BU BAYRAM TÜRK ORDUSUNUN BAYRAMIDIR.
Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesilleri yetiştirmesi için Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan eden, yokluk içinde büyük varlıklar yaratan Ölümsüz insan, Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk ve O’nun Silah, Düşünce, Sanat ve Bilim

BU BAYRAM TÜRK ORDUSUNUN BAYRAMIDIR.
Bu kutlu bayram ‘asker doğan’ Türk evlatlarının bayramıdır.
Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın “Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” nesilleri yetiştirmesi için Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan eden, yokluk içinde büyük varlıklar yaratan Ölümsüz insan, Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk ve O’nun Silah, Düşünce, Sanat ve Bilim arkadaşları!
‘Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Kanaatinle, imanınla, itaatinle hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi pek kalbinle düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için minnet ve şükranımı söylemeyi nefsime en aziz bir borç bilirim’. Diyen, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Ordusuna armağan ettiği, Türk milletinin gururu olan ilk kutlu milli bayramıdır.
Bugün Mustafa Kemal’in askeri olamamış siyasette kendisine paye arayan general eskisi Hulusi efendi, Amerika’da Amerikan gazi askerlerini ziyaret ediyor. Bu topraklar için bu topraklarda yaralanmış, uzvunu kaybetmiş şanlı şerefli gazilerimize “marjinal” diyor. Böyle bir utanmazlığı tarih yazmadı. Bunlar bugün suratları kızarmadan kuvvet komutanları, genelkurmay başkanı 30 Ağustos zafer Bayramını kutlayacaklar. Türk askerinin kafasına çuval geçiren Amerikalı general bunların boynuna madalya takar. Bunun adı tasmalanmaktır.
Türk Silahlı Kuvvetlerine armağan edilmiş, tek ve en büyük bayram… Bu bayram bağımsızlığın mührüdür. Bu mührü destanlar yazan kahramanlar basmıştır. Bayramın onur günü olan 30 Ağustos zafer bayramı.
Bu büyük bayramı Türk Silahlı kuvvetlerinden koparan, Genel Kurmay eski Başkanı dinci General eskisi Necdet Özel; sırtında milletin üniforması, komuta ettiği askerlerden ve milletten utanmadan! İngiliz The Guardian gazetesine ‘Türkiye Cumhuriyetinin sonu geldi. Kesinlikle laik sistemi değiştirmek istiyoruz’. Diyen siyasal İslamcı Abdullah Gül’ vermiştir. Yapılan törende “Zatıaliniz bizim başkomutanımızsınız, bu bzayramın kutlamaları sizlerin inisyatifindedir”… Diyerek, Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Ordusuna emanet ettiği bu bayram askerin inisiyatifi ile devredilmiştir.
'Tek partinin sloganı ile ortaya çıktı. Milliyetçilik, Laiklik vs. bu ilkeler millete zorla dayatıldı'. Diyen, Atatürk düşmanı, Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret eden din baronu Abdullah Gül’e; Türk ordusunun zaferler manzumesi olan 30 Ağustos Zafer bayramını “başkomutan sizsiniz” diyerek teslim ettiler.
Eski bir asker olarak açıkça söyleyeyim ki; bu bayram milletin ordusuna şan ve şeref katmış evlatlarına kahramanlık Türküleri, hasret ağıtları yazdırıp söyletmiş. Babaların, Anaların, bacıların, sevgililerin bayramıdır. Bir Üniformalı din baronun keyfiyeti, siyasal İslamcının anlayacağı ‘zafer’ değildir.
Bu bayram, bizimdir diyenlerin. Bu bayram demokrasiye inananların, bağımsızlığına düşkün olanların bayramıdır.
Bu bayram; “Şu kışlanın kapısına, nail oldum yapısına”… Diyen; sevgilinin… “İbibikler öter ötmez ordayım”… Diyen; yavuklunun… “Eledim, eledim höllük eledim, aynalı beşikte bebek beledim. Büyüttüm asker eyledim”… Diyen; ananın… “Ağlayanım anam bacım, elin kızı yas mı tutar”… Diyen; yiğitlerin bayramıdır.
Bu bayram; “Yemen yolu çukurdandır. Karavana bakırdandır. Zenginimiz bedel verir, askerimiz fakirdendir”… Diyerek can veren yüreklerindir. “Şu Yemende can verenler, biri Mehmet, bir Memiş”… Diyen; kardeş gibi koyun koyuna kefensiz yatanlarındır.
Bu bayram yürekli Türk kadınlarının, anaların, babaların bayramıdır.
