MUSTAFA KEMAL’İ HESABA KATMAMIŞTIK.

Churchill: “Şu anda mağlubiyeti bütün damarlarımda hissetmekteyim. Çok üzgünüm! Oldukça mutluydum. Umutluydum. Daha düne kadar Çanakkale bizimdir diyordum.

Gündem Yayın: 18 Mart 2026 - Çarşamba - Güncelleme: 18.03.2026 23:53:00
Editör -
Okuma Süresi: 7 dk.
Google News

MUSTAFA KEMAL’İ HESABA KATMAMIŞTIK.
Churchill: “Şu anda mağlubiyeti bütün damarlarımda hissetmekteyim. Çok üzgünüm! Oldukça
mutluydum. Umutluydum. Daha düne kadar Çanakkale bizimdir diyordum. Çünkü bu savaşı
kazanmak için; askeri, parayı, cephaneyi, her şeyi hesaplamıştım. Hepsinde çok üstündük.
Mutlaka yenecektik. Yalnız bir şeyi hesaba katmamışız. Genç subay Mustafa Kemal’i. Bağrımda
İngiliz gururu olmasa Türkleri alnından öpmek, onları ayakta alkışlamak isterdim”. Winston
Churchill
13 Kasım 1918'de, Yıldırım Orduları Komutanlığı'ndan dönen Atatürk, Haydarpaşa'dan Galata'ya
geçerken yaveri Cevat Abbas'a karşı boğazdaki işgal gemilerini göstererek , “Geldikleri gibi
giderler”. Dediği olmuştur. Geldikleri gibi gitmişlerdir.
111 yıl önce, Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşı'nda Mehmetçiğe söylediği; “Ben size taarruzu
değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler
ve başka komutanlar geçebilir”! Sözleri sadece bir askeri emir değil, bir milletin onur
manifestosuydu. 
Bu emir özellikle, 17 Mart gecesi neredeyse tamamı şehit düşen ve Çanakkale direnişinin sembolü
haline gelen 57. Alay ile özdeşleşmiştir. Bu zafer eşi ve benzeri görülmemiş, kendi canlarını vatanı,
milleti için feda eden bir neslin zaferidir.
Çanakkale Savaşı'nda verilen büyük mücadele, Atatürk'ün askeri dehasını ortaya koydu...
Bu savaş; çeliğin insan teniyle savaşıydı. İstanbul Erkek lisesinin son sınıf tüm öğrencileri o cepheye
gitti, pırıl pırıl16-17 yaşında çocuklar. Hiç biri geri dönmedi.
Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in başarısı
daha sonra başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın kaynağı olacaktı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 19 Eylül 1921 tarihinde gazilik unvanı ve mareşallik rütbesini aldıktan
sonra, Sakarya Nehri’nin batısına çekilen ve Atatürk’ün planları dâhilinde vatan topraklarının geri
alınması için hazırlıklara başlayan Türk Ordusu’na 20 Eylül 1921’de çekmiş olduğu “Neferlere…”
başlıklı telgrafında: “Kurtuluş için yaptığımız bu savaştan çok daha evvel sizi başka muharebe
meydanlarında da tanımış idim. Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha
sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir
korkunun yıldıramadığı demir gibi pak kalbinle düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için minnet ve
şükranımı söylemeyi nefsime en aziz bir borç bildim. Sizin gibi kumandanları, zabitleri, neferleri olan
millete, yâd elleri altında köle olmak mümkün değildir.
Bu defa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hakkımda yeni bir rütbe ve Gazi unvanıyla tecelli eden iltifat
ve teveccühü, doğrudan doğruya size racidir. Milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordu, en şerefli, en
