grandpashabet giriş grandpashabet sinavmerkezi.org bahis siteleri

GERÇEKLERDEN GERİYE NE KALDI?

Alan temizliği doğudan batıya doğru kaydı. Perşembenin gelişi Çarşambadan belli değil miydi? CHP davranmakta, sokaklara çıkmakta gecikmedi mi?

Gündem Yayın: 24 Mart 2025 - Pazartesi - Güncelleme: 24.03.2025 22:13:00
Editör -
Okuma Süresi: 10 dk.
Google News

GERÇEKLERDEN GERİYE NE KALDI?
Alan temizliği doğudan batıya doğru kaydı. Perşembenin gelişi Çarşambadan belli değil miydi?
CHP davranmakta, sokaklara çıkmakta gecikmedi mi?
128 milyar Doları sormayan, yolsuzlukları ve talan projeleri ayyuka çıkmış İ. Melih Gökçek için
bir tek soruşturma açmayan yargı, son 6 yıl içinde 1099 kez müfettiş ve Sayıştay tarafından
denetlenmiş İBB başkanı gözaltına aldı.
Hep yazdım. ‘Bu sessiz topluluk bir gün ayağa kalkacak’… Uyuyan dev uyandı. Ve Erdoğan,
rakibinden bir dev yarattı. 20 milyon ayakta.
Bu ülkeyi yönetenlere bir bakın. Hukuk yok. Anayasal kuruluşlar olan kolluk güçleri hukuksuz emirlere
aynen uyuyor ve orantısız güç uyguluyorsa siz kimlere güveneceksiniz. Bu ülkenin geleceği gençleri
tekme tokat coplarla döven, yerden yere çarpan polis, cumhuriyet polisleri değiller mi? Bu
davranışlarla, Polisin görevini yaptığını mı söylemek gerekir? Polisler kimin veya kimlerin güvenliğini
sağlamak için varlar? İçlerindeki bastırılmış başkaldırı hırslarını neden göstericiler üzerine kusarak,
uygulayarak neyi çözmüş oluyorlar. Valinin vereceği takdir belgesi onların başını yüceltmez. Millet
onları yüceltir. Yalan mı?
Gençleri yerlere çarpa, çarpa işkence ve şiddet uygulamak kahramanlık olmadığı gibi düşmanlığı
körükler. Poliste bu milletin evlatları değiller mi? Bu sınır tanımaz kinin nedeni nedir? Kolluk güçlerin
görev yetkileri sınırları aşıyorsa göstericilerinde anayasal hakları var. Anayasanın 17nci Maddesi; kötü
muameleyi yasaklarken bu saldırının neresinde Anayasa var? Hukuk yanlıysa düşünmek bile
beyhude!
Kolluk güçlerinin en gençleri bugünden başka bir iktidarla tanışmadı. Buda doğru.
Bu ülkede Eğitimin canına okunmadı mı? Kolluk güçleri ve yargıçlar güçlerini ve görev yetkilerini
nereden alacaklar? Çeyrek yüzyıl içinde saraylar yapan hangi toplum. Soğan ekmek yeriz, reisi
yedirmeyiz diyen toplum, hangi toplum? Partinin İl, İlçe başkanları savcı ve hâkim oldu. Sayısı
bilinmeyen yüzbinlerle ifade edilen, kendi mesleklerini icra etme fırsatı bulamayan üniversite
mezunları polis ve bekçi olarak bu kuruma alınmadı mı? Subay, Astsubay, Uzman çavuş yapılmadılar
mı?
Toplum önce kendini sorgulayacak. Çıkar odaklı düşünce ve uygulama bu tür sonuçlara
gebedir.