Eline tırpanı, dirgeni alan. Elinde kalan tek yün çorabı Mehmetçiğin ayağına giydiren, Mehmetçiğin boynuna sarılıp oğlum gibi kokuyorsun diyen babaların, Ölen öküzün yerine kendisini kağnıya koşan Elif’in, sırtında cepheye mermi taşıyan Kara Fatma’nın, Gördesli Makbule’nin daha nice anaların, bacılarındır…
“Hey on beşli, on beşli, on beşliler gidiyor kızların gözleri yaşlı”… Ağıtlarla cepheye gidip dönmeyen bıyığı terlememiş yiğit çocukların bayramıdır… Çanakkale’yi geçilmez yapanların, 300 kiloluk top mermisini omuzlayan kara yiğitlerin “Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır”… Şuuruna hâkim, ‘size ölmeyi emrediyorum’ diyen, başkomutanın emrini gözünü kırpmadan canını ortaya koyan, vatan kutsiyetine hâkim, aslanların bayram yaptığı aydır. Bunun içindir ki bu kutlu bayram ‘Türk Ordusunun Bayramıdır’…
“Ne çok haini varmış bu ülkenin! Hem de kendi elleriyle toprağında büyütüp, suyunu verip ekmeğiyle beslediği! Yüksek mevkilere getirip kendi elleriyle yerleştirdiği… Ne çok haini varmış”! İlhan Selçuk.
30 Ağustos Zafer bayramı, ‘Kurtuluş Savaşçısı’ Mustafa Kemal Atatürk’ü kendisine rehber edinmeyenlerin. Türk siyasetinin en şaibeli kimliklerini yıldızlaştıranların, darbecilerin bayramı olamaz.
Şan ve Şerefle dolu 30 Ağustos Zafer bayramı; şeriatçının, derviş Mehmetlerin, İskilipli Atıfların, Şeyh Said’lerin, Tarikat ve Cemaatlerin. Keşke Yunan kazansaydı diyen feslilerin, Siyonizmin kurucusu ve İsrail'in fikir babası Theodor Herzl'in mezarı başında dikilen, boynunda İsrail madalyası taşıyan, Anıtkabirde ‘sap’ gibi dikilmem diyenlerin, Amerikalı askerlere dualar edip, şehit Mehmetçiğe kelle diyenlerin, Sevr’i alkışlayıp, Lozan’a karşı çıkanların bayramı değildir.
Hilafeti özleyenlerin, 6ncı filoya secde edenlerin. ‘Laiklik Anayasadan çıkartılsın’ diyenlerin, Amerika’nın paçalarına sarılmışların, Sam amcalarının koynuna girenlerin, Türk askerinin kafasına çuval geçiren generalin taktığı madalya ile dolaşan, boynunda postal bağı iziyle FETÖ’ye teslim olmuş üzerinde kişiye özel üniformalı emekli bir generalin bayramı hiç değildir.
Bu bayram; andımızı, milli bayramlarımızı yasaklayan, tabelalardan ‘TC’ harflerini silenlerin, çadır mahkemesi kuranların bayramı değildir…
Bu bayram; Türk ordusunun okullarını, hastanelerini kapatan, içini tarumar edip kışlalarını arsa olarak değerlendirip peşkeş çeken, bu talana sırtını dönen, komisyon peşinde koşan, Türk ordusunun dağılmasına göz yuman komutan sıfatıyla dolaşan üniformalıların bayramı hiç değildir. Onlar asker görünümlü siyasilerin rol arkadaşlarıdır.
Kışla nizamiyelerine çöp kamyonlarını yığan, Türk Ordusunu ahlaksızca, aşağılama düşüncesinde olan bok böceklerinin, FETÖ uşakların, Saros piçlerinin, Ofer zinalarının bayramı değildir.
Mustafa Kemal Atatürk’ü heykel, fotoğraf ve resimlerden ibaret olduğunu zannedenlerin, Fikir ve ideallerini yenmek için, yüz yıldır uğraşanların. Bir kiliseye zangoç olamayacak kadar zavallı, abdesthane ibriği kılıklı adamların, fikir sahibi sıfatıyla Ayasofya minberinden elinde kılıçla Mustafa Kemal Atatürk’e ‘Lanet’ okuyan hainleri dinleyenlerinde bayramı değildir.
‘Atatürk dinsizlik ve ahlaksızlık getirdi’… Diyen yosmaların bayramı olamaz.
‘Türkçe öldü’ diyen, İmam hatip okullarında ‘Türkçe konuşmayı’ yasaklayan, Arapça için; ‘yaşayan dil’ diyen Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz’ların bayramı değildir. Atatürk'ün kurduğu laik Cumhuriyeti, ‘siyaset-tarikat’ ortaklığıyla bir tür din devletine dönüştürme mücadelesi verenlerin bayramı hiç değildir.
Millete miras yoluyla bıraktığı ‘Atatürk Orman Çiftliğini’ yağmalayanların, adını ‘Beştepe Ormanı’ diye değiştirenlerin bayramı olamaz.
Ohal gazilerine marjinal azınlık diyenlerin, gazilere el kaldırıp yerlerde sürükleyenlerin bayramı olamaz. Çerçeve yasa adıyla PKK Terörünü aklayan sözde milliyetçinin bayramı zaten olamaz.
