CUMHURİYET KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR.

Cumhuriyet; ‘Kamuya ait yönetim şekli’… İnsanlığın binlerce yıllık rüyası. Türkiye’de Cumhuriyet Ümmetlikten kurtulmanın. Kul olmaktan çıkıp, birey olma, kendini yönetme halidir. Özgürlüğün, insan olmanın, erdemin bayrağıdır ‘Cumhuriyet’…

Gündem Yayın: 28 Ekim 2026 - Çarşamba - Güncelleme: 28.10.2026 21:46:00
Editör -
Okuma Süresi: 8 dk.
Google News

CUMHURİYET KİMSESİZLERİN KİMSESİDİR.
Cumhuriyet yüksek ahlak, adalet ve erdem bütünlüğüdür.
Cumhuriyet; ‘Kamuya ait yönetim şekli’… İnsanlığın binlerce yıllık rüyası. Türkiye’de Cumhuriyet
Ümmetlikten kurtulmanın. Kul olmaktan çıkıp, birey olma, kendini yönetme halidir. Özgürlüğün, insan
olmanın, erdemin bayrağıdır ‘Cumhuriyet’…
Cumhuriyetin 103ncü yılı. Bağımsız ve özgür Türkiye’yi kanıksamış, Amerika ve Arap uşaklığını
reddetmiş, Siyasal İslam’a karşı, Ortaçağ artığı olan, saltanat ve cehalete düşman olan, Atatürk
milliyetçiliğinin bayraktarlığını yapan herkesin Cumhuriyet haftası kutlu olsun.
Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ‘Cumhuriyet’ ne Çin Halk Cumhuriyeti ne de İran
İslam Cumhuriyeti gibi bir cumhuriyet değildir. Aslında bunlardan birincisi komünist totaliter yönetim
biçimi, diğeri ise dinsel totaliter yönetim biçimidir. Sonuçta her ikisi de bir tür diktatörlüktür.
Cumhuriyetten Atatürk ilkelerini ve devrimlerini çıkartırsanız, geriye, Afganistan, İran, Irak, Suriye,
Yemen, Pakistan, Mısır, Ürdün, Lübnan, Tunus, Filistin, Suudi Arabistan, kalır…
Kadın pazarlarının kurulduğu, kadınların insandan sayılmadığı. Çok eşlilik, Sübyan mektepleri, cehalet
ve Orta çağ karanlığı. Yobazların saltanatı kalır. Saraylar, lüks ve şatafat kalır. Tebaa kalır. Kul kalır.
Kimliksiz bir sürü kalır. Saraya vahşice vergi veren, savaşlarda ölen Anadolu’nun yoksul, bırakılmış
köylüsü kalır.
Bunun içindir ki cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.
“Suriyeliler Çanakkale’de bizimleydi”. Bu yalanları üretenler Türkiye cumhuriyeti devletini yönetiyorlar.
Bu tür yalanlarla kendi geleceklerine zemin hazırlıyorlar. Ülkenin demografik yapısını bozma eğilimi
yalanlara inandırmak. Suriyelilere yer yurt edinmelerini sağlama amacı güdüyor. Çünkü kendileri Türk
değiller. Türk’lerin kimseye borcu yok. Varsa o borç Yemen’de, Trablusgarp’ta Şam’da Hicaz’da
Halep’te oluk, oluk akan Türk kanıyla ödendi. Bu ulusun Arap’lardan alacağı kan bedeli var. Kimse
hikâye anlatmasın. Bugün bile ne olduğu belirsiz “Mekke” anlaşması imzaladılar. Türk evladını çöllere
gönderme hazırlığındalar. Geçmişte İngiliz’le işbirliği yapan Türk askerlerini katleden ahlaktır. Arap
kendi yurdunu savunamıyorsa canı cehenneme. Başkasının gücüyle gerdeğe girmek pezevenklerin
işidir.
O kadar alçaklar ki. O kadar kanı bozuklar ki. “Müslüman olmayanı Türk denmez. Suriye’den
gelenlerde göçmen. Balkan Türk’leri de göçmen. Ne farkı var”? Diyerek algı oluşturuyorlar. Bazıları bu
yalana öylesine inanıyor ki inanılır gibi değil. Hadi onların bu yalanlara ihtiyacı var. Ya senin? Tarih
bilmez sünepeler.
Azerbaycan tekke ve zaviyeleri kapatma üniversiteye kadar kız çocuklarına başörtüsü yasağı getirdi.
Harika ve çağdaş bir karar. Azerbaycan’ın alacağı kararlarda bağımsız bir cumhuriyet olduğunu
düşünmeyen bizdeki sümüklüler feryat ettiler. Bu it sürüsü bu topraklardan kazınmadıkça, bunlara parti
kurma izni vererek sağlanamaz.
Bu ahlaksızlığı anlamak için kâhin olmaya gerek var mı? Suriye’den gelenler Arap ve Süryani.
Balkanlardan gelenler Türk. Benzerlik nerede? Bugün Türk yurduna yapılan şerefsiz ve ahlaksız
istilaya zemin hazırlayanlar bu kulpu takıyorlar. Bittimi hayır. Osmanlı dönemimde genelkurmay
başkanlığı, kuvvet komutanlıkları ve daha alt kadrosu Alman general ve subaylara teslim edilmişti. Bu
gerçekten hiç söz etmezler Osmancılık oynayan namussuzlar. Biri çıkar Osmanlı torunuyum der. Bir
diğeri Osmanlı adıyla vakıf kurar memleketi soyar.
Gerçek şu ki kurtuluş savaşı çekirdek kadrosu komuta kadrosunun çatısı ve omurgası balkan türküdür.
Veya Türk istiklal savaşının omurgasını iskeletini çekirdek kadrosunu balkan Türkleri oluşturur.
Başkomutan Mustafa kemal Atatürk Selanikli… Balkan. Ali Fuat Cebesoy Balkan. Fahrettin Altay.
Balkan. Refet Belen, Kazım Özalp, Nuri Conker, Salih Bozok, Fethi Okyar, İzzettin Çalıştar, Şükür
Naili Gökben, Salih Omurtan, Zeki Soydemir, Derviş Vardar. Ve daha niceleri. Türk İstiklal savaşının
komuta kadrosunun tamamı Balkan… Kurtuluş savaşını planlayan ve Türk ordusuna zaferler
kazandıran bu askeri kadro olmanın yanı sıra Türkiye Cumhuriyetini kuran siyasi kadrodur. Hiç kimse
işkembeden atmasın.
Mustafa kemal Atatürk Devletin ve toplumun temel harcının temiz ahlak ve hür bir vicdan olduğunu
hatırlatır. Cumhuriyet ideali, gücünü şahsi menfaatlerden veya yozlaşmış yapılardan değil; dürüst,
sorumluluk sahibi ve fikri hür bireylerden alır demiştir.
“Bütün dünya bilsin ki benim için bir taraflılık vardır: Cumhuriyet taraftarlığı, fikri ve sosyal inkılâp
taraftarlığı. Bu noktada, yeni Türkiye topluluğunda bir ferdi, hariç düşünmek istemiyorum. Cumhuriyet,
ahlâkî fazilete dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Sultanlık, korku ve tehdide dayanan bir
idaredir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık, korkuya ve tehdide
dayandığı için korkak, alçak, sefil ve rezil insanlar yetiştirir. Aradaki fark bunlardan ibarettir”… Mustafa
Kemal Atatürk.
Cumhuriyet köçeklerin, dönmelerin, fırıldıkların, hırsızların, arsızların, namussuzların, alçakların, bu
bozuk tohumları destekleyenlerin ve hatta çukurların, fosseptiklerin Cumhuriyeti değildir. Cumhuriyet