Benim defalarca yazdığım o cümleleri tekrara düşmek pahasına yine yazıyorum. ‘Üçkâğıtçı
politikacılar tarafından sürekli olarak kandırılan, tekrar tekrar aldatılan’ bizler değil miyiz? ‘Aklı
Başında Bir Toplum Her 5 Yılda bir Meclisi ve Yönetimi yenileyen toplumlar değil midir’? Çeyrek
yüzyıldır bu ülkeyi kim veya kimlere bıraktık? Siyasal İslamcıların insafı meydanda. Neden
değiştiremedik? Ergenekon, Balyoz ve türevi kumpas davaları, gizli tanıklı tutanaklar, yalanlarla
türetilmiş dezenformasyon aktörlerinin varlığı Türkiye Cumhuriyeti Devletinde kalıcı hale gelmiş olması
hukukun üstünlüğünü değil! Hukukun siyasallaştırdığını gösterir.
Bu ülkede kurumlar dâhil hiç kimse tarafsız değil. Üzgünüm, Müslüman sandıklarınız
Lawrence’nin mirasçıları çıktı. Türk Milleti’nin ölüm fermanını yazanlar, Dürrizade’nin ruh ikizi
çıktı.
Tepede olunca hukuk tanımayacaksın... Zeminde olunca hukuk tepende sopa olacak... Sonra; adı,
Demokratik hukuk devleti olacak… Hukukun üstünlüğü olacak… Yukarıdakinin canı ne istiyorsa o;
aşağıda olanın canı cehenneme olacak. İşte böyle bir hukuk bu topraklarda çeyrek asırdır üstünlerin
hukuku olarak yaşanıyor…
Halkın haber alma özgürlüğünü elinden alan zihniyet. Bu ülkeyi yönetiyor. Akıl almaz kirlilik.
Akıl dışı uygulamalar ve bu uygulamaların adına hukuk diyen piyonlar var. Yalan mı? Kendi gibi
düşünmeyenlere düşman gözüyle bakarak bugüne kadar yol aldılar.
Bir zamanlar adı terörle anılan, Genelkurmay eski başkanı, sonrası eski MSB olan, ölmeyi dahi
beceremeyen bir adamın çapulcularla yaptığı toplantıda. ‘O günler çok yakın. Biraz sabır arkadaşlar’.
Diyen bir adam. Amerika’da biyoloji okuyan kızını, yatay geçişle Türkiye’ye getirip Hacettepe tıp
fakültesine sokan ve doktor olarak mezun edilen bu adamın kızına yönelik açılan davada bu
usulsüzlüğü hangi yargıç akladı? Ve o günlerde İç İşleri bakanı denilen maceraperest hatta adı Süslü
Süleyman’a çıkmış, yalan ve iftira kaynağı adamın jandarma komutanlığına verdiği ‘hazır olun’ emri…
Niçin? Hangi amaçla? Polis, Jandarma Silahlı Kuvvetleri Anayasal kuruluşlar olup yetki ve güçlerini
anayasadan ve kanunlardan alırlar. Saraya mahkûm olmuş kurum anayasal kurum değildir. Diyen
olmadı… CHP treni böyle kaçırdı ve sarı öküzü kumpas cellatlarının ellerine teslim etti. Bunun içindir
ki! Bugün dünden çok daha iyi olabilirdi.
Yıllarca sadece lafazanlık yapan CHP Gemi su aldıktan sonra SOS istemeye başladı. Oysa
kaptan biliyordu geminin batacağını.
Bir asrı devirmiş koca çınar Cumhuriyet ve değerleri, içten içe kemiriliyor.  Fikirler değil; kişiler, kişisel
hırslar, çıkarlar ve beklentiler çarpışıyor. Hep aynı yüzler, aynı kişiler… Hep aynı! Bıkkınlık veren boş

