Bu şehir sizin deneme tahtanız değil.
Bu şehir, yıllardır plansızlığın, günü kurtaran anlayışın ve bitmeyen yanlış kararların bedelini ödüyor. Kırşehir'i yönetenlere vatandaşın artık tek bir çağrısı var: Halkın sabrını daha fazla zorlamayın.
Gündem
Yayın: 05 Temmuz 2026 - Pazar - Güncelleme: 05.07.2026 11:58:00
Editör -
Okuma Süresi: 4 dk.

Bu şehir, yıllardır plansızlığın, günü kurtaran anlayışın ve bitmeyen yanlış kararların bedelini ödüyor. Kırşehir'i yönetenlere vatandaşın artık tek bir çağrısı var: Halkın sabrını daha fazla zorlamayın.
Bu şehir, ne İstanbul’dur ne İzmir ne de Adana. Ancak şehrimizi yönetenler, sanki büyük bir metropolmüşüz gibi, işleri kolaylaştırmak yerine zorlaştırmayı tercih etmektedir. Amaçları nedir? Bunu anlamak mümkün değildir. Kararlar, kamu yararı yerine belirli kişilerin çıkarlarına göre şekillenmektedir.
Öncelikle sağlık hizmetleri konusunda yaşananlar kabul edilemez. On yıllık bir hastane, boş araziler varken Bağbaşı yerleşkesine taşınmaktadır. Bu karar, halkın sağlık ihtiyaçlarını göz ardı ederek, bazı kişilerin arsalarının değer kazanması için alınmış gibi görünmektedir. Vatandaşlar mağdur olacak, erişim zorlaşacak ve sağlık hizmetleri sekteye uğrayacakmı onu o zaman göreceğiz.
Valilik binasının yıkımından sonra yerine ne yapılacağı tartışılmış, ancak sonuçta yine belirli kesimlerin tercihleri doğrultusunda hareket edilmiştir.
Emniyet Müdürlüğü’nün taşındığı yeni konum ise hem vatandaşlar hem de polisler için büyük sıkıntı yaratmaktadır. Ulaşım güçleşmiş, hizmet kalitesi düşmüştür. Emniyet binasının çevresinde arsalar ve konutlar yüksek fiyatlara satılmakta, ancak bu durum vatandaşa hiçbir fayda sağlamamaktadır.
Şu günlerde de şehir stadyumunun yeri tartışılmaktadır. Bu süreçte kimin ne çıkarı olduğu merak konusudur. Şehir bir milyon nüfuslu gibi planlanmakta, ancak asıl sorunlar göz ardı edilmektedir. İşsizlik giderek artmakta, memur şehri olmaktan kurtulmak için somut adımlar atılmamaktadır.
Seçim dönemlerinde boş vaatler ve projeler ortaya atılmakta, halk laflarla oyalanmaktadır.
Son sel felaketi ise altyapıdaki yetersizliği bir kez daha ortaya koymuştur. Deprem ve sel riski taşıyan bir bölgede, altyapı hazırlanmadan çok katlı binalara ruhsat verilmekte, otopark ve sosyal donatı alanları ihmal edilmektedir. Sadece dükkan ruhsatlarından gelir elde edilmekte, vatandaşın can ve mal güvenliği ikinci planda kalmaktadır.
Hayvancılıkla anılan şehrimizde veteriner fakültesinin bulunmaması da ayrı bir eksikliktir. Hayvan sahipleri tedavi için başka illere gitmek zorunda kalmaktadır. Kira ve konut fiyatlarındaki artış ise vatandaşın yaşamını çekilmez hale getirmiştir.
Çağrımızdır:Artık rant odaklı değil, halkın gerçek ihtiyaçları doğrultusunda hareket edin. Kararları verirken insanların günlük hayatını, erişilebilirliği ve geleceğini ön planda tutun. Boş vaatler yerine somut ve kalıcı hizmetler üretin. Sokaktaki vatandaşın mutsuz yüzü, yönetim anlayışınızın aynasıdır.
Bu şehir ve bu şehrin insanları bu muameleyi hak etmemektedir. Koltuklarınızda otururken, halka eziyet etmeyi bırakın. Şehrimize sahip çıkın. Gerçek hizmet, ancak bu bilinçle mümkündür.Halk olarak beklentimiz nettir: Adil, planlı ve insan odaklı bir yönetim anlayışı istesek sizlerden.Sizlerde istediğiniz kadar oturabilirsiniz koltuklarınızda.Ama Sigortanız Halk Olsun...
Yorumlar (0)
İlginizi Çekebilir






