BATIRDILAR… BOLCA BAHANE ÜRETİYORLAR. DIŞ GÜÇLER. SAVAŞLAR.
Savaşan İran’da Domatesin kilosu 16 lira. Buradan karpuz, Kırmızı Pancar, Turp vb. sebze ithal ediyoruz. Ukrayna’da Enflasyon %6 Suriye’de Ekmeğin kilosu 75 kuruş.

BATIRDILAR… BOLCA BAHANE ÜRETİYORLAR. DIŞ GÜÇLER. SAVAŞLAR.
Savaşan İran’da Domatesin kilosu 16 lira. Buradan karpuz, Kırmızı Pancar, Turp vb. sebze ithal ediyoruz. Ukrayna’da Enflasyon %6 Suriye’de Ekmeğin kilosu 75 kuruş.
"Beytülmal"... Devletin malı ve milletten toplanan vergiler ve korunması gereken ortak değerler olarak bilinir. Gerçek ekonomik politikaların, milli varlıkları koruyarak üretimi artırmak ve büyümek üzerine kurulması gerekirken ülkede arpalığa dönüştürüldü. Kamu varlıklarını satılması günü kurtardığı, ancak uzun vadede üretimi azalttığı eleştirisine nedense çok alınıyorlar. Neden? Kamu varlıklarının korunması, yerli üretimin artırılması ve milli tasarruf anlayış yerine kamu kaynaklarının yağmalanmasına göz yummak. Satmak bilinçli bir yok ediş politikası haline dönüştü.
“Ben ekonomistim” dedi. Olmadı. “Ben bu işin kitabını yazdım” dedi. Yine olmadı. “Nas” dedi. Yine olmadı. Güreşçiden bankacı yaptılar olmadı. Bilim merkezinin başına Hayvanat bahçesi müdürünü verdiler yine olmadı. Liyakatsizlik tavan yaptı. Sahte olanlar, sahte diplomalarla ülkede aktif söz sahibi oldular. İcra makamlarında koltuk sahibi oldular. Liyakatsiz atamalar başta olmak üzere uygulanan yanlış politikalar kamu işletmelerini zarara soktu. Öncelikli olarak kişisel çıkar önceliklendi.
Dibe çakılmadan önceki son atlayış! Üretmeden tüketen ülke 2026 yılı içinde ödenecek dış borç faizi 2,7 trilyon lira ödenecek-miş! Çalışanı, emeklisi maaş alıyorsa, yatsın kalksın dua etsin!
“Benim derdim ne biliyor musunuz? Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa, Türkiye de öyle yönetilmelidir. Yoksa bileklerine bağlıyorlar prangayı, yürü yürüyebilirsen. Bu ülke bu şekilde sıçramaz.” Demişti! Recep Tayyip Erdoğan yıl 2015…
Aradan tam tamına 9 yıl geçti. Zarar eden KİT’lerin başında olan müdürlerinin en düşük maaşları 1 milyon 2 yüz bin lira. Yan ödemeleri, huzur hakları, yolluk ve harcırahları hariç. Arpalıklar zarar ederken beylerin keyfi yerinde. Bu borçlar halkın sırtında boza pişirecek.
BOTAŞ. 2023’te 672.7 milyon lira olan BOTAŞ’ın zararı geçen yıl ise 44.9 milyar liraya fırladı. Bir önceki yıla göre değişim yüzde 6 bin 583 oldu. Rapora göre, BOTAŞ’ın ithal ettiği doğalgaz satışlarından dolayı oluşan maliyet 2023’e göre yüzde 29.1 artarak 735.9 milyar TL’ye ulaştı. Rusya’ya 27,5 milyar Dolar borçluyuz. Doğalgaz kullanan herkes kullanımın ötesinde fatura ödemesi yapıyor. Birde şu kadarını devlet ödüyor diyorlar. Yersen! BOTAŞ zararda…
TCDD 2024 yılında Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yaklaşık 94.1 milyar TL nakdi sermaye aktarımı gerçekleştirilen TCDD’de 2023 yılında yaklaşık 10.4 milyar TL faaliyet zararı ve yaklaşık 11.5 milyar TL dönem zararı olmuştu. 2024 yılında ise faaliyet zararı 27.6 milyar TL’ye, dönem zararı da 36.6 milyar TL’ye yükseldi.
