normlarına taşıyacak projeler üretmek. Halkın sana maaş olarak ödediği paralar ile kendi çocuğunu özel okula gönderen sen. Ne ahlaka sahipsin belli. İyi okul, kötü okul, iyi öğretmen kötü öğretmen sınıflandırmasını neden kaldırmıyorsun? Senin çocuğunun halkın çocuğundan üstünlüğü ne? Sen neden kendi çocuğunu devlet okullarına göndermiyorsun? Neden ne mi! Çünkü sen ortaçağ artığı düşüncen ile çocukları tarikat ve cemaatlere arka bahçe yapma gayreti içinde bir ahlak tanımıyla tam bir yobazsın.
Bir ulusun tarihini farklı formatlarla uygulamaya sokmak, vatanın toprağını, göğünü, denizini renklendirmekle bu topraklar vatan olmaz. Bu toprakların bedeli canla kanla ödendiği için topyekûn vatandır. Aksine kurgulanan moda renklerin tarihsel olgularını da yaratın ki bu ülke hangi fay hatlarına hapsedilmek istendiğini açığa çıksın… 
Ulusların ortak hafızası, tarihsel gerçeklikler ve sınır çizgileridir. Vatan; Dönemsel olarak üretilen siyasi kavramlar veya sembolik renklendirmelerle değil; kanıtlanmış tarihsel olgular ve toplumsal uzlaşıyla ayakta kalır. Tarihin nesnel gerçeklerini ideolojik ihtiyaçlara göre yeniden kurgulamaya çalışmak, bir toplumu birleştirmek yerine ayrıştırırken, doğrudan doğruya en hassas fay hatlarını da tetikleyecektir. Mavi vatan dediniz. Mavi vatandan 18 adayı 245 kayalığı Yunana teslim ettiniz. Yeşil vatan diyorsunuz 17 milyonun üzerinde mülteci adıyla iti, köpeği, hırsızı namussuzu bu ülkeye doldurdunuz. Gök vatan diyorsunuz ülkeyi Amerikan hava üssüne çevirdiniz. Sizin renkli vatandan anladıklarınız bu olsa gerek. İç politikada milliyetçi duyguları konsolide etmek için müfredata eklenen "Mavi/Yeşil/Gök Vatan" gibi kavramlar, eğer arkası ekonomik ve bilimsel üretimle doldurulmazsa sadece birer kağıt üstü slogana dönüşür.
Tarihi kazananlar yazar. Senin gibi çağ artığı sadece emir alır. 
"Kurgusal ve Renklendirilmiş" yaklaşımlar toplumu hapsettiği ve derinleştirdiği temel fay hatları üzerinden vatan tanımı yapamazsınız. 
Laiklik ve Teokrasi (Cumhuriyet/Hilafet) Fay Hattı. Türkiye Cumhuriyeti, teokratik bir imparatorluğun çöküşünün ardından laiklik, rasyonellik ve batı normları üzerine kurulmuştur. Verilen savaş Osmanlıdan kurtulma savaşı değildir. Yaratılan Risk; Kurtuluş Savaşı'nın anlamını hafifleten, Osmanlı dönemiyle Cumhuriyeti karşı karşıya getiren her söylem, toplumda "Cumhuriyet rövanşizmi" hissi uyandırır. Laiklik ilkesinin aşındırılması ve eğitim sisteminin tarikat yapılarının etki alanına açılması, toplumun seküler kesimleri ile muhafazakar kesimleri arasındaki tarihsel fay hattını kırılma noktasına getiriyor.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.