Haber Detayı
13 Nisan 2021 - Salı 01:02
 
ANTİK DÜNYADAN GÜNÜMÜZE EKONOMİ; DEĞİŞENLER VE DEĞİŞKENLER.
Nisan ayının ilk haftaları, TÜFE'de (2003=100) 2021 yılı mart ayında bir önceki aya göre 1,08, bir önceki yılın aralık ayına göre 3,71, bir önceki yılın aynı ayına göre 16,19 ve on iki aylık ortalamalara göre 13,18 artış gerçekleşti. Şimdi bu tarz bir cümleyi, birçok gazetenin veya haber kanalının ilk cümleleri olarak duyabilirsiniz.
TARİH-ARKEOLOJİ Haberi
ANTİK DÜNYADAN GÜNÜMÜZE EKONOMİ; DEĞİŞENLER VE DEĞİŞKENLER.

 Nisan ayının ilk haftaları, TÜFE'de (2003=100) 2021 yılı mart ayında bir önceki aya göre 1,08, bir önceki yılın aralık ayına göre 3,71, bir önceki yılın aynı ayına göre 16,19 ve on iki aylık ortalamalara göre 13,18 artış gerçekleşti. Şimdi bu tarz bir cümleyi, birçok gazetenin veya haber kanalının ilk cümleleri olarak duyabilirsiniz. Ekonominin siyaset ve toplumsal olaylarla olan karşılıklı bağımlılığı üzerine ciltlerce kitap yazılabilir. Ekonomide yaşanan dalgalanmaların siyasette ve toplumda getirdiği kargaşalara hem dünya hem kendi tarihimizde sık sık şahitlik ettik. Özellikle Türkiye gibi siyasal ve toplumsal istikrarın devamlı olarak kesintiye uğradığı ve tam anlamıyla süreklilik kazanamadığı ülkelerde, siyasal krizler ekonomide de krizleri beraberinde getirdi.

İkinci Dünya Savaşı dünyayı karanlık bir noktaya itmiş ve Avrupa boydan boya bir harabeye dönmüşken savaşa girmeyen Türkiye de savaşa giren ülkeler kadar ağır bedeller ödemiş ve ülke insanı seferberlik durumu için çıkartılan ağır vergilerin altında ezilmişti.Demokrat Parti’nin iktidara gelişiyle birlikte ülke boydan boya bir şantiyeye dönüşmüş, tarımda elde edilen verim artmış ve ülke büyük bir bolluk dönemine girmişti. Ancak 1954 sonrası ilk yıllardaki bolluk yavaş yavaş kaybolmaya ve 1960’lara doğru baş gösteren ekonomik sıkıntılar, Demokrat Parti’nin ilk yıllarındaki bolluk dönemlerini aratmaya başlayacaktı.1970’lerde ülke bir kez daha büyük bir ekonomik bunalımın içine girecekti. Bu ekonomik bunalımın en önemli sebebiyse 1974’te Türkiye’nin Kıbrıs’a asker çıkarmasıyla birlikte Batı’nın Türkiye’ye karşı başlattığı ambargo olacaktı.70’li yıllar her anlamda ülkede büyük kırılmalara ve kopuşlara sahne olacaktı.90’lı yıllar kaos ve büyük acılara sahne olurken finali tarihe daha sonraları Postmodern darbe olarak geçecek olan 28 Şubat’la değil, ülke tarihinin gördüğü en büyük ekonomik kriz ve dibe vurmuşlukla yapacaktı.

            Yukarıda bahsettiğimiz krizlerin çıkış sebepleri, 1929 Buhranı, Kıbrıs Çıkarması ve Ekonomik Ambargo, 1980 Krizi ve 24 Ocak Kararları, 5 Nisan Krizi ve son çöküş olarak 2001 Krizinde etkisini tamamen göstermişti.

            Avcılık ve toplayıcılıkla geçinen insanlar, günümüzden yaklaşık 10.000 yıl önce mağaralardan çıkıp bir iç deniz olan Konya Ovası’nda suyun kıyısına yerleştiklerinde (Çatalhöyük), “Neolitik Devrim” denilen tarım üretimini ve hayvan evcilleştirmesini gerçekleştirdiler. Kimileri tarım yapıyor, kimileri keçi, koyun, domuz besliyor kimileri de denizde balık avlıyordu. Ama domuz besleyenin mercimeğe, balık yakalayanın buğdaya ihtiyacı vardı. Bunun için de “Takas”ı yarattılar. Sonraları hatta deniz kabuklarını bile “para” yerine kullandılar. Çatalhöyüklüler yakınındaki volkanik dağ olan Hasan Dağı’nın volkanik doğal camlarından obsidyenleri ürettiler. Bir süre sonra koyunla mercimek arasındaki değişimi orantılamak için belirli ağırlıktaki obsidyenleri takas aracı oalrak kullanmaya başladılar. Burada kazı yapan    

meslektaşlarım ise Çatalhöyük evlerinin kerpiç duvarlarına saklanmış olan ve dönemin yatırımı sayılan obsidyen külçeleri buldular. Kazılarda ele geçen obsidyenlerin azlığı veya çokluğu hangi ev sahibinin zengin, hangisinin fakir olduğunu ortaya koyuyor olmalıydı.

