88 YILLIK HASRET…
Onu görmeyen gözlerde bunca hasret… Mustafa Kemal Atatürk; bu ülkenin, ‘Can suyudur’…

88 YILLIK HASRET…
Onu görmeyen gözlerde bunca hasret… Mustafa Kemal Atatürk; bu ülkenin, ‘Can suyudur’…
Atatürk’ün Türkiye’sinde siyaset yapan ne iktidar, nede muhalefet, Nede bunlara uşaklık eden
din soytarıları ve de İbişler… Atatürk ve Türkiye’sini tenkit edecek düzeyde değildir...
10 Kasım 1938 günü sonsuzluğa uğurladığımız Cumhuriyetimizin kurucusu, bağımsızlığımızın mimarı
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, 88nci ölüm yıldönümünde bir kez daha saygı, minnet ve şükranla
anıyorum.
Atatürk’ün ömrü toplumsal yaşam bakımından kısacık bir ömürdür. Doğumu 19 Mayıs 1919’da
Samsun’a çıkışı ile başlar, 10 Kasım 1938’de aramızdan ayrılışı ile biter. Toplam yirmi yıl bile değil. Bu
kısacık süreye neler sığdırmadı ki… Özgürlük, Tam bağımsızlık, Ekonomi, Sağlık, Eğitim, Hukuk ve
büyük saygınlık. Kıymetini ne kadar bildik? Bir çırpıda var olan her şeyi. Kimliğimizi sattılar. Ülkeyi
Ortadoğu çöplüğüne çevirdiler. Ülkenin dağını, taşını, ormanlarını, yer altı ve üstü kaynaklarını talan
edip yandaşa peşkeş çekmekten asla çekinmediler. Ülkeyi kara para cenneti, hırsızların yol geçen
hanına çevirdiler. Atatürk’ün zaferlerine Arapları ortak edip, Suriyeli teröristleri kuvveyi milliye ilan edip
tarih yazmaya kalkıştılar.
Atatürk’ü doğru anlamak, tek amacımız olmalıydı… O, ne sadece ‘Ulusal Kurtuluş Savaşımızın’
başkahramanı bir ‘Gazi’, ne dayısının çiftliğinde kargaları kovalayan ‘Mustafa’dır. Ne sadece Türkiye
Cumhuriyeti’ni kuran ‘Kemal’. Ne de milletine uygar dünyanın yolunu açan ‘Atatürk’tür. O, bunların
hepsidir. İşte bu eşsiz özellikleri sebebiyle, gerçek Atatürkçülük; onun kimliğini, düşüncelerini, ilkelerini
ve eserlerini doğru anlamak, yaşamak ve yaşatmaktır.
Mustafa Kemal Atatürk sadece bir ‘isim’ cadde ve meydanlarda birer ‘heykel’ değildir… Mustafa
Kemal Atatürk yaşam biçimidir. Çağdaş ve akıl yolunun ışığıdır. İnsan olmanın. Medeni olmanın
örneğidir. Kaynağını dinden alan ve milliyeti reddeden kurallarla düzenlenmiş ümmet toplum
yapısından, milli bağlarla bağlı millet toplum yapısını hedefleyen liderdir. İnanç ve ibadet özgürlüğünün
yapı taşıdır.
Devlet ve toplum yapısını ve hizmetlerini, hiçbir şekilde ve şarta değişmesi mümkün olmayan
doğmalara değil. Akıl, mantık, bilimsel veriler ve hayattan alan somut gerçeklerle düzenlemek esastır
diyen, diğer ülkelerin hayran olduğu kimliktir, Mustafa Kemal Atatürk… Toplumu çağdaş uygarlık
düzeyinin üzerine çıkarmayı hedeflemiş. Aklın işaret ettiği isimdir. Mustafa Kemal Atatürk.
Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet demeseydi. Sultanlık deseydi. Padişahın kullarıydık.
Ümmettik. Tasmalanmış yaratıklardık. Cehaletin kol gezdiği Afganistan, Pakistan,
Bangladeş’tik. Pazarlarda satılmak için zincirlenmiş kadınlar olacaktı.
Bunlar; Mustafa Kemal Atatürk’ü heykel, fotoğraf ve resimlerden ibaret olduğunu zannediyorlar. Sizler
hiç Yunanlı, İngiliz, Fransız, Rum ve hatta Ermeni’nin ağzından Türkiye Cumhuriyetine, Kurucusu
Mustafa Kemal Atatürk’e‘hakaret veya küfür’ işittiniz mi? İçimizdeki ‘gâvur dölleri’… Namussuz ve
şerefsizler namussuzlukta sınır tanımaz ise, Bir İngiliz artığı, Arap gazeteci Oruspu çocuğu (Kuveytli
yazar Abdülaziz Duwaihi bin…), küfretmek için sıraya girecektir. Kim ki kendi değerlerine küfredenleri
alkışlıyor, sırtını sıvazlıyorsa şerefsizdir namussuzdur. Alçaktır. Böyle bir alçaklığa sahip kimliksizler
önce anasını sorgulayıp kimin tohum artığı olduğunu öğrenmelidir.
Bu kafalar Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna çıkıyor!
Amerika ile birlikte olup Türk ordusunu kafese tıkanlar! Arşivini tarumar edenler! Anıtkabirde “sap” gibi
dikilemeyenler! Siyonizmin kurucusu ve İsrailin fikir babası ve kurucusu“TheodorHerzlin” mezarı
başında dua edenler! İskilipli Atıf’a, Şeyh Sait’e, Derviş Mehmet’e anıt mezar yaptırıp dua edenler!
