Seyfe Gölü’nün Yeni Yol Haritası Açıklandı
Seyfe Gölü çevresinde bir bölümün “sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” olarak tescil edilmesi, yakın çevredeki maden sahası nedeniyle yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Seyfe Gölü ve çevresine ilişkin revize doğal sit kararında dikkat çeken başlıklardan biri de alanın bir bölümünün “Doğal Sit - Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” olarak tescil edilmesi oldu. Askıya çıkarılan haritalarda, Seyfe Gölü çevresindeki bazı bölümlerin “Nitelikli Doğal Koruma Alanı”, bazı bölümlerin ise “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” kapsamında değerlendirildiği görülüyor.

Yeşil Olan Kısım , '' Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı'' olarak revize edildi.İtiraz edilmediği takdirde bu şekilde onaylanmış olacak.
Bu ayrım, özellikle bölgedeki madencilik faaliyetleri açısından kritik önem taşıyor. Çünkü “Nitelikli Doğal Koruma Alanı” statüsünde madencilik faaliyeti açık biçimde yasaklanırken; “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı” statüsünde, belirli şartların sağlanması halinde madencilik faaliyetlerine kapı aralanabiliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı’na göre nitelikli doğal koruma alanlarında madencilik faaliyeti yapılamıyor, taş, toprak, kum alınamıyor ve sanayi atığı gibi malzemeler dökülemiyor.
Buna karşılık sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları; ekonomik ve sosyal boyutlar da dikkate alınarak doğal kaynakların kontrollü kullanımına elverişli alanlar olarak tanımlanıyor. Aynı ilke kararında, bu statüdeki alanlarda Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu değerlendirmesi, ÇED mevzuatı, ekolojik etki değerlendirme raporu, habitat bölünmesini azaltıcı tedbirler ve bozulan alanların doğaya yeniden kazandırılması gibi şartlarla madencilik faaliyetlerinin yapılabileceği belirtiliyor. Hatta doğal peyzaj ve siluet dikkate alınmak kaydıyla kum, çakıl, taş ve maden alınabileceği, bu amaçla ocak açılabileceği de düzenlemede yer alıyor.
Bu nedenle Seyfe Gölü çevresindeki bir bölümün “nitelikli koruma” yerine “sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım” statüsüne alınması, madencilik açısından mutlak yasak alanından izin ve değerlendirme sürecine tabi alan kategorisine geçiş anlamı taşıyor. Başka bir ifadeyle bu statü, doğrudan maden izni vermese de madencilik projeleri için hukuki ve idari başvuru zemini oluşturuyor.
Bu tablo, Seyfe Gölü çevresindeki koruma statüsü revizyonunun yalnızca çevresel bir düzenleme olarak değil, aynı zamanda bölgedeki madencilik faaliyetlerinin geleceği açısından da değerlendirilmesine neden oluyor. Çünkü nitelikli doğal koruma alanı statüsü madencilik faaliyetleri için kapatıcı bir koruma rejimi oluştururken, sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım statüsü; şartlı, denetime bağlı ve komisyon değerlendirmesine açık bir faaliyet alanı yaratıyor. Bu da maden şirketleri açısından ruhsat, izin, altyapı, yol, ocak açma ve proje planlama süreçlerinde önemli bir avantaj olarak değerlendirilebilir.
Askı sürecinin 18 Haziran 2026’da başladığı ve 17 Temmuz 2026’da sona ereceği dikkate alındığında, söz konusu revizyonun bölgenin ekolojik geleceği, Seyfe Gölü’nün sulak alan niteliği ve çevredeki madencilik baskısı bakımından kamuoyunca yakından incelenmesi bekleniyor.






