Haber Detayı
14 Eylül 2020 - Pazartesi 00:00
 
UNUTMADIKLARIM… ESKİ DEFTERLER VE YIRTILMIŞ SAYFALAR.
Seçildiler. Geldiler. Bunlar hangi yolsuzluğu, hangi hırsızlığı, hangi talanı ortaya döktüler. Unutmayın ki; ‘zor’ oyunu bozar. Planlanmış onlarca kirli oyunlara karşı sesleri çıkmayan, talanı vurgunu izlemekle yetinen, oyunu bozmak yerine sessizliği yeğleyen siyasetin neme lazımcı aktörleri.
DÜNYA Haberi
UNUTMADIKLARIM… ESKİ DEFTERLER VE YIRTILMIŞ SAYFALAR.

 

 

Adaletin; suçluların elinde olduğu bir ülkede; suçluların yasası geçerli olur.

Seçildiler. Geldiler. Bunlar hangi yolsuzluğu, hangi hırsızlığı, hangi talanı ortaya döktüler. Unutmayın ki; ‘zor’ oyunu bozar. Planlanmış onlarca kirli oyunlara karşı sesleri çıkmayan,  talanı vurgunu izlemekle yetinen, oyunu bozmak yerine sessizliği yeğleyen siyasetin neme lazımcı aktörleri.

Onlar için din, diğerleri için Atatürkçülük sosyal kontrol aracı olarak kullanılan bir ülkenin, bir şehrinde yaşamak. Demokrasi isyanların rejimidir.

Halkın koltuğunda sessiz sedasız oturmak. Halkı sömürmek. Geçmişi silmek. Geleceği umursamamak Demokrasi olamaz.

Hırsızlar asla yalnız değildirler. Yanlarında; yol gösterenler, destekleyenler, bekleyenler ve oylayanlar vardır. Bir zamanlar ceplerinde simit parası, altlarında binecek otomobili olmayanların çok değil birkaç yıl içinde bugünkü ulaştıkları servetleri dudak uçuklatıyorsa, sadece hırsızlara değil. Ortaklarına da bakmak gerekir.

Çalış seninde olur. Çal seninde olur!

Cehaletin kutsandığı topraklarda, hatta bu şehirde tek göz odada yaşarken, kafasına talih kuşu sıçan kaç kişi vardır? Diğer zenginlerin içinde su satarak zengin olmuş kimler vardır? Desem. Kılıf hazır. Anam zengin, kayınpeder milyoner. Dededen miras kaldı. Birde yalancının desem! Siyasetin kutsadığı, ihale takipçileri millet oylarıyla hırsızlığı, talanı, vurgunu kendisine meslek edinmiş, arsız ve yüzsüzleri alkışlayan; seçmenin ’de kaçı sizce bu rakamın içindedir!

Çalarlarsa; Kentlerde meydana gelen doğal ve insan kaynaklı değişiklikler, kentlerin sosyal, ekonomik ve çevresel yapıları, habitat kaybı, kirlilik, yoksulluk, toplulukların yerinden edilmesi ve işsizlik gibi sorunlar ile ciddi bir şekilde etkilenir.

Çalarlarsa; Planlama literatüründe “bir kentin değişen koşullara cevap verme kapasitesini destekleyen kalkınma koşullarını yaratmak” olarak tanımlanan adaptasyon planları kişisel çıkarlara uyarlanmışsa, sessizlik giderek daha fazla kabul görmeye başlamış ve kimseden ses çıkmıyor millet suskunsa onlar dada cesur olurlar.

Çalarlarsa; Günümüzde, kişisel değişimlerin etkisi kentlerin sınırlarının çok ötesinden görülüyorsa! Kentsel planlama marifetiyle, kamu yerine kişisel çıkar hâkim kılınmışsa birilerinde mutlak değişim olacaktır.

Aydınların aydınlatamadığı halkı, soytarılar aldatır!!!

Kentsel planlama alanıyla ilişkili bilimsel rol verilmiş veya üstlenmiş insanlar ve karar vericiler; siyasal aktörler tarafından; baskı, tehdit, içinde risk almaktan çekindiği sürece cehaletin sözü geçerli olacaktır.

Kokuşmuşluğu görmezden gelmek bayağılıktır. Alçaklıktır. Yolsuzlukla, talanla, hırsızlıkla mücadele edeceklerini beyanla tepemize çıkanlara bir bakın. Hani tüm yolsuzlukları ortaya çıkartıp itin uğursuzun kirli çamaşırlarını kent meydanına sereceklerdi!

Riskler altında adam sendecilik sessiz yığınlara karışmış ise; oluşturulan çarpık değişimlerle başa çıkmak zora girecektir. Dürüstlerde en az hırsızlar kadar cesur olmalıdır. Sözü; askıda kalıyor demektir.

Bu şehirde meralar talan edildi. Mutlak tarım alanlarına endüstriyel hayvancılık ruhsatları verildi. Hazine arazileri talan edildi. Belediye çeşitli atraksiyonlar ile kent merkezindeki arsaları kelepire çevirip yeni,  yeni ortaklıklar, zenginler hatta milyonerler icat edildi. Başka illerde ne kadar kokuşmuş bürokrat varsa bu şehre ataması yapıldı. Müdür payesi verildi.