Türk ordusuna Korgeneral Mustafa Muğlalı ismini kışla kapısından silenler! İyi biliniz ki; bu dünya
sadece sizlerin etrafında dönmüyor. Boynunda Davut yıldızı olan İsrail cesaret madalyası ile dolaşan
adam. Türkiye cumhuriyeti devlet övünç madalyasından Atatürk siluetini çıkartıyor. Bir üniformalı din
baronu Türk askerlerinin başına çuval geçiren Amerikalı generalin elinden aldığı madalya ile dolaşıyor.
Atatürk'e düşman, cumhuriyete düşman, çağdaşlığa düşman, akla düşman, bilime düşman, insana
düşman… Attığı mesajlar, yaptığı hakaret dolu konuşmalar… Öne sürdüğü akla ziyan komplo teorileri
ve kişilik haklarına saldırılar nedeniyle açılan davalar.
Daha vahimi, tam bir zır cahil! Üzerine yüzlerce mesaj döşendiği, hikâyeler ürettiği, yorumlar yaptığı
yakın tarihle ilgili en ufak bilgisi dahi yok! E, tabii; rehberi ‘fesli kadir, Rıza Nur, Fetullah’ olanın
söyleyeceği, o kadar olabiliyor…
Bunlar Mustafa Kemalin kurduğu mecliste saltanatlarını sürdürürken vatana ihanet suçunu işliyorlar.
Mustafa Kemalin kurtardığı bu topraklarda Oruçlarını tutuyor. İbadetlerini yapıyorlar. Yine de
sövmekten geri kalmıyorlar. Bu gidişata çağdaşlık. Devrimcilik. Kalkınmışlık diyorlar. İnkârcılık bu
halkın gırtlağına sokuldu. Okullardan isimleri sökülüyor. Heykelleri kaldırılıyor. Heykeline çiçek
koymayı yasakladılar. Andımızı yasakladılar. Kurumlardan TC harfleri sökülürken, kurumların web
sitelerinden resimleri silindiler. Bayramları tarihten sildiler. Türkün kurtuluşu olan 30 Ağustos zafer
bayramı atanmış general tarafından asker bayramı olmaktan çıkartıldı. Hiç kimse bunlara bu ülkeyi
nereye sürüklüyorsunuz demiyor.
Mustafa Kemal Atatürk'ün tarihsel mirası, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ve şehitlerimiz, gazilerimiz,
Toplumsal hafızada çok derin ve hassas bir yere sahiptir. Türk milletine bağımsız ve özgür bir vatan
bırakan Mustafa Kemal Atatürk'e duyulan minnet ile vatan savunmasında canını feda eden
şehitlerimize, uzuvlarından olan gazilerimiz her türlü özeni ve saygıyı fazlasıyla hak ediyor. Toplumu
birleştiren en büyük maya budur. İnsanlıktan, ahlaktan, utanma duygusundan nasibini almamış
general eskisi MSB bir şehit anasına parmak sallayıp bağırmaktan geri durmadığı gibi hakkında dava
açıyor. Bu adamın biat ettiği adamlar Mustafa Kemal’e olan sevgiyi Sap Gibi dikilmemek için yurt
dışına kaçarken, “Türkiye Cumhuriyetinin sonu gelmiştir” diyen Abdullah Gül göz hastalığı bahane
ederek törenlere katılmayan adamların gözünde adamdan sayılmak için Mustafa kemalin askerleriyim
diyen teğmenlerin ordudan ilişkilerinin kesilmesine asla kılı kıpırdamıyor. Nihat Genç yazmıştı.
“köpekleşmenin tarihi” bu tarih bugün tekerrür ediyor.
29 Ekim’de Atatürk’ün ilke ve inkılâplarına sahip çıkanlar soğuk demeden. Yağmur demeden saatlerce
Tandoğan ve sıhhiye meydanında beklediler. Ankara yine Gelincik tarlasına döndü. Atatürk’ü
kitaplardan silmekle. Bayramları halkın elinden almakla. 30 Ağustosu askerlerden almakla.
Dolmabahçe’yi askerin elinden almakla bu millettin yüreğinden Atatürk sevgisini sileceklerini,
kahramanlarını yok sayacaklarını zannedenler, 10 Kasım Salı günü halkın “atasına” olan saygısının
önünde suratları Çarşamba çanağına dönecektir. Göreceğiz.
Kimse aklından silmesin. Bunun içindir ki Türkiye, bu ülke Atatürk’ü Allah’a, Geriye kalan her şeyi
Atatürk’e borçludur. Saltanat sürenlerde. Çalanlarda. Soyanlarda. Din bezirgânları da. Yoksulluktan
inleyende. Sahte dervişler. Sarosun piçleri. İkinci cumhuriyetçiler. Yobazlar, Onun koltuğuna yığılan
Din Baronları da. Sırası geldiğinde onları biber gazı da, zem, zem suyu da kurtaramayacak. Şimdilik
el etek öpenleriniz çok olsun.
Bunun içindir ki ve de iyi biliniz ki! ‘Atatürk bir isim değildir’. O’nun ismi Mustafa Kemal’dir. Atatürk
ilimdir. Atatürk bilimdir. Atatürk akıldır. Atatürk İnovasyondur. Atatürk gelecektir. Atatürk barıştır.
Atatürk gençliktir. Atatürk Özgürlüktür. Atatürk Bağımsızlıktır. Yüzyıllar sonrasını ön görebilmektir.
Sürdürülebilir kalkınmanın temel taşıdır. Cumhuriyettir. Bu nedenle 20nci yüzyıldan 21nci yüzyıla
fikirleriyle ve eserleriyle değeri giderek artan çağdaş kurucu önderine yapılan her türlü saygısızlığa
tarih isyan eder. Akıl isyan eder. Vicdan isyan eder. Milletin vicdanlı her ferdi isyan eder. Etmelidir.
Buna Cumhuriyetin Savcıları dâhildir…