ulu bir gâzâ ile mümtaz olan gene ordudur. Sizin kahramanlığınızla, sizin gösterdiğiniz nihayetsiz
kahramanlıklar bu unvanı ve rütbeyi ancak size izafe ederek, bütün askerlik hayatımın en büyük
sermaye-i iftiharı olarak taşıyacağım. Cenabı Hak giriştiğimiz kurtuluş mücadelesinde şerefli silah
arkadaşlarıma kendilerinin temyiz eden asaletin, civanmertliğin, kahramanlığın hakkı olan katî halası
nasip etsin”. Başkumandan Mustafa Kemal”
Türk ulusunun Çanakkale Zaferinin 111nci yılını kutluyor, başta Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk
ve Silah arkadaşlarını minnetle rahmetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
“Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir" diyen Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk milletinin
bağımsızlığına olan inancını, kişisel felsefesini ve vizyonunu özetleyen en önemli ifadelerden biridir. 22
Nisan 1921'de TBMM'nin açılış yıldönümünde Hâkimiyeti Milliye gazetesine verdiği beyanatta,
bağımsızlığı yaşamın ve şerefin temeli olarak tanımlamıştır. Atatürk, bu sözüyle bağımsızlığın bir millet
için sadece siyasi değil, vicdani ve namus meselesi olduğunu bilen, bu şerefi yere düşürmeyecek
milyonlarca Mustafa Kemal’ler bu topraklarda filiz veriyor. Atatürk isim değildir. O’nun ismi Mustafa
Kemal’dir. Atatürk ilimdir. Atatürk bilimdir. Atatürk akıldır. Atatürk İnovasyondur. Atatürk gelecektir.
Atatürk barıştır. Atatürk gençliktir. Atatürk Özgürlüktür. Atatürk Bağımsızlıktır. Yüzyıllar sonrası ön
görebilmektir. Devrimleri ve ilkeleri sürdürülebilir kalkınmanın temel taşıdır.
Bazıları; Mustafa Kemal Atatürk’ü heykel, fotoğraf ve resimlerden ibaret olduğunu zannediyorlar.
Oysa Mustafa Kemal Atatürk bir reformcu. İdealist bir devrimci. Savaşında barışında efendisi.
Dünya’nın kıskandığı dahi, düşmanın saygı duyduğu centilmendir.
‘İyi bak bu topraklara. Dumanı tüten Toroslara. Trakya’nın güne batanına, Karadeniz’in hırçın
dalgalarına. Anadolu’nun uçsuz bucaksız yaylalarına iyi bak. İyi bak Sakarya’ya, Dumlupınar’a, top
sesleriyle gürleyen afyon ovasına. Masmavi egeye. Güzel İzmir’e. İyi bak sarı zeybeğin hikâyesine. İyi
bak bu topraklara. Bu topraklar kahramanlarına su veren bu topraklar cepheden cepheye koşan
milletini zincir gibi bağlayan kapkara ufukların altında bir kurtuluş umudu gibi huzur saçan geldikleri
gibi giderler diyerek bu vatan toprağını kaderine terk etmeyen, Gazi Mustafa kemal Atatürk’ümüzün
toprağı.

‘İnanmak varsa. Cesaretin varsa cumhuriyet vardır. Bilgin, azmin hedefin varsa cumhuriyet vardır.
Cumhuriyet varsa özgürce kadınım diyorsan cumhuriyet vardır. Ele ele âşıklar varsa cumhuriyet
vardır. Tek bayrak altında vatanın her köşesinde birbirine sımsıkı tutunabiliyorsan cumhuriyet vardır.
Sen ben yoksa ayrıcalık yoksa ayrımcılık yoksa cumhuriyet vardır eğer bugün cumhuriyet varsa o
cumhuriyetin bir başkahramanı vardır. Eğer cumhuriyetin varsa o başkomutanın, o büyük devlet
adamının o büyük liderinin sayesinde vardır haykıralım haykırabildiğin kadar. Duysun sesini tüm
dünya. Onu adı Mustafa. Onun adı Kemal. Onun Gazi Mustafa kemal Atatürk’…

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.