lakırdılar, anlamsız ve sonuçsuz kavgalar. Böyle bir ortamda öze dönüş olmaksızın bir kavganın
içindeyiz. Sonu görünmeyen bir paylaşım içine itildik. Bir sarmalın içinde boğulmak üzereyiz. Sinsice,
planlı olarak işgal ediliyoruz. CHP Mendirekte elinde megafon bağırıyor. Batıyoruz!
Siyasal İslam Cumhuriyet kadrolarını tek, tek ele geçirdi. Birçok Cumhuriyet Kurumu kapatıldı. Devre
dışı bırakıldı. Bu süreç laiklik ilkesini fiilen ortadan kaldırmış, Anayasa’yı açıkça ihlal etmiş, halkın bir
kesiminin oyuyla, sivil darbe gerçekleştirilmiş, İslamcı sivil bir diktatörlük kurulmuş, bu açıkça ortada ve
yaşanmakta, iken CHP yanlarından geçen yelkenlinin rüzgârına bel bağlamış. Olmadı. Bu halk bir
cümle çıkış diye meydanlara, oy sandıklarına koşup geldiler. Devamı olur mu? Bu hareketi akıllıca
yönetecek bir üst akıl gerekir. Beklenende tamda budur.
‘Bunlara öyle bir çakalım ki! Bidaha bellerini doğrultamasınlar’. Bu düşmanlığın sırrı nedir? Bu
milleti, bu düşmanca tavırların altında yana yana getirme mahareti bizim aptallığımız ve cehaletimiz
olduğunu değil, muhalefetin içine kapanıklığı değil midir?
Sen oy ver, iktidara getir. O senin ciğerini söksün. Din gibi temiz bir duyguyu, politika gibi kirli
oyunlarına alet etsinler. Bunun tek nedeni; bizim uyurgezer halimizin onları cesaret sahibi
yapmasıdır. İçleri kin, öfke ve nefret… Dışları sahte tebessüm, sahte uygarlık kokan, dillerinde
yalan ve küfür olan insanlarla aynı havayı soluyor. Aynı alanlarda yaşamakla kalmıyoruz. Bu
akıl bizleri yönetiyorlar. CHP hayal dünyasından yıllarca çıkmadı, yeni uyandı.
‘Çok küfür ediyorsun diyorlar. Ne yani; hayatımın içine edenlere şiir mi yazacağım’… Charles
Bukovski.
Ülkenin kültürünü ve sosyolojisini değiştirecek çoğunluğu Ensar adıyla Türkiye’ye soktular. Amaçları
bir iç karışıklık çıkartıp işgali, meşrulaştırmak. Halk bunları istemiyor. Onlar istiyor! İktidar bunların
neden çoğalarak kalmalarını bu ülkede yerleşik hale gelmesinde ne gibi fayda görmüş ki, başımın
üzerinde yeriniz var çağrısı yapıyor. Ülkenin kültürüne bu kadar dönükler.
PKK ile kol kola olan, övgüler dizen bir milliyetçilik icat ettiler. Suç işleyen bu siyasetçiye hukuk
işlemiyor. Hukuk niçin var? Bu kadar büyük ihanete, örtülü işgale beceriksizlik diyen saray bekçiliği
yapan yandaş bir muhalefet var. Oysa yapılanlar beceriksizlik falan değil. Bir ihanet projesinin gayet
becerikli eller tarafından Türk Milletine yutturulması, millet için kurulan sehpaların ipinin gene Türk
Milletine hazırlatılmasıdır.
Bütün çiçekleri koparabilirsiniz. Ama baharın gelişini engelleyemezsiniz… Pablo Neruda.
Bu milletin oylarıyla nereden nereye geldiğini unuttu. Milletten topladığı fahiş ve vahşi vergilerle milletin
anasını ağlatırken, Çöpten, Pazar artıklarından beslenen milletin cebinden söke, söke aldığı vergilerle!
Saltanatlar kuruldu. Ağır enflasyon ve faiz yüküyle ezdiği, açlık ve yoksulluk sınırında yaşattığı bu
milletin gözünün içine baka, baka Suriyelilerin refah ve huzuru için planladığı projesine bakar mısınız?
Bu milletin başını sokacak bir göz odası yok iken. Fahiş kiraların altında inim inim inlerken, Suriyelilere
Suriye topraklarına 156 bin müstakil bahçeli konutlar, Okullar, Hastaneler, yollar ve hava meydanları
yapıldığını biliyor ve duyuyoruz.
Cumhuriyetin 101nci yılını kutluyoruz. Suskun. Sus pus. Yasaklar altında bir korku ve korkunun
yarattığı telaş, kaygı üzerimizde. Bir asırlık cumhuriyet bir asırda neler olmazdık. Neden
olamadık. Demokrasi ile gelip demokrasiyi bitirenlere, kendi çıkarları için ülkeyi pazarlayanlara
ve bu pazarlamacılarla yan yana duranlara bakın… Nerden, nereye? Diyor ya! Çağdaş
Türkiye’den Ortadoğu çöplüğüne dönüştürülmüş, topraklara!
Türk olamamak!
‘Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek
yaşayacaktır. Ve Türk milleti güven ve mutluluğun kefili olan ilkelerle, uygarlık yolunda, tereddütsüz
yürümeğe devam edecektir’. ‘Bütün dünya bilsin ki, benim için bir taraflılık vardır; Cumhuriyet
taraftarlığı, fikri ve sosyal inkılâp taraftarlığı. Bu noktada, yeni Türkiye topluluğunda bir ferdi, hariç
düşünmek istemiyorum’… 1924 Mustafa Kemal Atatürk.

#
Yorumlar (1)
Ahmet Serdar
25.03.2025 16:31
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.