grandpashabet giriş grandpashabet sinavmerkezi.org bahis siteleri

BUGÜN 22 MART DÜNYA SU GÜNÜ…

Su krizi kapıda mı? Su bu ülkede bir yaşam sorunudur. Güvenlik sorunudur.

Gündem Yayın: 21 Mart 2025 - Cuma - Güncelleme: 21.03.2025 23:22:00
Editör -
Okuma Süresi: 4 dk.
Google News

BUGÜN 22 MART DÜNYA SU GÜNÜ…
Su krizi kapıda mı? Su bu ülkede bir yaşam sorunudur. Güvenlik sorunudur.
Yerel düzeyde suya erişimde toplumsal gruplar arasında gerilimler ortaya çıkabiliyor. Toplumsal gruplar ile devlet arasında, sorunlar yaşanıyor. Ulusal düzeyde farklı çıkar grupları (Endüstriyel tarımcılar, çiftçiler, sanayi, turizm ve çevreciler) arasında su yönetimine ilişkin gerilimler olabiliyor.
Küresel iklim değişikliği, tehdit artışında çarpan etkisini en çok, yarattığı doğal afetlerle göstermektedir. İklim değişikliğine dair dünyanın en önemli otoritesi hâline gelen BM Hükümetler arası İklim Değişikliği Panelinin (IPCC) raporları, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin su ile ilgili olacağını belirtirken, araştırmalara göre, 2050’ye kadar dünya gıda üretiminin yarısından fazlası risk altında bulunuyor. Türkiye’de 30 milyon hektarlık tarım arazisi güvenli olmayan suyla sulanıyor. Durum böyle olunca tüketilen gıdaların güvenliği nasıl olacak sorusu akla geliyor.
Türkiye’de tatlı suyun yüzde 69’u tarım, yüzde 19’u sanayi ve yüzde 12’si evsel olarak kullanılıyor. Ama su ne kadar temiz? Vahşi sulama yöntemleri hem su kaynaklarının aşırı israfına hem de toprağın yapısı ve kalitesinin bozularak çoraklaşmasına neden olurken su rezervleri hızla tükeniyor. Kuraklığın ana kaynağı küresel ısınma olduğuna göre.  Kuraklığın sonuçları su krizine doğru hızla yol alıyor.
Özellikle su arıtma ve diğer kirlilik kontrol önlemlerine uyulmaması sonucunda su kalitesi hızla bozuluyor. Şişelerde tükettiğimiz bir litre su için 5 litre su harcandığı hiç aklınıza geliyor mu? Ve birde önlenemez plastik atık her yerde.
Aslında hiçbir şey normal değil!
Kuraklık ve Kızılırmak’ta aşırı su tutulması, yağışların düzensizliği beraberinde kuraklığı da getirdi. Sular çekildi. Sazlık alanlar, yakılarak, kökleri kimyasallarla, ağır pestisitlerle kökleri çürütülerek nehir sıfır noktasına kadar tarla alanı olarak tarıma açıldı. Aslında su taşkın alanlarının bedelini, yıllar önce hak sahipleri aldı ve baskın alanları hazinenin yani milletin malı oldu.
Devletin ihmali denetimsizlik. Ahbap çavuş ilişkileri, siyasi etiksizlik bu talanın doğmasına neden oldu.  Kızılırmak havzasını son üç yıl için endüstriyel tarımcılar işgal etti. Birde Uyanık tayfa var. Hazine arazilerini kiralayıp haksız kazanç kazananlar. Hirfanlı Baraj savağında 65 metre olan su kütlesi sadece 2024 yılında aşırı çekme sonucu 35 metreye düştü. Kilometrelerce boru döşediler. Devasa motopomplarla suyu çektiler. Toprağı güçlendirmek, ürün rekoltesini yüksek tutmak için ürünlerini her aşamasında kimyasallarla, pestisitlerle ve hatta DDT kullanarak ilaçladılar. Döküntüleri yerel halk toplayıp pazarlarda sattılar.
Birileri siyasi ağırlığını kullanarak Toklumen’de balık üretme tesisi kurdu. Oysa Dünya Gıda kodeksine göre Hirfanlı barajında üretilen balıkların Cıva ve fosfat ağırlıklı oldukları için insan sağlığını olumsuz yönde etkiliyor.
 Sadece bu mu? Bölgede Faaliyet gösteren iki fabrika kimyasal atığını doğrudan Kızılırmak nehrine deşarj ediyor. Bu suyun ürettiği sebzeler ne acıdır ki yine pazarlarda yeşillik ve balık olarak tüketiciye satılıyor.
Yoğun olarak Kızılırmak üzerinde kirlenme olduğunu bilmeyen yok. Yeraltı sularımız kirleniyor. Yüzey sularımız açık ara kanalizasyon gibi. Termal sular topraksız tarım yapan şirketler tarafın Reenjeksiyon yapılmadan hunharca kullanıyor. Geriye nemi kalıyor. Kanser…
ASÇED Ekibi olarak Dünya Su Gününü Kutluyoruz.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.