TCDD Taşımacılık AŞ’nin zararı 2023’e göre geçen yıl 2.8 milyar liradan 25.1 milyar liraya çıktı.
TEDAŞ Geçen yıl ise 2.9 milyar lira zarar etti.
Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) 2024’te 6.4 milyar lira zarar etti.
TMO’nun 2023 kârı 675.4 milyon liraydı. Geçen yılı 12.1 milyar lira zararla kapattı.
Türk Şeker AŞ’nin (TŞFAŞ) 2023 zararı katlanarak arttı. 11.6 milyar liraya yükseldi.
Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun zararı 12.6 milyar liraya fırlamış.
Ülkenin ihtiyaç akçesini yiyen. 128 milyar Doların hesabını veremeyen. Ardından arka kapıdan buharlaştırılan 17 milyon Dolardan bir haber olan merkez bankası son iki haftada 48 ton altın sattı... Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılı bilançosunda 1 trilyon 65 milyar TL zarar açıkladı. 2023 yılında 818,2 milyar TL, 2024 yılında 700,4 milyar TL zarar eden Merkez Bankası'nın, son üç yılda toplam zararı 2 trilyon 574 milyar TL'yi buldu.
PTT 2025 yılı sonu itibarıyla toplam zararı 13,1 milyar TL'ye ulaşmıştır.
Genel müdürünün 2,5 milyon diğerlerinin 2 ile 1milyon 750 lira maaş aldıkları THY 8,5 milyar TL zarar açıklamıştır.
Genel Müdürünü 1 milyon 750 bin lira maaş besleyen kurum TKK Tarım Kredi Kooperatifi diğer marketlerden hem pahalı, hem hazineden 4 milyar destek alıyor ama 2026 ilk çeyreğinde zararı 4 milyar 215 milyon liraya ulaşmış.
Bu liste uzayıp gidiyor. Bu veriler devletin resmi verileri. Zarar edenler arasında Kamu bankaları var. Hani politikacıları sınırsız harcamalı kredi kartı verip ödemelerinin banka bünyesinden yapan. Tüpçünün borcunu bir kalemde silen. Türkcell için Virgin adalarına 1 milyar 300 milyon dolar hibe eden, çiftçinin ineğine, traktörüne haciz yoluyla el koyan Ziraat Bankası.
Swap ve Borçlanmalar ile Türkiye’nin tüm varlıklarının ipotek edildiği gerçeği insanın aklına Düyûn-ı Umûmiye (genel Borçlar) Osmanlı Devleti'nin dış borçlarını ödeyememesi üzerine 1881'de Muharrem Kararnamesi ile kurulan, Avrupalı alacaklıların Osmanlı gelirlerine el koyduğu uluslararası bir kurum. Osmanlı'nın ekonomik bağımsızlığını büyük ölçüde kısıtlayan bu idare, 1928'e kadar faaliyet göstermiş ve borçlar 1954'te tamamen ödenmiştir. Türkiye Varlık Fonu'nun bünyesinde THY, Halkbank, BOTAŞ, TPAO gibi Türkiye'nin en büyük kamu varlıkları bulunmaktadır. Muhalefet, bu varlıkların borçlanma karşılığında ipotek olarak gösterildiğini veya "Saray İpotek Fonu"na dönüştüğünü savunmaktadır.
Swap işlemleri veya uluslararası borçlanmalar için bu varlıkların güvence olarak kullanıldığı iddia edilmektedir. TVF'nin borç yükü son yıllarda borçlanma araçlarının çeşitlenmesiyle birlikte artış göstermiştir. 2024 yılı sonu itibarıyla Fon'un toplam borç yükünün 10 trilyon 671 milyar TL seviyesine ulaştığı belirtilmiştir. 2025 yıl artık belirsiz.
