HALKIN 100 YILLIK CUMHURİYETİ YİTİRME KAYGISI…
Bir tarafta BOP için kollarını sıvayanlar! Diğer tarafta Demokrasi için sokaklara dökülenler. “Bana bir tane ABD uşağı olmayan İslam ülkesi lideri gösterin, söz Müslüman olacağım”… Vlademir Putin

HALKIN 100 YILLIK CUMHURİYETİ YİTİRME KAYGISI…
Bir tarafta BOP için kollarını sıvayanlar! Diğer tarafta Demokrasi için sokaklara dökülenler.
“Bana bir tane ABD uşağı olmayan İslam ülkesi lideri gösterin, söz Müslüman olacağım”… Vlademir
Putin
Erdoğan, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu aynı telden konuşuyor. Hukukun Üstünlüğü ortadan kalkarken
baskıcı rejim güçlenirken demokrasi erozyona uğrarken ana muhalefet parçalanıyor. Medyanın,
akademinin ve sivil toplumun susturulması sürecine muhalefet TV kanalını kapatma tehdidi bu kez
atanmış muhalefet lideri Kılıçdaroğlu’ndan geldi. Toplumun kendi sesini ve gerçek bilgiye ulaşma
kanallarını kaybetmesi cumhuriyeti yitirme kaygısını artırıyor.
Yalanın ortağı olmak. Herkesin korkudan ya da menfaatten yalan söylediği bir düzende, sadece
doğruyu bilmek ve yalanı onaylamamak bile bir direniştir. Tüm yalanların pekiştiricisi olarak
Kılıçdaroğlu koşarcasına saray koridorlarından alacağı emre dâhil oldu.
Yavşaksan, her devrin adamısın.
Türkiyenin başına gelen tüm felaketlerin… Silahlı-silahsız işgallerin, devleti ökse otu gibi saran
tarikatların, emperyalist maşası casus cemaatlerin, darbelerin, yolsuzlukların, hırsız siyasilerin,
suratına tükürsen yarabbi şükür diyen yandaş iş dünyasının, soyuyorsa beni soyuyor diyen gönüllü
cehaletin, gelene ağam gidene paşam diyen hacıyatmaz bürokrasinin, aydın ihanetinin, kiralık
gazetecilerin, atanmış muhalefetin atanmış arsız adamı… Bu ülkede bazı şeylerin hiç değişmemesinin
temel sebebi, işte bu iki yüzlülüktür. Cumhuriyetin biriktirdiği yavşakların akıl almaz suratsızlığıdır.
Zübük zadelerin el üstünde tutulmasıdır. Bu ülkede yavşaklar için, dalkavuklar için hiç sorun yok. Bu
ülkede “şeref” üç paraya satılıyor.
Bu topraklar verimlidir. Ottan fazla hain yetişir
Demokrasi atanmış muhalefet sayesinde kademeli olarak aşındı. Tarih, diktatörlüklerin her zaman bir
gecede kurulmadığını; çoğunlukla demokratik boşluklardan faydalanarak, adım, adım ve toplumun algı
sınırlarını esneterek inşa edildiğini gösterir. Yeni anayasa için artık referanduma gerek kalkmadı.
Pazarlık masasında demokrasi var. Cumhuriyet var.
İstiklali tam! Demokratlığı tam! Şeffaflığı tam! Artık halk onun ne mal olduğunu biliyor. Dört dalkavuğun
kişisel çıkarları için kıçına yama oldukları o adam… Bugüne kadar iktidar ve iktidar partisine ile
vidalanmış; tarikatlar, şeyhler, onların müritleri, diğer cemaatler, dini hizmet yapacağız diye kurban
derisi toplayıcıları, hac ile umre rantı yiyicileri, diyanetin parti il ve ilçe örgütü gibi çalıştırılması, devlet
ihalesi sunulan şirketlere havuz medyası oluşturan yapının artık yeni bir ortağı daha var. “Dersim’li
Kemal”…
Benim gördüğüm, biz işleyen bir demokrasi, işleyen bir devlet, mutlu ve müreffeh (zengin) bir toplum
meydana getireceksek
Ekonomik ve Toplumsal Çöküş ya bilerek yaratıldı. Ya da görmüyorlar. Siyasetin de çok önemli bir
kısmı kayıt dışıdır. Yeri geldiğinde demokrasinin ilerlemesi için değil başka türlü baskı yapan bir kısım
yapılar var Türkiye'de. Bugün heyecanlı bir ortağı var iktidarın…
Bir diğeri ise iktidarın hazmettirmek için uğraştığı kayıt dışı dini unsurlardır. Dinden kazanıp dünyaya
yatıran (dini kullanıp zenginleşen) kesim var. Bunlar partilerde de aktif olurlar. Kılıçdaroğlu gibi dini
bütün, cemaatlere saygılı bir ortaklar daha var.
Kayıt dışı siyaset ve kayıt dışı din dediğimiz unsurların iktidarlarla bağlantısı (vidalanması) metres
ilişkisidir. Yani kim pırlantayı fazla takarsa onunla yatar onunla kalkarlar. Bugün bu partiyi desteklerler,
yarın başka partiyi eteklerler. Dolayısıyla bu ilişkilerin de yerli yerine oturması zamanı geldi. Bu boyuta
geleceği öngörülmedi, tedbir zamanında alınmadı. Pavyon masalı anlatmasına gerek yok. Tüm
rezaletlerin 13 yıldır görmezden gelen bekçiliğini muhalefet palavrasıyla yaptı.
Ülkenin ağırlaşmış onlarca sorunu varken.
Ekonomik İstikrarsızlık, Liyakat yerine sadakatin ön plana çıktığı, şeffaflığın olmadığı otokratik
yönetimlerde yolsuzluk artar, ekonomik kaynaklar hızla tükenir ve geniş kitleler yoksulluğa
sürükleniyorken iktidar daha da güçleniyor.
Toplumsal Kutuplaşma yı tetiklediler. Bu tür rejimler varlıklarını sürdürebilmek için toplumu biz ve
onlar şeklinde bölerek kutuplaştırır. Bu durum, iç huzurun ve toplumsal barışın tamamen yok
olmasıyla sonuçlanır. Bugün muhalefet noktasında gelinen son nokta budur. “Sokak”…
Demokrasi, iktidar araçlarından veya keyfi bir romantizmden ziyade, kurum ve kurallarla işleyen,
devletin temelini oluşturan evrensel bir hukuk ve denge rejimidir. Toplumsal sözleşmenin ve hakların
güvencesi olarak, amaca ulaşmak için binilen tramvaya” Kılıçdaroğlu’da dâhil oldu. Siyaset felsefecisi
Hannah Arendtin vurguladığı gibi, kötülüğün ve baskının yayılması genellikle toplumun büyük
kısmının düşünmemesinden, sorgulamamasından ve görevini yapmaktan başka bir şey düşünmeyen
duyarsız bireylere dönüşmesinden kaynaklanır.
İyi biliniz ki; “Mantara kurt kökünden düşer”.