            Medeniyet beşiği, uygarlıklar yurdu, güneşin en özel zamanlara doğduğu Anadolu’muz (antik deyişle AsiaMinor), antik dünyada ilk başlarda daha farklı bir modelle yapılanmıştı: Gelenek Yöntemi. Bu örgütlenme bugünkü anlamda piyasa ekonomisinden farklı olarak geleneklere göre, toplumun liderleri ya da bugünkü anlamıyla kamu otoritesi tarafından çözülmekteydi. Hindistan’daki “Kast Sistemi” bunun en özel örneğidir. Tunç ve Demir Çağlarında serpilen birçok krallıkta durum bu şekildeydi. Bunun eski çağda en açık ve en erken kanıtı, Hititlerde fiyatların, ücretlerin, kira bedellerinin yasalarda yazılı olmasıdır. Bu, günümüzde belediyelerin bazı mallara uyguladığı “Narh”(Maksimum Fiyat) yöntemine benzer bir uygulamadır. Kamu otoritesi, fiyatları gelenekler çerçevesinde belirleyerek insanlara dikte etmektedir.

            Asurlu tüccarlar yaklaşık 4000 yıl önce (M.Ö. 1800 civarı) Anadolu halkı olan Hattilerle yaygın bir ticaret faaliyeti yürütüyorlardı. Asurlu tüccarlar, Hattilere kredili olarak sattıkları mallar için yıllık yüzde 30 ile 180 gibi yüksek faiz uygulamaları, kaynaklara “Anadolu’nın İlk Faizi” olarak geçmektedir. Kötü hasat yıllarında borcunun teminatı olan ürünü elde edemeyen Anadolu Tüccarı son derece zor duruma düşüp aileden birini Asurlu Tüccarlara köle olarak vermek zorunda kalıyordu. Borçlarını ödeyemeyen yerel halk sık sık krallara şikâyette bulunuyor, bazen yerel krallar bu tür borç-alacak ilişkisini çözmek için borç silinmesi hakkında fermanlar çıkarıyorlardı. Asurlu tüccarların Anadolu’da merkezi olan Kaneş Karum’u (Kayseri sınırlarındaki Kültepe Ören Yeri) hesapların yapıldığı, tüccarların paralarının yatırıldığı borçların ve vergilerin ödendiği bir nevi “Merkez Bankası” önemindeydi. Bütün tüccarlar Kaneş Karum’daki büyük defterde kayıtlıydı. Tıpkı şimdinin Esnaf Kefaletleri gibi.

            Roma Dönemine geldiğimizde ise 3. Yüzyıl Krizleri adı altında enflasyonun tavan yaptığı dönemlerde Anadolu’da yer alan bazı antik kentlerin “Macellum” denilen et balık pazarlarına eklenen “Narh” kararları (bir başka deyişle EdictumDiocletiani de PretiisRerumVenalium yazıtları) karşımıza çıkmaktadır. Anadolu’da 19 adet olan Macellum yapısının en iyi ve yazıtının en çok olduğu antik kent, benim de yıllarca çalıştığım, emek harcadığım, iyi bir hocaya sahip olduğum ve birçok projesinde yer almaktan gurur duyduğum Aizanoi Antik Kentidir (okunuşu Ayzanoy). Aizanoi Antik Kenti Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesinde yer alan bir Roma kentidir. İnternet kaynaklarında ve yerel kaynaklarda burası “Antik Çağ Dünyasının İlk Borsa Binası” olarak tanıtılmaktadır. Buradaki ilklik kavramı, dönemsel değil tamamen Macellumda yer alan ürün çeşitliliğinin fazlalığı ile alakalıdır. Birçok antik kentin Macellumlarında yer alan Narh yani Tavan Fiyat Kararnamesi az sayıda 

verilirken Aizanoi’da bu rakam binin üstündedir. Bu yüzden buraya “Antik Çağ Dünyasının İlk Borsa Binası” denilmektedir.

            Peki şimdi durum ne? 1.3 milyon emekçinin yararlandığı kısa çalışma ödeneğine son verildi. Elektrik tarifesinde halkın şirketlere ödediği dağıtım bedeli arttı. Devletin de bu şirketlere sattığı elektriğin birim fiyatı düştü! Faiz gelirlerine uygulanan stopaj desteği uzatıldı. İşçiden kesilen 94 Milyar türk lirası bile işçiye kullanılmıyor. Tercih emekçiler değil, her zaman olduğu gibi sermaye. Birçok insan işsiz ve işsiz olmaya aday biçimde üniversitelerin çeşitli bölümlerinden mezun oluyorlar.

            Antik dünyada ve günümüze yakın dönemlerde yıkılan, dağılan, yok olan imparatorluklara, devletlere, hükümetlerin yıkılış sebeplerine bir bakın! Hepsinin en temel noktaları ekonomide birleşiyor. Ne kadar çok mermer kullanırsan o kadar çok ihtişam gösteriyorsun. Helenistik okulların nefis terbiyesi derslerinde öğretilen temel hayat ilkesi ile bitirelim yazımızı: “Hayatta her şeyin sana bağlı olduğunu, neyin bağlı olmadığını bil, buna göre davran; buna göre istekte bulun. Bu dünyaya çıplak geldin, hiçbir şeyin yoktu. Elde ettiklerin de hiçbir zaman sahiden senin olmayacak. Bu yüzden kaybettiğine üzülme. Sahiden senin olan şeyler düşüncelerin ve davranışlarındır. Bunları geliştir!”

                                                                                                                                ARKEOLOG SİNAN ÖZCAN

    

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: ANTİK, DÜNYADAN, GÜNÜMÜZE, EKONOMİ;, DEĞİŞENLER, VE, DEĞİŞKENLER.,
Yorumlar