Aşağıdaki veriler yine resmi kaynaklı…
Kısa ve Uzun Vadeli Dağılım: Bu borcun yaklaşık 8,8 trilyon TL'si kısa vadeli, 1,8 trilyon TL'si ise uzun vadeli yükümlülüklerden oluşmaktadır. Varlık Değeri: Fonun toplam varlık değeri 2023 yılında 9,3 trilyon TL iken, 2024 yılında 12,7 trilyon TL'ye yükselmiştir. Döviz Bazlı Borçlanma: Eylül 2025 itibarıyla Fon'un dış borç stokunun yaklaşık 4,5 milyar dolara ulaştığı ifade edilmektedir. Döviz borcunun Swap hariç 545 milyar doları geçtiği iddia ediliyor.
Ülke “Yağma Hasan’ın böreğine” böyle döndü.
24 yılda; Türkiye’de Nepotizm; ‘arabacılık, ayrımcılık, kayırmacılık’ liyakati bir kenara itti. Araplığa dalan, dalana bir hâl aldı. 24 yılda; Türkiye’de Klientalizimcilik; müştericilik, seçmenleri müşteri gibi görme alışkanlığı ile tanıştı. Verginin vergisi toplandı. Hizmet bedeli gibi absürt vergiler katlanarak milletin sırtına sarıldı. Milletin 100 yıllık varlıkları tek, tek elden çıkartılıp satıldı. Halkın özel mülküne göz dikildi. 24 yılda; Türkiye’de Kroni Kapitalizm; çürümüşlük, ahbap çavuş ilişkisi içinde oğul, kız, yeğen, kardeş, akraba ve bunların yakınlarıyla kurulmuş ilişkiler içinde, kamu görevlileri ile yapılan çarpık ve gayri ahlaki ilişkiler içinde kamu kaynaklarının alabildiğince hatta vahşice kullanımı, paylaşımı, aktarılması. İhaleler verilmesi, vergi borçlarının silinmesi, borçların sıfır faizle ötelenmesi milli para politikası oldu.
Bir yanda her geçen gün değersizleşen Türk Lirası, bir yanda yüksek döviz kurları, yüksek faiz bir yanda yüksek ama ona rağmen hala gerçeği yansıtmayan enflasyon ve yüksek işsizlik.
Ekonomide buna genelde "stagflasyon" (durgunluk içinde enflasyon) ya da daha ağır seyrettiğinde "slumpflasyon" deniliyor. Gerçekte bu örtünün altında saklanan “servet transferi” olması değil midir?
TL değer kaybettikçe ithalata bağımlı olan üretim maliyetleri artıyor, bu da rafa zam olarak yansıyor. Maaş zamları bu hıza yetişemediği için orta sınıf hızla eriyor. Yüksek faiz borçlanmayı zorlaştırdığı için şirketler yatırımı durduruyor veya küçülmeye gidiyor. Bu da özellikle genç nüfusta işsizliği kronik hale getiriyor. Bu durum genellikle bir güven endeksi meselesidir; rakamlar ne söylerse söylesin, piyasa aktörleri ve hane halkı geleceği öngöremediği sürece "bekle-gör" veya "savunma" modunda kalmaya devam ediyor.
Düşüncelere pranga vurduran, zindanlara gönderen, üniversite kapılarına kelepçe taktıran ve bu toprakları vatan diye kabullenmemiş bir yığın varsa, bu yığın toplumsallaşmamış talanın ana aktörleri olan sürüdür. Çünkü tüm yaşanan olumsuzlukların her biri isyanı gerektirir. Suskun kalmak erdemsizliktir. Erdemli toplumlar başkaldıran toplumlardır.
Roma yanarken, halk çığlık çığlığaydı. Çığlıkları duymayan Neron sarayında keman çalıyordu…






