ABD İMPARATORLUĞU… SİBER TERÖRİZME BİRKAÇ ADIM KALA!

Dünyanın başına bela namussuzların özgürlükler ülkesi. İnsan artığı, Çocuk tecavüzcüsü, Pedofil sapık, ruh hastası, yalan makinesi, Siyonist uşağı, dışkı suratlı manyak bir kimliği kendilerine lider diye seçenlerin asli olarak nasıl bir devşirme toplum

Gündem Yayın: 25 Mart 2026 - Çarşamba - Güncelleme: 25.03.2026 23:03:00
Editör -
Okuma Süresi: 8 dk.
Google News

ABD İMPARATORLUĞU… SİBER TERÖRİZME BİRKAÇ ADIM KALA! 
Dünyanın başına bela namussuzların özgürlükler ülkesi. İnsan artığı, Çocuk tecavüzcüsü, Pedofil sapık, ruh hastası, yalan makinesi, Siyonist uşağı, dışkı suratlı manyak bir kimliği kendilerine lider diye seçenlerin asli olarak nasıl bir devşirme toplum olduğunun kanıtıdır. 
İşte kanıtı. Kendilerinden başka toplulukları hayvan olarak görüyorlar. Bugün Ortadoğu “yeni Amerika’dır” diyorlar. Bir başka Siyonist piçi “Ortadoğu topraklarını tanrı bize verdi” diyor. Alçaklığı anlamak için bunların kıçını yalamak mı gerekiyor? Araplar tamda bunu yapıyor. 
Bu saldırılara neden Asya ülkeleri. Neden İslam ülkeleri karşı karşıya kalıyor? Amerika göz diktiği kıymetli elementlerin varlığı ve enerji kaynaklarını istila ederek güç olma arzusu. Bunun için elindeki tüm argümanları kullanıyor. Yoksullukla beli doğrultamamış Asya toplumları çok kolay av oluyorlar. Amerika’nın en büyük silahı kafayı taktığı ülkelerde iç barışı bozabilecek, etnik ve dini motivasyonu kullanmaktır. Tehdit ve korkuya yönelik bölgesel etki yaratmak için ya eski ve zayıf terör örgütlerini ele geçirerek güçlendiriyor veya terör örgütleri kurarak kullanıyor. 
ABD'nin küresel güç olma sırrı iki nedenledir. Kendi ülkesindeki hainleri bulup öldürmesi, başka ülkelerdeki hainleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanır olmasıdır. 
Hedef alınan ülkelerdeki etnik, dini farklılıkları ve ekonomik sorunları kaosa dönüştürerek, ülkenin iç barış ve güvenliğini sistematik olarak bozacak köpekleri bu ülkelerin başına getirir ve kullanırlar. Direnenler ya bir iç kargaşa sonucu imha olurlar. Veya küresel patronları marifetiyle imha edilirler.
Dost görünürler.
Dostluklar birileri için ülke çıkarları iken, zayıf olanlar için kişisel çıkarlardır. Amerika’nın tamda aradığı budur… Zorunlu göçler ve Nüfus transferleri gerçekleştirerek sürdürürler. Türkiye bugün ağır bir etnik baskı altında olup demografik bozulmanın içine itilmiştir. Amaç, belirli bir grubun oranını artırmak için etnik temizlik veya nüfus transferi kullanılarak yönetimsel kontrol sağlanma amaçlanmakta. Bugün Türkiye’de yaşayan yabancı sayısı 17 milyon civarında. Bu rakama doğumlar dâhil değil. 
Terör sultası ile izlenen bir başka yol ise; toplumu kutuplaştırmak. Etnik kimlik üzerinden şiddet eylemleri gerçekleştirecek marjinal gruplar oluşturmak, parasal, silah, ekipman desteği vererek bölgesel cazibeyi artırmak. Devleti mücadele edemez hale getirerek ekono0mik zafiyete sokmak. Yönetilen etnik grup ile devlet arasında çatışma yaratmak ve bu yolla halkı örgüte desteğe zorlamak, korku ve yılgınlığı yaygınlaştırarak ele geçirme veya parçalama senaryoları üreterek yaparlar. Bu örgütlere özerklik ve söz hakkı gibi vaatlerle hazırlamalar yaparlar.
İslam ülkelerinde halkın kendi kaderini tayin etme hakkı yoktur. Bu kader Amerika’nın uşaklarının sam amcalarından aldığı emirler doğrultusundadır.
Orta Doğu ve diğer İslam coğrafyalarındaki bazı yönetimlerin, kendi halklarından önce batılı güçlerin (ABD dâhil) çıkarlarına öncelik verdiği gerçeğini kimse inkâr edemez. Temelinde yönetimin başında olan kişilerin haksız edindikleri mal ve can korkularıdır. Bu ülkelerde; askeri üsler, ekonomik anlaşmalar ve jeopolitik kararlar, demokratik süreçlerinden ziyade dış baskılarla şekillenmektedir. Aslında bunlar seçilmiş değil atanmış kişilerdir. Her ülkenin kahramanları olduğu kadar hainleri de vardır. Amerika hainleri bulur ve atamasını yapar. Özellikle diktatörlükler veya monarşilerle yönetilen bölgelerde halk iradesi yönetimlere yansımaz. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı öncesi Süleyman Demirel’in İktidarı “Amerika’dan izin aldınız mı”? Sözleriyle uyarması, açıkça uşaklaşmanın itirafıdır.
