DOĞANIN ÖFKESİ!

Neden ve niçinler bireyden topluma taşıyamadığımız için art arda felaketler zincirine tanıklık ediyoruz. Esasta Doğanın öfkesini salt biz değil tüm dünya yaşıyor.

Gündem Yayın: 15 Haziran 2026 - Pazartesi - Güncelleme: 15.06.2026 20:29:00
Editör -
Okuma Süresi: 9 dk.
Google News

DOĞANIN ÖFKESİ!
Neden ve niçinler bireyden topluma taşıyamadığımız için art arda felaketler zincirine tanıklık ediyoruz. Esasta Doğanın öfkesini salt biz değil tüm dünya yaşıyor. Bu öfkenin sınırları olmadığı gibi, yeryüzünün karşı karşıya bulunduğu çevre sorunları, küresel ölçekte insanlığın en büyük ortak endişesi olarak belirginlik kazanıyor. Artarak devam eden Çevresel temel sorunlar; Ortak geleceğimiz dünyada somut hedefler ortaya koymayan ülkeler iklim krizleriyle baş etmekte zorlanıyor.
Küçük ölçekte Kırşehir bir gün önce felaketin eşiğinden döndü. Her fırsatta yazılıp çiziliyor. Her olumsuzluk sonrası haklısınız ifadeleri. Önlemler ve eksikler açıklaması. Geçmiş olsun açıklamaları. Doğanın öfkesini durdurmuyor.
Kırşehir’de Doğa ve çevre Örgütü olarak 22 yıllık tecrübeye sahip, uluslar arası platformlarda, Türkiye genelinde 11 Üniversitede Kongreye davet edilmiş bir Çevre örgütü var. AB ülkelerde görünürlülüğü olan bizlerin ne yazık ki, Kırşehir’de görünürlülüğü neredeyse yok... 
Kendi Çalıp Kendi oynayan Kurumlardan Toplumsal fayda beklemek bunların Liyakat anlayışına ters! 
Kırşehir valiliği bizlere 2 yıl sonra randevu vererek görüştü. Kırşehir’de kamu kuruluşu olan kurumlar var. DSİ Dünya Su günü Kutlamalarında kendi çalar kendi oynar. Bu kutlamalara STK olarak bizleri davet etmez. Eleştirilmeyi sevmiyorlar. Yanlışların ortaya konulmasından cevap vermekte zorlanıyorlar. Doğanın öfkesini kabartan onlarca faaliyetlerin altında imzaları var. Hiçbir yöneticisi sorumluluk almıyor.
Her 5 Haziran Dünya Çevre Gününü etkinliklerini Çevre Şehircilik İklimlendirme İl Müdürlüğü görevli. Sorun bakalım hangi etkinliklerde STK ile işbirliği yapmışlar. STK’nın Özel ormanlık alanına girildi gıkları çıkmadı. Kırşehir genelinde 108 bölge Maden sahası olarak ihale edildi. Hangi sahaya yönelik olumsuzluk raporu verdi. Kırşehir çepeçevre taş ocakları, maden sarmalı içinde boğulurken bu faaliyetlerin Ekolojiye verdiği zararı nasıl açıklayabilir. Açıklayamaz zira içinde kendi imzaları patronlarının onayları var.
Dünya Sulak alanlar Günü Kutlanır. Dünya Biyolojik çeşitlilik günleri kutlanır. İçinde STK yok. Neden doğrulardan korkanlar mutlak korkuları vardır.  Biz kendimizi kabul ettirmek gibi bir zorunluluğumuz yok. Biz STK olarak bağımsız Toplumsal hizmet için kurulmuş bir Sivil İnisiyatifiz. Hiçbir kurumun Konu Mankeni de değiliz. 
Kızılırmak Bandı taşkın alanları komple işgal edildi. Amiyane tabirle çöküldü. Bu işgalcilerle dişe dokunur bir mücadele yok. Neden? Tepeden tanımla “görme” talimatları rezilliği, talanı, vurgunu, toprakların zehirlenmesini görmemek üzerine kurgulandığı için. 
Biyolojik çeşitliliği yoğun olduğu bu alanlar talana kurban ediliyorsa. Birileri para kazanmak uğruna bu toprakları işgal ediyor Biyolojik çeşitliliği umursamadan sazlık alanlar yakılıyor bu yok ediş prim yapıyorsa. Ormanlık alanlar ranta kurban ediliyorsa. Taş Çıkartmak için ağaçlar kesiliyor, Kızılırmak kanala dönüştürülüyor, Seyfe gölü kaynakları Malya İşletmelerince vahşice kullanılıyor gölün kuruması seyrediliyorsa. Kurumun başındaki emir kulu yalakalığın en büyüğünü imar etmek için ekolojiyi yok sayıyorsa… Doğanın öfkesi artacaktır.
Bu küçük şehrin ama büyük ekolojisine uygulanan vahşi olumsuzlukları geleceğin emaneti olan doğanın nasıl talana, geri dönüşümü olmayan vurguna kurban edilmesi üzerinden sizlere sayfalar dolusu yazabilirim. Doğanın öfkesi ekolojinin yaşam savaşı. Anlamazlıktan gelmek aptallıktır. Yağdı geçti. Aktı geçti. Bu hiçte öyle hafife alınacak durum değil.
Tüm bu olumsuzluklar çerçevesinde Kırşehir valiliği, Belediyesi ellerine faraş süpürge alıp 5 Haziran Dünya Çevre günü kutlamasını Doğanın öfkesini durdurmaya yetmiyor. Çünkü doğa gerçeği yaşıyor birileri bozduğu sistemin içinde kendilerine verilmiş rolleri oynuyorlar. Bunun adı artistliktir.