Atatürk ismini, okullardan, meydanlardan, sanat merkezlerinden, caddelerden silip, yerine Arap isimleri dolduran, bu isimleri sessizce izleyen rezillerin. Ülkeyi Ortadoğu çöplüğüne çevirenlerin bayramı asla değildir. Türk askerlerini arkadan vuran, İngilizlerle işbirliği yapıp Mehmetçiği girüzi çukurlarında yakan Arap’ları kardeş diye yutturan, savaş artıklarını vatana masum insanlar diye doldurup bu milletin ekmeğini, yaşamını bölenlerin bu bayramla yakından uzaktan alakası olamaz.
Bu bayram; Devletin uçaklarını kendi şirketine sigortalatan, ‘Dünya’nın en pahalı arazisinde oturuyoruz, bu araziye göz dikenler var’… Diyen İç işleri bakanının, bu ülkenin kıyılarını ve ormanlarını yağmalayıp kendine peşkeş çeken, milletin malına çöken, Kültür ve Turizm bakanının da bayramı olamaz. Kendi şirketine dezenfektan satan yağmacı düşüncenin patronu olanların değildir. Bu bayram bu topraklara arazi, rant ve yağma gözü ile değil, vatan diye bakanların bayramıdır.
UNESCO 1963 yılı Genel Kurul kararında Mustafa Kemal Atatürk için; “Bütün insanlık içinde gerçek bir onur simgesi”… Notunu düşüyor.
Kimileri, ‘özelleştirme uğruna ülkenin en kritik kurumlarını bile yabancılara satmışken, Türkiye’nin bağımsızlığı AKP'nin umurunda olabilir mi? Umurunda olan iktidar ülkeyi müstemleke devlet haline getirmez. Çok cami yapmakla kendilerini Müslüman, her yere bayrak dikmekle milliyetçi olmak mümkün değildir. Söz konusu başımıza yeniden bir hanedan musallat etmekse, silin vatan, millet meselesini. Ortadan kaldırın Türkiye’yi. Diyenler.
Bir ülke kendi hukukuna sahip çıkarsa bağımsızlığını korur... Türkiye, ABD ya da başka bir ülkenin ‘yaptırım’ gibi tehdit içeren emperyalist dayatmalarına misliyle karşılık veremezse ‘çadır devleti’ olur! Bugün daha vahimini yaşıyor bu ülke. Herkes iyi bilsin ki; bir iktidarın varlığı ülkenin onur meselesi haline gelmişse! Bu bayramı kim nerede nasıl kutlamalı.
Bu bayram, korkakların değil; bu bayram, hırsızların, vatan hainlerinin, vatan toprağını ve ırkını 3-5 dolara pazarlayanların değil; içinde vatan ve millet sevgisi olan kahramanların bayramıdır. Bu bayram boynunda emperyalist ülkelerin tasmalarıyla dolaşanların değil, bağımsızlığın sembolü “Hudut namustur” diyebilenlerin bayramıdır… Zaferleri yok sayan, kendisini bilge zanneden cehaletin trampetçileri, halk dalkavukları ve çanak yalayıcılar dâhil, hiç kimse Türk ordusunun zaferlerine ortak aramasın. Çünkü bu bayram onların bayramı değildir. Bu ulusun bir başkomutanı vardır. Savaşın bir başka adı Başkomutanlık meydan muharebesidir ebedi komutanın İsmi Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Gerçekten de, 23 Ağustos’ta başlayıp 13 Eylül’e kadar 22 gün 22 gece boğaz boğaza, süngü süngüye süren, dünya harp tarihinin en kanlı savaşlarını anlatan tarih kitapları yok. Çünkü orduya Subay astsubay yetiştiren askeri okullar kapatıldı. Ve halen askeri okullarda taktik ve strateji dehası olarak anlatılan en büyük savaşlarından biriydi Sakarya Meydan Muharebesi… Bir başka adı daha vardı bu kanlı savaşın. ‘Subay Savaşı’…
Siz bunu hiç duydunuz mu? Askeri tarih 22 gün geceli gündüzlü süren savaşta, savaşanlar ve ağırlıklı olarak şehit olanlar komuta heyetini yazmıştır. Bunun için Sakarya Meydan Muharebesinin diğer adına ‘Subay Muharebesi’ denilmiştir. Bu savaşta; Türk Ordusu ‘277’ subayını şehit vermiştir.
İyi biliniz ki; Sakarya Meydan Muharebesi kazanılmasaydı, 30 Ağustos 1922 zaferi de olmazdı, Cumhuriyet’te olmazdı… Bugün 85 milyon bizler iç Anadolu topraklarını sıkışmış yaşıyor olacaktık.
Bir Rus yazar kitabının son satırlarına şu notu düşer. ‘Kanaatimce; Mustafa Kemal Atatürk yanlış bir milleti kurtardı’…