Geçmişte kaldı diyenlere bir hatırlatmam var… Kusuru yüzüne söylenmeyen adam; ayıbını marifet zanneder.

Özbağ kasabası yönünde 2320,00 M² bir arsa… Doktorlar sitesi karşısında. Bu arsa Belediye’ye ait. Dönemin Belediye başkanı Halim Çakır. (Kendisi hayatta. Bu konuyla ilgili görüşmek isterseniz size Telefon numarasını verebilirim) O günlerde bu alana Akaryakıt İstasyonu yapmak için birileri talip oldu. Ben bir entelektüel olarak karşı çıktım. Halim Çakır beni telefonla aradılar. “Mustafa abi o alanı yeşil alana çevireceğiz. Kuşkun olmasın”. O alan o günlerde yeşil alan olarak kabul gördü. Ya sonra!

Selahattin Ekicioğlu aç bu dosyaları. Minare kılıfa nasıl sokulmuş gör. O gün bu revizyon talanını oylarıyla kutsayan Belediye meclis üyeleri. Belediye Başkan yardımcıları.

İktidar el değiştirdi. Çakır gitti. Bahçeci geldi. Bu arsa H… isimli bir şirkete satıldı. Bu şirket kimin mi? Sizler biliyorsunuz. Bu şirketin başındaki adam bu arsa için şimdi ne istiyor biliyor musunuz? Tam tamına 3,5 milyon Türk Lirası. Belki bugünlerde biraz daha yükselmiştir. Dövize yönelik olarak. Peki o gün kaç liraya aldı? Bu meclis kararını bulmak çok mu zor!

Özel İdare Eski Genel Sekreteri Bektaş Aydoğan. Size de sorularım var. Dürüstçe cevaplar mısınız. Bugün üzerine gökdelenler dikilen Özel İdare eski arsasının dosyasını açalım. Ben yanılıyorsam yargılanmaya hazırım. Bu yazının ardından belgeleri. Hatta bakanlık yazılarını ortaya dökeceğim. Sizden biraz vicdan istiyorum. Bu talana sizde göz yumdunuz.

Sevdiğin bölgesinde mutlak tarım alanlarına, 2005 yılında “Turizm Bölgesi” ilan edilmiş Hirfanlı sahil bandına nasıl kıyıpta endüstriyel tarım için geçit verdiniz. Bu bölgede topraksız tarım için. Küçük çiftçilerin haritadan silinmesi pahasına il tarım Müdürü ile nasıl yol verdiniz.

Bu şehirde, Gürcistan’dan getirilmiş, Bulgaristan’dan küpelenmiş, Konya’da satın alınmış; Vebalı kaçak koyunlar satıldı. NTV haber oldu. Gıkınız çıkmadı. Bende o günün fotoğraf ve videoları. Hatta haber özetleri var.

Çevir gaz yanmasın, efendim uyanmasın. Rantın babası kapıya dayandı.

Bu şehrin STK’ları neden suskun. Siyasi partilerin temsilcileri. sıra size geldiğinde elde ne kalır bilmem ama! O gün geldiğinde iyi bir öpücüğü hak edersiniz umarım.

Göz göre, göre bu kentin altı oyuluyor. Bir cümle kuramıyorsunuz. Malı götüren altında Masteng ile Üsküdar’ı gitti.

Herkesin Tanrısı kendi vicdanıdır. Desem! Sizin Tanrınız nerenizde?

Bir zamanlar yolsuzluklarla çalkalanan bir kurumu deşifre etmiştim. O kurumun başındaki adam, üzerime avukat ordusuyla gelmişti. Ben bir yıl içinde 116 kez savcılığa 20 kez polis karakoluna çağrılarak bir rekorun sahibi olmuştum… O kişiye tek bir cevabım oldu. “Sen üzerime istersen avukatlar ordusu ile gel. Senden korkmuyorum…  Başaramayacaksın. Çünkü ben haklıyım. Sen çaldın…”... Haklı olduğum ortaya döküldü. Ben o gün olduğu gibi bugünde haklıyım.

İsyanı olmayanın erdemi olmaz.

Yenilen, çalınan bu aziz milletin refah payı. Nasıl bir vicdandır ki; bu şehirde, bu ülkede sorgulaması gerekenlerde umarsızlaşmışlar. Dalavereli ilişkiler. Al takke ver külah.

Neyzen Tefik öyle güzel tanımlamış ki; Lütfen kimse üzerine alınmasın. Bu bir hiciv.

'Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;

Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! Dediler…

Künyeni almak için, partiye ettim telefon.

Bizdeki kayda göre, şimdi o meb’us dediler'!.. Neyzen Tefik.

Kaynak: Editör: MUSTAFA BAĞ
Etiketler: UNUTMADIKLARIM…, ESKİ, DEFTERLER, VE, YIRTILMIŞ, SAYFALAR.,
Yorumlar
Diğer Haberler
Haber Yazılımı