Ülkeleri, Tarikat ve Cemaatlerle dizayn etmek. 
Etnik ve Dini Motivasyon! Türkiye’yi bekleyen felaketler.
Toplumsal geleceği kurgulamak için tarihten ders almak ve onu doğru anlamak gerekir. Ülkemizde her gün başka bir tarikat ve cemaatin kamuda kadrolaşması, toplumsal hayata yön verme girişimi veya siyasal iktidar ve kamu yöneticileri tarafından sahiplenerek desteklenmeleri açık bir göstergedir. Bu dini kuruluşlar Amerika ve İsrail ve de İngiliz aparatlarıdır.
Devlet kurumlarında, tarikat ve cemaatlerin kadrolaşma yarışına girmeleri ile basına yansıyan haberlere göre adliye, emniyet, ordu, eğitim gibi önemli alanlardaki yoğun tarikat ve cemaat kadrolaşmaları tarihteki acı deneyimlerden ders alınmadığını göstermektedir. Bunun nedeni böyle olunması istenilmesidir. Yeni tarikat ve cemaatlerin bu şekilde kadrolaşması tehdit ve tehlikenin ağırlığını artırmaktadır. İslam ülkelerinde yönetimlerin halktan kopuk olduğu ve dış etkilere açık olduğu gerçeğini inkâr etmek mümkün değildir.  
Devletin, özellikle sivil kamusal alanda, bastırıcı ve ideolojik aygıtlarıyla İslam’ın üzerine yürümesi, dindar muhafazakârları eski tarikatları ihya etmek ve dini cemaatleri kurmak suretiyle örgütlenmeyi meşrulaştırmıştır. Yasaklı olan tarikat ve cemaatler, meşruiyetlerini toplumda gördükleri ilgi ve işlev dolayısıyla, kazanmışlardır. İslam ülkelerinde Uluslararası Hukuk ve Devletin Sorumluluğu küresel güçlerin tekelindedir. Uluslararası ilişkilerde halk yerine devletin tüzel kişiliği ve meşru hükümetler sorumlu tutulur. Nedeni devletin tepesine yerleştirilmiş bir temsilci vardır. Halkın çıkarı yoktur. 
Devlet yöneticileri, tarikat ve cemaatler arasında iyi-kötü, zararlı-zararsız ayrımı yapamazlar. Kurtuluş Savaşı yıllarından başlamak üzere siyasal tarihimiz bize göstermektedir ki laiklik, bağımsızlık ve Cumhuriyet için tüm tarikat ve cemaatler bir tehdit ve tehlikedir ve tümü derhal kapatılmalıdır! Ve öylede olmuştur. Tarikat ve cemaatlerin kapatılmasıyla dinin sömürülmesi ve istismar edilmesi önlenecek, şeyhlik-şıhlık düzeni yok olacak, özgür düşünceyi kısıtlayan biat kültürü ortadan kalkacaktır. Böyle olmamıştır. DP ile yeniden hortlatılmış, süreç içinde ANAP ve AKP iktidarlarında devlet, siyasi ve ekonomi yönünde güç sahibi olmuşlardır. Biliyoruz ki, çağdaş birey ve toplum ancak laik ve demokratik toplum düzeninin, cumhuriyetçiliğin, hukukun üstünlüğünün, hak ve özgürlüklerin var olduğu bir ülkede hayat bulacaktır. 
İslami terör örgütleri faaliyet alanları için birçok ülkede kendilerine yer bulmuş olmaları, bazı ülkeleri ele geçirmiş olmaları yine sam amaçlarının izinleriyle gerçekleşmiştir. Libya, Yemen, Afganistan, Suriye, Lübnan, Filistin olup bunların koruyucuları yine bölge ülkeleridir. Katar, BAE, Kuveyt buralarda Amerika üsleri olup, bu talimatlar doğrultusunda mali destek yaparak silahlanma için finansman oluşturmaktadırlar. Türkiye’de bu işin kıyısında gözükmektedir. 
Ancak kamu diplomasisi kapsamında, bir devletin politikalarının başka ülkeler üzerindeki algısı ve etkisi, o devletin halkının tutumuna da bağlı olabilir. 
Öncelikle bu ülkelerin başına kullanabileceği köpeklerin seçilmesini sağlıyor. Bu ülkelerin başına kurduğu terör örgütlerini musallat ediyorlar. Daha da ileri giderek ülkeleri tarikat ve Cemaatlerle dizayn ediyor.  Ardından ekonomik baskılar, üsler kurarak içini boşaltıyor. Bu iş için taşeron örgütler ve kendisine bekçilik yapacak ülkelerin oluşumunu sağlıyorlar. Etnik köken dinsel parçalanma mezhep kavgalarını altından namussuzluğun aktörleri çıkıyor.
Özetle, İslami silahlı örgütler ideolojik ajandalarını uygulamak için dini araçsallaştırılmakta; sürdürülebilirlikleri ise İran, Körfez ülkeleri ve istikrarsız Orta Doğu/Kuzey Afrika ülkelerindeki devlet destekleri veya bölgesel güç savaşları ile sağlanmaktadır. Bu sistemi yöneten ABD İmparatorluğudur. Zavallı toplumlar bunun farkına varmaları mümkün değildir.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.