ahlaktır. Adalet ve erdem bütünlüğüdür. Cumhuriyet vicdanı hür ahlaklı nesiller ister. İzmir Büyük
Şehir Belediye Başkanı gibi dönmeleri reddeder.
Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları; millî devleti kurdular. Bugün onların kurduğu devleti Siyasal
İslamcılar, Milliyetçiler küreselleşip, onların kurduğu laik çağdaş, bağımsız, ulusal devleti; devlete
atadıkları piyonlarıyla birlikte yıkıyorlar…
“Cumhuriyeti Devletinin sonu gelmiştir”… Abdullah Gül
Cumhuriyet değerlerinden sonuna kadar faydalanmış, cumhurbaşkanı olmuş, iddiaya göre
“Sabetayist” olan siyasal bir dinci figür! İngiliz gazetelerine yaptığı açıklamada, ‘Laik Türkiye
Cumhuriyet 103 yıl önce ideallerle ilan edildi.
“Amacımız, Türk milletini tamamen çağdaş ve bütün anlam ve biçimiyle uygar bir toplum olarak muasır
medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmaktır”. Diyen Mustafa Kemal Atatürk, yıkmak isteyen Abdullah
Gül…
Cumhuriyet: İnanmak varsa. Cesaretin varsa cumhuriyet vardır. Bilgin, azmin hedefin varsa
cumhuriyet vardır. Cumhuriyet varsa özgürce kadınım diyorsan cumhuriyet vardır. Elele âşıklar varsa
cumhuriyet vardır. Tek bayrak altında vatanın her köşesinde birbirine sımsıkı tutunabiliyorsan
cumhuriyet vardır. Sen, ben yoksa ayrıcalık yoksa ayrımcılık yoksa cumhuriyet vardır. Eğer bugün
cumhuriyet varsa o cumhuriyetin bir başkahramanı vardır. Eğer cumhuriyetin varsa o başkomutanın, o
büyük devlet adamının o büyük liderinin sayesinde vardır… Haykıralım haykırabildiğin kadar. Duysun
sesini tüm dünya. Onu adı Mustafa. Onun adı Kemal. Onun adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’…
Nasıl oluyor da, özgürlüğün pek çok kişinin ulaşmak için can attığı bir amaç ve çok kişi için bir tehdit
oluşturuyor. Bunun içindir ki; 19 Mayıs 1919 başlayıp 29 Ekimle taçlanan Özgürlük savaşı sonuçları 23
yıldır bu ülkeyi istibdat dönemine çevirenler için elbette korku olacaktır.
Amacım şeamet (uğursuzluk) tellallığı yapmak değil. Ben Demokratik, Laik, Çağdaş, Hukukun
üstünlüğüne inanmış, çağdaş demokratik insan haklarına saygılı adaletin hukukun üstünlüğü ile
perçinlenmiş Cumhuriyetle yönetilen bir ülkede yaşamak istiyorum. Benim refah payımdan beslenen,
tepemde bir padişah ve avenesini istemiyorum. Çünkü bu ülkenin kuruluş felsefesinde bu var.
Beğenmeyenler. Bize İslam'ın ağırlaştırılmış karanlık çağ doktrinini enjekte etmeye uğraşanlar. Çağ
artığı imamlar, Arap ülkelerinin anlayış ve doktrinlerini bu millete din diye zorlayanların amaçlarında ne
olduğu bilinen bir gerçek var...

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.