Kızılırmak Havzasında 33 bin dönüm sazlık alan yakılarak tarıma açıldı. Tam tamına 235 Kuş türü 12 memeli, onlarca sürüngen ya telef oldu. Ya bölgeyi terk etti. Göç yolu rotasını doğuya çevirdi. Bölgede şimdi su var biyoçeşitlilikten eser yok. Ama Kırşehir’de Biyoçeşitlilik günü kutlanıyor.  Bu etkinlik yok, edilen yabanın kutlamaları ile talanın kucaklaşmasıdır. Halkı kandırmanın yolu fotoğraflarda olmamalı.
Kızılırmak havzasında sular yükseldi. İşgalcilerin ekim yaptığı alanlar sular altında kaldı. 
Arsızlık o kadar ileri gitti ki; işgalciler ilgili kurumlara gidip Yamula barajının kapaklarını kapatılması yönünde müracaat ediyorlar. Bu ahlaksız teklif belki çoktan ilgili bakanlığın, ilgili sosyete genel müdürlerinin makamına ulaşmıştır. Bu talepler sonrası bu köpek soyları talan ettikleri sazlık alanlarda sulara gömülen ürünleri için tazminat talebinde de bulunurlar.
Oy kaygısından dolayı altyapıyı yenilemeyen, üst yapıyı asfalt yaparak, kilit parkeleri sökerek, milletten atık toplayıp karşılığı olan fideleri eşine dostuna partilisine dağıtan, halkın çevre temizlik vergisinin üzerine yatıp sokakları temizlemeyen, evsel sıvı atıkları Kızılırmak’a doğrudan deşarj eden. Lagarları periyodik olarak temizlemeyen bakımını yapmayan bir belediyeden ödül olarak alınan (sel)  taşkın bu şehir için az bile. Bu kirliliği denetlemekle mükellef Çevre Şehircilik Müdürlüğü ahbap çavuş ilişkilerinde sınır tanımıyorsa şehri su basması doğal. Lagar kapakları neden patlar?
Kırşehir Milli Park Projesini yaptık. Kurumsal kabuller aldık. Talan ettirende seyredende aynı bakanlığın uzantısı olan kurumlar oldu. Toklumen’e Orman yaptık cebimizden binlerce lira harcadık Talan edilen bu alan oldu. Uluslar arası Trekeeng projesi yaptık. İlgili Müdürlüğe verdik. Orası olmaz; orası maden Sahası dendi. Çarpık yerleşim başka alan kalmamış gibi Ormanlık alanların sınırına kadar (Kındam, Özbağ) girdi. Mutlak Tarım alanları üzerinde, örtülü tarım yapılamaz, Hayvancılık entegre tesisi kurulamaz, yerleşime açılmaz bu konuda mutlak kanun var dedik. Yazdık çizdik. Kimse kanunmuş, gerçeklermiş dinlemedi. 
Görevlerini yapamayan bu sahnenin ibişleri ortaya çıkıp Geçmiş olsun ucuz atlattık mesajları yayınlayacaklar. Doğruya doğru. 
Bu gerçekler Doğanın öfkesini artırdı. Ülke daha ağırına hazır olmalı.
Sürdürülemez tarım, hatalı su yönetimi ve ormancılık, kentsel yayılma ve kirlilik, bölgemiz ekolojisine ağır hasarlar geri dönüşümü olmayan olumsuzluklarla baş başa bırakıyor.
Kırşehir’de birde üniversite var. Esasta kendi çalıp kendi oynayan kendine münhasır bir yapı. Oysa Üniversiteler kanunda devlet üniversiteleri için toplumsal fayda üreten akademik çalışmalar yapan, araştırma merkezleri olarak tanımlar. Kırşehir kırsalı can çekişiyor. Bunlar Davulağıl’daki yerlerine Kuş Gözetleme kulesi yapıyor. Bölgede binlerce hayvan ve bitki türü ve yaşam alanının hayatta kalmasını tehdit eden unsurları araştırmıyor. Kalıcı etki yaratacak proje üretmiyorlar. Kendilerini tenkit edenleri düşman ilan ediyorlar. Oysa bunlar bu şehrin havasını da, suyunu da kirleten diğer kurumlardan çokta farklı değiller. 
Kırşehir’de korunan yaşam alanlarının ve türlerin çoğu iyi koruma statüsünde değildir ve durumu tersine çevirmek için çok daha fazla bir şeyler yapılması gerekmektedir. Kurumlar iklim krizinin insan kaynaklı olumsuzluklarını azaltmaya odaklanmaları gerekmez mi? İşbirliği yapmaktan ya korkuyorlar. Ya da açık vermemek için uzak duruyorlar.
Gençlerimizin öncülüğünde politika yapıcıları, yerel kamu kurumlarını, üniversiteyi, gençlik örgütlerini ve bölgemizde aktif çalışan işletmeleri sürece dâhil ederek, yerel topluluklara bilgi aktarmayı ve çözüm odaklı uygulamalar geliştirmek için STK’larla neden ortak hareket etmezler. Biz bu ülkeye düşman kuvvetler değiliz. Bu kurum yöneticileri görevleri karşılığı ücret alırlar, başka işlere hizmet ederler. Bizler cebimizden para harcayarak talan ve erozyonla mücadele ederiz. Kim düşman. Kim dost? Sorunları dile getirmek çözüm olmaz. Çözümün de parçası olacak bir model olmayı amaçlayınız.
Bu şehirde çevresel bilinç eksikliği sadece toplumda değil. Kurumların koltuk kapma, ya da altından çekilmesi kaygısıyla aynı paralellikte.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.